Seçimler Vesilesiyle Hopa’yı Nasıl Okumalı?

2014 yerel seçim sonuçları Hopa'da solun başarısız olduğunu mu gösteriyor? Ve eğer cevabımız evetse, bu başarısızlık yeni bir durum mudur?

Bu makale 30 Mart seçim sonuçları üzerinden Hopa için bir “siyaset belgesi” niteliğinde olacak fakat ilgilendiği alan sebebiyle sosyolojik ve etnik girdiler de barındıracak. Ayrıca yörenin bir insanı olduğum için yazının kimi yerlerinde bazı kişisel anılara göndermeler içeren değiniler de görülecek.

Hopa’da ne oldu?

Doğu Karadeniz’in küçük lâkin mühim kentlerinden Hopa’da 30 Mart’ta 11 bin 612 seçmen sandık başına gitti. Bu Hopa’da seçime katılım oranının yüzde 86 olduğunu gösteriyor.

Hopa’daki seçim sonuçlarını pek çok insan nezdinde “sıradışı”, sol içinse üzücü hâle getirense oyların yüzde 40.36’sını alan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) belediyeyi kazanması oldu.

Sol siyasetin gücünün görünür ve ülke çapında bilinir olduğu ve iki dönem önce belediyesi Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nde (ÖDP) olan Hopa’da artık “en büyük güç” AKP. Üstelik bu, Metin [Lokumcu] hocamızı kaybettiğimiz 31 Mayıs 2011 Hopa direnişinin psikolojik etkileri hâlen sürerken oldu. Yani Hopalıların adı tüm yurtta olumlu ya da olumsuz bir imayla “eşkıya”ya çıkmışken.

Hopa’da birinci olan AKP’yi 23 oy farkla (yüzde 40,16), geçen dönem belediyeyi kazanan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) takip etti. Seçimde propaganda dönemi boyunca öne çıkan iki rakipten ÖDP adayı Enver Korzay yüzde 7.35 (828), HDP adayı Yılmaz Topaloğlu yüzde 5.52 (622) oranında oyda kaldılar. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) yüzde 4.85’i (546), Saadet Partisi yüzde 1.51’i (170) görebildi. Seçime katılan Büyük Türkiye Partisi (BTP) adayı 20, Büyük Birlik Partisi (BBP) adayı ise yalnızca 6 oy aldı.

Şimdi burada, çok yüksek sesle konuşulmak istenmese de AKP’nin Hopa’da seçimleri kazanabilme ihtimalinin zaten bulunduğunu ve seçim öncesinde de bu mesele üzerine az çok tartışmalar yürütüldüğünü belirtelim. Ancak, AKP’nin seçimi kazanması çoğu kişiye göre bir ihtimal olarak görülse de AKP’nin oy patlaması gerçekleştirmesinin yine de esaslı bir şok sebebi olduğunun da altını önemle çizmemiz gerek.

Peki bu sonuçlar Hopa’da solun başarısız olduğunu mu gösteriyor? Ve eğer cevabımız evetse, bu başarısızlık yeni bir durum mudur?

Önceki seçimlerdeki sonuçlarla karşılaştırma

HOPA

Yukarıdaki soruya cevabımız “evet”. Evet, 30 Mart günü sol siyaset Hopa’da başarısız oldu. Fakat bu “aa nasıl olur!” diye şaşakalabileceğimiz yeni bir verili durumu da sunmaz bize. Zira ilçede sosyalist sol geçen seçimde de başarısızdı.

2009 yerel seçimlerinde Hopa’da CHP yüzde 35.5 oyla birinci parti olup belediyeyi kazanmıştı. AKP o seçimde yüzde 27.3 oyla ikinci oldu. Sosyalistlerse o sene yine iki bloğa bölünmüştü. ÖDP’nin Halkevleri desteğindeki adayı yüzde 8.1 oy alırken, diğer “sol” grup ve kişilerin (Demokratik Güç Birliği) desteklediği ve ÖDP’nin eski belediye başkanı, bağımsız aday Yılmaz Topaloğlu yüzde 18.8 oy aldı.

