Resmen Yok Saymak/ Resmî İdeoloji Üzerine

Biz babadan böyle görmüştük.Ya tam susturmalıydık;ya kan kusturmalıydık !..”Allahuekber” nidaları sarmalıydı dört yanı ve sardı da…Ülke karanlık beyinlerin,cahillerin,tahammülsüzlerin,inkarcıların eline kaldı…

“Öteki”,her baskıcı ve inkârcı devlet için kendi varlığının bekaası yolunda yeniden ve yeniden üretilmek zorunda olan bir kavramdır.Ve “öteki” içinde tek bir topluluk barındırmaz,heterojendir.Devletin resmî amentülerinden hangisi ilgili meseleye uygun düşüyorsa,ona uygun bir ötekileştirme seçilir.Bu öteki bazen bir ulus – etnik gruptur (“içerdeki düşman” * Kürt,Laz…,”dışarıdaki düşman”** Yunan,Ermeni vs. ),bazen dinî bir cemaat,azınlıktır (Hıristiyan,Musevî, Alevî),bazen cinsiyet veya cinsî tercihtir (kadın,eşcinsel),bazen de bir ideolojik akım,dünya görüşüdür (komünizm…). Bu öteki yaratımı,”tasarlanmış,sonradan günün ihtiyaçlarına göre üretilmiş târih”le sürekli beyinlere şırınga edilir.Türkiyeli bir çocuk okula adımını attığı andan itibaren “damarlarındaki asil kanla” meşgul edilir.”Türk” olduğu için doğallığında ona bir çalışkanlık,mutluluk ve gönencin bahşedilmiş olduğu öğretilir.Kurtuluş Savaşı tandanslı kof antiemperyalist retorik ve “sınıfsız,imtiyazsız,kaynaşmış millet” vb. sözleriyle çocuklara resmen (!) yedirilen ideoloji, üstüne biraz İslâm sosu eklenmesiyle yarınların tahammülsüz,inkârcı,kendine sürekli bir düşman arayan kitlelerini yaratmış olur.Bunlardan bir kısmı “ulusalcı”,bir kısmı Türk – İslâmcı olur,ama temelde çok da fark etmez hepsi “yüce Türk ırkındandır” ve ötekine yaşama izni tanımayan linç güruhunda rahatça birleşeceklerdir.Ne mutlu !..

“Türk Değilsen Eğil !”

“Asıl devlet partisi”nin (ya da oligarşinin) ürettiği ötekileştirmenin ilk ayağı Türk olmak ya da olmamaktır. Bütün mesele buradan başlar,Türk’sek ne mutlu,ama değilsek bize kölelikten başka bir meslek yakışmaz. Burada Türklük’ten kasıt çokça tekrar edildiği gibi vatandaşlık bağıyla ilgili değildir aslında. Resmî ideolojiye göre, Anadolu binlerce yıllık Türk yurdudur, burası hep Türkler’in olmuştur. Kürt diye bir şey yoktur, onlar dağ Türk’üdür; Laz yoktur onlar ya Kıpçak ya da İskit Türkü’dür. Alevî Araplar da mesela Eti (Hitit) Türkleri’nden (!) gelir. Çerkez, Abhaz, Pomak, Boşnak, Süryanî, Gürcü, Ermeni… Anadolu’da yaşayan hemen her millet hakkında TTK referanslı Türklük tezleri mevcuttur. Türk Tarih Tezi vs. farklı araçlarla oluşturulmaya çalışılan bu bilinç sakatlanması, asimilasyon politikalarının en önemli silahlarındandır. Yani Anadolu halklarına şu denilmektedir : “Kardeşim bırakın şu Kürtçe’ymiş, Arnavutça’ymış bilmem neceymiş, bunlar uydurma, hasbel kader üstünüze yapışmış dillerdir. Siz özbeöz Türk’sünüz, O hâlde vatandaş Türkçe konuş !”.Fakat söz konusu topluluklar bunca “iyi niyetli tavsiyeye, çağrıya, uyarıya” kulak asmıyorlarsa karşılaşacakları son yok edilmektir. Bunlar da tıpkı “Avrupa’nın şımarık çocuğu ” Yunanlar gibi,”yediği ekmeğe ihanet eden” Ermeniler gibi veya “arkamızdan vuran” Araplar gibi düşmandırlar. Çeşitli kaynaklarla kendine devamlı bir beslenme alanı yaratan, iç ve dış düşman öcüsüyle paranoyaklaştırılmış beyinleri sürekli zinde tutan milliyetçilik, Kürt ulusal hareketinin yükselişiyle yaralar almış olsa da resmî ideolojinin hâlâ en işlevli saldırı ve savunma araçlarındandır.