Yazının bu durağında Demokratik Güç Birliği’nin (DGB) ne olduğunu açıklamak şart. DGB’nin bugünkü Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile eşdeğer olduğunu kesinlikle düşünmemek gerek zira orada parti olarak asıl iki güç öncelikle SosyalDemokrat Halkçı Parti (SHP), sonra da Demokratik Sol Parti (DSP) idi. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) o sene ÖDP’yi desteklemişti, Emek Partisi’ninse (EMEP) tavrı ne olmuştu bilmiyorum, fakat Topaloğlu’nun muhakkak sosyalist destekçileri de vardı.

Bu yüzden HDP’nin bugün aldığı oyla, DGB’nin 2009’daki oyunu karşılaştırıp, HDP’nin o güne göre “düşük” oy aldığını düşünmemek gerek. Yani DGB tam anlamıyla sosyalist bir oluşum değildi ve daha önemlisi alınan 1819 oyun çoğu Yılmaz Topaloğlu’nun (*) “şahsına” giden oydu.

Bu arada Hopa okumamıza katkı için, o sene Topaloğlu’nun partisi ÖDP’den ayrı olarak neden aday olduğunu da açıklamak zorundayız.

ÖDP, Topaloğlu’yu hakkında ihraç istemiyle disiplin kuruluna verdi, Topaloğlu da bunun üzerine istifa etti. Bu olay ÖDP’de bildiğimiz “büyük çatırdama”nın yaşandığı süreçte gerçekleşti, hatta sürecin işaret fişeği bu ihraç/istifa meselesidir de denilebilir.

Bilindiği üzere ÖDP, habercisi, Ufuk Uras’ın Demokratik Toplum Partisi (DTP) desteğiyle milletvekili oluşu olan çatırdamayla sarsılmış, “AB’cilik”, “Ergenekonculuk” gibi tartışmalar eşliğinde gidilen 1-2 Şubat 2009 tarihli Olağanüstü Kongreyle de Oğuzhan Müftüoğlu destekli Devrimci Dayanışma grubunun parti içi iktidarı ele alıp, Uras ve ekibini daha sonra da diğer klikleri tasfiyesiyle “çatırdama süreci” son bulmuştu.

Bu zaruri parantezden sonra Hopa’ya dönelim. ÖDP’nin 2009’da aldığı oy 783’tü, yani bu parti bugün oylarını 45 kişi arttırmış. Önemsiz bir artış olsa da, bu, partinin belli bir tabanda sabitlendiğini gösteriyor. Yine 2009’da CHP’yi ve Topaloğlu’na giden tüm oyları “sol” saydığımız vakit oran ÖDP’yle birlikte yüzde 62.4; bu oran sayısal olarak 6045 oya tekabül eder. Bu sene ise bu oranlar yüzde 53 ve 5972.

2011 genel seçimlerinde ise tablo şu şekildeydi: “Sol”un oy oranı yüzde 50.6 (9864 kişi. Köylerin dahil olduğunu unutmayalım). Bu seçime bilindiği üzere ÖDP, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) reddi sebebiyle girememişti. Seçimde Hopa’da CHP yüzde 50.1’le birinci, AKP yüzde 35.3’le ikinci, MHP yüzde 11.7 ile üçüncü parti olmuştu. Türkiye Komünist Partisi (TKP) 26, EMEP ise 58 oy alabilmişti -“sol” hesabına DSP’yi de kattık: 13 oy-.

Son genel seçimin sonuçlarını bu yılki yerel seçimin il genel meclisi sonuçlarıyla da karşılaştırabiliriz. ÖDP burada yüzde 7.07 (1473) oy aldı. HDP ise yüzde 3.08 (641) oyda kaldı. Yani ÖDP-Halkevleri’nin köylerde de belli bir gücü varken, HDP oyları kentle sınırlı kalıyor. İl Genel Meclisi oylarına göre CHP Hopa’da yüzde 38.74’le (8070 oy) birinci parti. AKP ise 7472 oyla (yüzde 35.8) ikinci. Hopa’daki önemli güçlerden biri olduğu pek bilinmeyen MHP ise 2366 oy ve yüzde  11.36 oranla  ilçenin üçüncü partisi. Bu sonuçlara göre Artvin İl Genel Meclisi’ne CHP 2, AKP 1 üye gönderiyor.

2009 yerel seçimlerinde ise İl Genel Meclisi sonuçları şu şekilde olmuştu: CHP yüzde 30.81, AKP yüzde 28.17, DSP yüzde 12.64, MHP yüzde 11.66, ÖDP yüzde 6.76. Aynı sene Artvin’de AKP yüzde 38’le birinci, CHP yüzde 25’le ikinci oldu. MHP’nin Hopa ve Artvin genel ortalaması aynı. ÖDP’nin ise Artvin genelindeki oyu önemsiz bir oranda. Ayrıca Hopa’da o sene EMEP 201, TKP ise 46 oy alıyor.

Beri yandan Hopa Anayasa Referandumunda da (2010) yüzde 63.04’le “hayır” demiş! Bu yüzde 63’lük AKP karşıtı sayılabilecek yekun, bugün il genel meclisi sonuçları üzerinden değerlendirdiğimizde “yüzde 65’le” eş değer. Yani AKP artık Hopa genelinde yüzde 35’lik “sabit” bir tabana yaslanıyor.

Ve bugünün izahlı sonucu: AKP kent merkezinde de oylarının üstüne tam 13 puan ve 1888 kişi koyarak belediyeyi de alabiliyor. CHP ise oylarını 1075 kişi ve 5 puan arttırmış. ÖDP ve MHP oyları ise hemen hemen sabit. Önceki seçimde bağımsız aday Yılmaz Topaloğlu’na giden oyların da çoğunun böylece CHP’ye gittiği anlaşılıyor. Öyleyse AKP Hopa’da böyle bir seçim başarısı nasıl elde edebildi?

Sanırım bu sonuçlar bize en fazla şunu gösterir: Hopa’da 1552 yeni seçmenin ezici çoğunluğu AKP’yi tercih etti. Yani sol ya da “sol”, yeni seçmene güven veremezken, iktidar partisi tüm şartlar kendi aleyhine görünmesine karşın bu kesimi kazanmayı bildi.

Hopa’ya bakmak

LAZICA

Hopa, Doğu Karadeniz’de bir liman kenti olması hasebiyle küçük ölçekli bir ticaret merkezi. Aynı zamanda bir sınır kenti olmasıyla da önemini ikiye katlıyor.

Ancak bunun kent adına olumsuz girdileri de var, sınıra bu kadar yakın olmak, Hopa’nın yörede ”fuhuş sektörü”yle anılmasını da beraberinde getiriyor. Yakın ilçelerde çay parası alındığı vakit pek çok erkek ortamında  “Hopa’ya gitmek” sözü yankılanır, burada Hopa’ya gitmekten kasıt, oranın doğal güzelliklerini görmek değil, eski Doğu blokundan kadınlarla para karşılığı cinsel birliktelik hevesidir.

Ancak sınırın açılması ve hele Gürcistan’a geçişlerin vizesiz hâle gelmesi Hopa’nın “yıldız”ını bu anlamda söndürdü. Ve Batum gerçeği yöreye yüz sene sonra geldi. Fakat bu kez kumar, ”fuhuş” ve her nevi gayr-ı meşru işle yozlaşmayı da katbekat arttırıp yöreye sokarak.

Doğu Karadeniz’de, özellikle de Hopa’da yozlaşma, kendi kültürüne yabancılaşma ve ”fuhuş sektörü” gerçeğinin getirdiği diğer ailevi ve toplumsal gerilimler zaten had safhadayken sınırların açılması durumun kötülüğüne tuz biber ekti. Buna bir de işsizlik gerçekliği ve çayda emeğin karşılığının hiçbir biçimde alınamaması eklenince Doğu Karadeniz’de işlerin hiç de iyi gitmediği anlaşılıyor.

Doğu Karadeniz’in özellikle batısında yükselen milliyetçilik ve Kürt, gayr-ı Müslim düşmanlığı ile genel gericileşme hâli de kendini faşist örgütlenmeler ve linç kampanyalarıyla epeydir gösteriyor. Lazistan’da, yani Pazar’la Hopa arasında bu açıdan durumun daha iyi olduğu söylenebilir olsa da bölge her geçen gün daha fazla sağa kayma gerçekliğiyle de karşı karşıya.

Hopa (Xop’a) geleneksel nüfus yapısı açısından bir Laz kenti ve Lazistan’ın Pazar (Atina) ve yeni yükselen Ardeşen (At’raşini) ile birlikte en önemli şehirlerinden. Fakat Hopa’da demografik durum günümüzde değişti. Kent merkezi otuz sene önce neredeyse tamamen Laz iken, bugün durum Hemşinliler ve Lazlar arasında “yarı yarıyadır”. Ama elbette ki her iki etnik gruba göre kendi nüfusları daha fazla.

Otuz sene evveline kadar Lazlardan gördükleri yoğun baskılar sebebiyle “şehir merkezine inemeyen”, inse de saldırıya uğrayan -“kalın kaburgalı Ermeni” deyimi dayak yiyen bir Hemşinli’nin bir hafta sonra kente sapasağlam dönmesinden türetilmiş- Hemşinliler bugün şehrin en önemli denge unsurlarından ve belirleyenlerinden. Lazların hızla büyük şehirlere, Hemşinlilerin de köylerden kente akını bu yeni demografik durumu yaratmış.

Bu değişim de kentte bir etnik gerilim hâline zemin hazırlıyor. Lazlar ve Hemşinlilerin beraber yaşadığı hiçbir yerde olmayan ayrımcılık ve düşmanlık sorunları Hopa’da ne yazık ki vaki. Liselerde bile okul çıkışı sözleşmeli etnik grup kavgalarına sebebiyet verebilen bu hoşnutsuzluk hâli elbette ki siyasete ve özellikle seçimlere de yansıyor.

Hopa’da seçimlerde adayların Laz ya da Hemşinli oluşu ayrı bir önem arz eder ve bunun sonuçlara etkisi olur -bu Çamlıhemşin’de de böyle ama oradaki durum daha çok “tatlı bir rekabet” havasında-. Örneğin 2004’te ÖDP’nin Halkevi destekli adayı Yılmaz Topaloğlu’nun belediye başkanı olarak seçilmesinde, muazzam bir seçim çalışması dışında, onca Laz aday içinde bir tane Hemşinli adayın ÖDP’den çıkmış olmasının da kuşkusuz inkâr edilemez bir etkisi olmuştu.

ÖDP’nin Hopa’daki seçim başarısı çok konuşulsa da bu epey bir zorlanarak ve esas olarak çeşitli partilerde büyük paydalara bölünmüş Laz ve diğer etnisite oyları arasından sıyrılarak kazanılabilen bir başarıydı. Ha, bu elbette Hemşinlilerden hiç başka bir partiye oy gitmediği ya da ÖDP’nin Lazlardan hiç oy alamadığı anlamına gelmiyor. Fakat genel tablodan söz ediyoruz.

Netice olarak o gün ÖDP yüzde 23.6, CHP yüzde 22,2, AKP yüzde 21.1, ANAP yüzde 17, MHP yüzde 13.1 oy aldı. Sonuç açık, ÖDP nefesleri kesen bir yarıştan sonra belediyeyi kıl payı bir farkla ve birden fazla rakiple yarışarak alabilmiş.

Ayrıca belirtelim, ÖDP’nin başarısında büyük bir aileye mensup olan Yılmaz Topaloğlu’nun da şahsi katkısı vardı, yani mesele ne salt politik; ne salt etnik. Arhavi’deki kadar olmasa Hopa’da ve her ilçede önemli ailelerin seçim sonuçlarına etkisi olur. -Lazistan’da bu açıdan Arhavi öne çıkar. Ancak genel olarak Doğu Karadeniz’de bu durum en tuhaf biçimiyle Of’ta görülür. Of’ta sanki bütün partilerin adaylarının Sarallardan olması gibi bir “zorunluluk” var!-

Bu seneki seçimlere bakıldığı vakit de, ilgililerce, AKP’nin Laz adaylara karşı Hemşinli bir aday çıkarmasının etkili olduğu ve AKP’nin böylece seçimleri kazanabildiğinin konuşulduğu görülür. Bu şüphesiz etkili olan bir parametredir ancak başarıyı açıklamak için yeterli değil, yukarıda bu durumun analizini yapmaya çalıştık. Ayrıca etnik etkenlerden bahsedildiği vakit Hopa’da küçümsenemeyecek oranda olan ve “Rizeliler” (Hemşince: Erzetsi. Lazca: Rizenaepe/Rizenurepe) denilen göçmen Türk nüfusunun genel AKP tercihini de unutmamak elzem.

Fakat sonuç olarak Hopa’da seçimlerin kazananı AKP, kaybedeni sol olsa da solun umutsuzluğa kapılmak gibi bir hakkı yok. Hopa’da sokağın uzun yılardan beri sosyalistlerden sorulması ve devrimcilerin gücü, onca baskıya ve resmi/sivil provokasyona karşın değiştirilememiş bir gerçekliktir.

Bugün de dün olduğu gibi sola, sandık günlerini beklemektense, sokakta etkin ve kudretli bir muhalefeti örmek ve halkı kazanarak, onu mevki, koltuk hırsıyla küstürmeden, “devrimci Hopa”yı daha güçlü bir biçimde yeniden kurabilmek düşüyor. Çünkü düzenin yarattığı çarka bir kez katılırsanız ve onun kurallarına göre oynamayı kabul ederseniz kaybetmekten başka bir şansınız yok demektir. Tıpkı bugün olduğu gibi.

Hopa’da solun kaybetmesinin sebebi ne ÖDP-HDP bölünmesi (**), ne tek başına etnik ya da sosyolojik dengeler, ne iktidar baskısı. Buradaki en başat sorumluluk solun “iktidar”ı boyunca Hopa’nın yerleşik sorunlarını sağaltmak için yeterince ciddi çaba göstermemesi ve halkın güvenini büyük ölçüde yitirmesidir. Burada yapılan yanlışları düzeltmek de yine solun elindedir.

Sonuç olarak Hopa ANAP’a nasıl bırakılmamışsa, AKP’ye de bırakılmayacaktır.

(*) Merak eden okuyucuyu bilgilendirmiş olalım Yılmaz Topaloğlu, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (YSGP) üyesidir.

(**) Meselenin bu noktasında da çoğunlukla küfre varan eleştirilerin neredeyse sadece HDP’yi hedef alması da ilgi çekici. HDP’nin seçimlere girdiği için “AKP ile işbirliği içinde” diye suçlanıyor oluşu -seçime girmesi dışında da suçlamalara malzeme bazı “şehir efsaneleri” de var- fakat ÖDP’ye pek bir şey denmemesi, herhâlde ÖDP’nin ilçede temel partilerden biri olma hüviyeti kazanmasıyla ilişkili. Ayrıca bu anti-HDP atmosferi Hopa’daki solun önemli bir kısmındaki Topaloğlu sevgisizliğiyle de mündemiç -Topaloğlu’nun belediyeyi “sağ politikalarla yönettiği” “genel” bir eleştiri-.

Notlar

Yazının bu “bonus” bölümünde, yazıyı boğmama kaygısıyla “ayrı bir okuma parçası” olarak değerlendirilebilecek birkaç küme hâlinde ve neredeyse toplamda yazının kendisi kadar uzun notlar paylaşmak istiyorum.

Bunlarla ilgili bir oturuşta en aşağı 10-15 sayfa yazabilirdik ama sonuçta kitap değil, bir internet sitesi için makale yazma çabasındayız. Editörün hoş görüsüne sığınarak, yazıya küçük notlar hâlinde de olsa bunları ekliyorum, eklemesem rahat uyuyamazdım.

Not 1

Hopa’daki Laz-Hemşinli hoşnutsuzluğuyla ilgili bir anı: Yaklaşık sekiz sene evvel Ankara’da Büyük Ölüm Orucu Direnişi’yle ilgili ülkenin dört bir yanından gelen Dev-Genç’lilerin katıldığı bir etkinlik yapmıştık. Etkinliğe Hopa’dan da arkadaşlar gelmişti. Bu Hopa Dev-Genç’ten arkadaşlardan birini evimizde misafir ettik ve o sıra ailem de Ankara’daydı. Arkadaş Hemşinli’ydi. Gece fena hâlde hastalandı ve ailecek sabaha kadar iyileşmesi için uğraştık. Hemşinli arkadaşın sabah kendine geldiği vakit ilk söylediği sözse, bir “övgü” mahiyetinde “siz nasıl Laz’sınız!” olmuştu (!).

Hâlbuki bizim oralarda, yani Pazar’da ve diğer müşterek ilçelerde Laz-Hemşinli hoşnutsuzluğu Hopa’daki seviyelerde değildir. Her yerde bir tür önyargı örgütlenmesi olsa da ilişkiler son derece dostanedir. Elbette Hopa’da da Lazlarla Hemşinliler arasında bir savaş yok ama vaziyetin bir hayli kötü olduğunu en iyi o gün, bu devrimci arkadaşın o sözünden anladım: “siz nasıl Laz’sınız!”.

Not 2

Lazistan’ın etnik yapısı/Lazlar ve Hemşinliler: Doğu Karadeniz’in Lazistan dışında çok büyük çoğunluğu Türk’tür ve Trabzon’daki 50-60 Rumca anadilli köy ile özellikle Artvin, Ordu ve Giresun’daki Gürcüler dışında nüfus Türkçe anadillidir.Etnik Lazistan ise beş ilçeden -Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi, Hopa- ve Çamlıhemşin ile Borçka’nın kuzeyinden oluşur. Çamlıhemşin’in önemsiz bir farkla çoğunluğu Laz’dır. Geriye kalan nüfusun küçük bir Türk toplum dışında çoğu Hemşinli’dir. Borçka’nın ise tahminen yüzde 30’u Laz  (yüzde 60 Gürcü, yüzde 10 Hemşinli ve biraz Türk). Murgul da sanırım yaklaşık yüzde 90 Gürcü, yüzde 10 Laz ve bir miktar Türk. İkizdere’de de asimile olmuş dört Laz köyünden söz ediliyor fakat köylerin adlarını bilsek de iddia için net veriler yok.

Lazistan’ın beş ilçesinin (Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi, Hopa) yüzde 80’inin Laz olabileceğini tahmin ediyorum. Geriye kalan nüfusun kahir ekseriyeti ise Hemşinli’dir ve burada en önemli nüfus Hopa’dadır (yüzde 30-40-50+?). Lazistan’da iki toplum dışında üçüncü grup Türklerdir (Rizeli, Erzurumlu, Trabzonlu, Bayburtlu, Gümüşhaneli, Anzerli ve sadece Ardeşen’de Şavşat göçmeni Ahıskalı. Bu göçmen nüfus en fazla Pazar ve Hopa, en az Arhavi ve Ardeşen’de olmak üzere tüm ilçelerde yaşar). Yine Lazistan’da az sayıda Gürcü (Pazar ve Hopa), Poşa (Pazar, Hopa, Arhavi, Ardeşen) ve Kürt de (Pazar, Hopa) yaşıyor. Lazların anadili bir Kafkas dili olan Lazcadır. Hemşinliler Hopa ve Borçka dışında kendilerine özgü bir aksanla sadece Türkçe konuşur -Lazca konuşan “marjinal” aile ve kişiler dışında-. Hopa ve Borçka Hemşinlilerinin anadili ise Batı Ermenice ile ilişkili Hemşincedir. Hemşinliler Hopa dışında en fazla Pazar’da (yüzde 20?), en az Ardeşen’de (yüzde 5-10?) yaşar. Fındıklı’da da Hemşinliler var (yüzde 10-15?) fakat Arhavi’de hiç yok. Az sayıdaki Gürcüler Gürcüce konuşuyor, Poşaların Lomavren (Çingene Ermenicesi) bildiğine dair herhangi bir verim yok, Artvin’in daha içlerinde yaşayanlar belki biliyorlardır. Kürtler (Ağrılı, Ardahanlı ve Karslı) Kürtçe bilseler de yeni nesil Doğu Karadeniz kültürünün etkisi altında kalıyor. Türkler arasında ise bir “biz” olma duygusu yoktur, hepsi yöresine göre farklı bir toplumdur, içlerinde en önemlisi Rizelilerdir. Rumca etkisinde kalmış bir Karadeniz aksanıyla Türkçe konuşurlar ancak Hopa’dakilerin Laz Türkçesinden etkilendiklerini gözlemledim ve bu etki Lazistan’da genelleşmekte. Hopa’daki Hemşinlilerin Türkçesi de garip bir şekilde Lazlarınkine daha yakın, yani Batı Hemşinlilerinki gibi öyle çok “ayrıksı” değil.

Ayrıca Lazistan dışında Hemşin de, merkezdeki Türk nüfus dışında tamamen Hemşinli. İkizdere’de de Hemşinliler Türklerden sonra en büyük nüfus. Çayeli’nin sahil kesimi civarı Türk (Horum denir), yüksekleri ise yoğunlukla Hemşinlidir. Doğu Karadeniz’de Lazistan dışında sadece Giresun’da iki köyde Laz var, bunlar muhacir. Araklı ve Arsin’de de 10’dan fazla muhacir Hemşinli köyü var.

Hemşinliler Hemşin’i ve Çamlıhemşin’i (özellikle de Zuğa’yı) esas olarak 18. yüzyılda terk ettiler ve Lazistan’ın içlerine Hopa’ya dek ilerlediler. Bölgeye (Hemşin’e) ilk girişleri ise 8. yüzyıl. 19. yüzyıldaki göçlerle Erzurum’un kuzeyine doğru da bir hareket oldu. Lazların ise 4 bin yıldır bölgenin kadim halkı oldukları biliniyor.

Laz halkının Sakarya, Kocaeli, Düzce, Bursa, Yalova gibi illerde de yüzlerce muhacir köyü var, 1877-78 Osmanlı-Rus harbi sonucu.

Not 3

Lazistan’da Sol: Lazistan’da sol her zaman etkili bir siyasal odak olmuştur ancak durum ’80’den sonra, özellikle de ’90 başlarından itibaren tavsamaktadır. Bölgede hızlı bir sağcılaşma trendi var. ’80 öncesinde bölgede ilçeler bazında ayrıntıya girmeden söylersek Devrimci Yol (DY), Türkiye Devrimci Komünist Partisi (TDKP), Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi/Halkın Devrimci Öncüleri (THKP-C/HDÖ) ve Halkın Yolu (THKP-C/ML. Daha sonra TKİH. En son TKP/ML Hareketi’yle birleşip MLKP olacak) çok güçlü ve etkili örgütlerdi. Devrimci Sol’un (DS) faaliyeti ise o dönem yalnızca Erzincan gibi dış illerden gelenlerin kurduğu küçük ilişkilerden ibaretti. Kurtuluş da Doğu Karadeniz’deki diğer iller aksine burada güçlü değildi. 12 Eylül’de yenilen ağır darbeden sonra sol zayıflamaya başladı ama yine Lazistan’ın farklı siyasal kimliği görünürlüğünü sürdürdü. ’90’lardan itibaren özellikle Pazar, Ardeşen ve Fındıklı’dan çıkan devrimciler daha çok DY ve DS yönelimlidir. Bugün bölgede örgütlenmesi olan gruplarsa Halkevleri, ÖDP, Halk Cephesi, Ezilenlerin sosyalist Partisi (ESP), Emek Partisi (EMEP), Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve doğal olarak HDP’dir. Partizan’ın da Hopa’da yazları küçük çaplı örgütlenme faaliyetleri olabilmekte. Solun en güçlü olduğu ilçeler Hopa, Fındıklı ve Pazar. Burada Hopa tabii ki öne çıkıyor ve sol içinde tüm bölgede Devrimci Yol kökenlilerin ağırlığı hissediliyor. DY kökenli gruplar Hopa’da özellikle Hemşinlilerden büyük sempati görüyorlar. Halk Cephesi’nin ağırlığı ise bilhassa Lazlarda, fakat bu İstanbul, Eskişehir ve Ankara gibi büyük şehirlerdeki gençlik örgütlenmelerinde hissedilebiliyor. Lazların ÖDP içinde de varlık gösterdikleri söylenebilir. Lazlar tüm Türkiye’nin yüzde 1’i bile olmamalarına karşın (toplam nüfusun 600-700 bin olabileceğini tahmin ediyorum ) ÖDP içindeki bir araştırmaya göre parti üyelerindeki Laz oranı -sanırım 2000’lerin başında- yüzde 2’ydi. Ancak Hopa özelinde bakıldığında sol örgütlerin hemen hemen tüm yükünü Hemşinlilerin çektiği söylenebilir, Lazlar orada daha çok “merkez”deler.

Lazistan’da bugün Hopa dışında solun sokakta pek bir hissedilir ağırlığı yok. Sadece Pazar ve Fındıklı’da dernekler eliyle faaliyet yürütülebilmekte fakat kısıtlı. Muhafazakarlığın ağır bastığı fakat ’90’lara kadar devrimcilerin -özellikle de Cephe’nin- bir miktar hissedilebilir olduğu Ardeşen’de ve seküler bir sağ/sol merkezci havanın hakim olduğu Arhavi’de ise pek bir örgütlenme yok. Yine de Ardeşen’de devrimciler basın açıklaması, konser vs. gibi etkinlikleri zaman zaman yapabiliyorlar.

Netice olarak Lazistan sol için, devrimciler için rahat bir çalışma ortamı ve çevresine göre çok farklı bir yer olsa da, artık durumların hiç de “eskisi gibi olmadığı” açık.

Not 4

Lazistan’da 30 Mart sonucu: Bölgede her zaman, “sol” olarak görülen CHP önemli farklarla birinci parti oluyordu. Bu birincilik durumu 1990’ların ortalarındaki seçimlere dek sürdü. Fakat bu dönemden sonra ibre sağa kaydı. Bu seçimle birlikte Pazar’ı ve Arhavi’yi iki, Fındıklı ve Ardeşen’i üç dönemdir AKP yönetmiş olacak. AKP’den önceki dönemde de önemli bir ANAP etkisi olmuştu. Hopa’yı da bu sene AKP alınca Lazistan tarihinde ilk kez tüm ilçe belediyelerini sağ partiler almış oldu -sadece Hopa Kemalpaşa belde belediyesi CHP’de ve bu yazıda CHP’nin solculuğunu tartışmıyoruz, olmadığını da elbette biliyoruz.-

Bir kenara yazalım; 2004 seçimleri sonunda Pazar ve Arhavi CHP’de, Hopa ise ÖDP’deydi.

30 Mart seçimleri sonucunda Pazar’da AKP yüzde 52, CHP yüzde 37; Ardeşen’de AKP yüzde 47, CHP yüzde 38; Fındıklı’da AKP yüzde 46, CHP yüzde 44; Arhavi’de AKP yüzde 47, CHP yüzde 43, Hopa’da da belirttiğimiz gibi AKP yüzde 40, CHP yüzde 40 oy aldı. MHP’nin oyu ise Hopa yüzde 4.9, Arhavi’de yüzde 6, Fındıklı’da yüzde 7, Ardeşen’de yüzde 4 ve Pazar’da yüzde 6.9.  Sonuçlara göre AKP, bölgede ortalama alındığında Türkiye’deki oranına hemen hemen eş oy alıyor. Bu oy Rize genelinde belediyede yüzde 67.9, İl Genel Meclisi’nde ise yüzde 64. Artvin genelinde ise aynı sıralama yüzde 46 ve yüzde 31. CHP’nin ise Lazistan’da hem Türkiye ortalamasının; hem de yöre ortalamasının çok çok üzerinde oy aldığı çok açıkça görülüyor. Türkiye’de yüzde 28’i zorlayabilen CHP’nin Lazistan ortalaması yüzde 40’ın üzerinde. Aynı parti Rize’de belediyede yüzde 4.9, İl Genel Meclisi’nde yüzde 12.4 oy alıyor. Artvin’de ise CHP’nin oyları yine aynı sırayla yüzde 36 ve yüzde 31’le Lazistan ortalamasından düşük. Rize İl Genel Meclisi’nde CHP oylarını arttıran faktörün Pazar, Ardeşen, Fındıklı oyları olduğu açık. Yine aynı yerdeki yüzde 0.3’lük ÖDP oylarının adresi de belli. ÖDP, Artvin Genel Meclisi’ndeki yüzde 1.8’lik oyunu da büyük oranda Hopa’ya borçlu. Ve Artvin genelinde de CHP oylarında elbette Hopa, Arhavi etkisi var. MHP’nin ise bölgede, çok etkili olmasa da belli bir tabana sahip olduğu aşikar, ’90’ sonlarına kadar Lazistan’da neredeyse hiç oyu olmayan bir partiden söz ediyoruz. Saadet’in gücü ise Rize merkez ve çevresine göre oldukça zayıf.

Bianet.Org – 07.04.14/Esenyurt