“Elhamdülillah Müslüman’ız!”

İslâm !..Türklüğün olmazsa olmazı.Bilindiği üzere (!) biz Türkler (!),İslâm’a hiçbir baskıyla,zorlamayla karşılaşmaksızın (acaba ?!) kendi isteğimizle girdik.Zaten önceki dinimiz olan Gök Tanrı dini de tek tanrılı bir dindi (Allah Allah !!!),bu sebeple Müslümanlığı rahatça benimsedik (!).İslâm’ın Türkiye’de gerçekten garip bir durumu vardır.Çünkü İslâmiyet bir yandan “laik devlet” uygulamaları sebebiyle baskı altında tutulan,bir yandan da devlet eliyle şahlandırılmaya çalışılan (bilhassa 12 Eylül sonrası durum böyledir; fakat İslâm bir araç olarak Millî Mücadele döneminden beri kullanılmaktadır.) bir dindir.Evet İslâm, sekülarizm hususunda sıkıntılar yaratabilir,devlet açısından buna izin verilemez ve bu yolda inanç özgürlükleri kısıtlanabilir.Ancak % 99’u Müslüman olan (!) bir ülkede resmî ideoloji yaratmak ve onu “sağlam” zeminlere oturtmak için İslâm’dan da vaz geçemezsiniz.Yani ne yardan;ne serden !..Böylece İslâm hem Türk olmayıp da Müslüman olanlar için “birleştirici”;hem de gayr-ı Müslim azınlıklar ve yabancılara karşı ötekileştirici bir araç olarak “başarılı” bir şekilde kullanılabilmektedir.

İslâm konusuyla ilgili Alevîler dolayısıyla bir antiparantez açmak gerekiyor. Ülkemizin tahminen %20-25’ini oluşturmaların karşın cumhuriyet tarihi boyunca reddedilen, ezilen, baskı altında tutulan Alevîler’in, tüm bu olumsuzluklara karşın, kendilerini yok sayan cumhuriyete ve Kemalizm’e karşı tutumları hep destekler pozisyonda olmuştur. Burada kafa karıştırıcı sıkıntı devletten kaynaklanmıyor, o Alevîler’i inkâr etmeye, Alevî köylerine cami yapmaya, onlara “siz Müslümansınız” demeye devam ediyor. Sorun ne? Sorun,cumhuriyetin tartışmalı,eksik gedik ve kimi yönleriyle de abartılı olan laiklik söylemine sarılan Alevîler’de.Yani handikap devletin değil,Alevîler’indir !..

“Erkek Millet !”

Hiçbir savaştan kaçmayan ve hiçbir savaşı kaybetmeyen Türk milleti! Tabiî bu çok iddialı gelebilir size. Ama inanın ki öyle değil, biz (!) kaybettiğimiz tüm savaşları düşmanın hileleri ve hainlikleri sebebiyle kaybettik. Ne 1. Dünya Savaşı mı diyorsunuz? Ama onu biz kaybetmedik ki, Almanlar kaybettiği için biz de yenik sayıldık (tabiî ya !).Oysa ki biz erkek gibi (!) dövüşmüştük, düşmanlarımızsa karı gibi (!). Kaybettiğimiz vatan topraklarını (!) yeniden vatan toprağına katmak için antiemperyalist bir savaş vermiştik. (Emperyalist savaşında taraf olan bir devletin,antiemperyalist savaş vermesi !..Bu da ancak yüce Türk ırkına nâsip olabilirdi zaten.Ah şu çılgın Türkler !..)

“Kadının sırtından sopayı, karnındansa sıpayı eksik etmeyen erkek millet” (bir de ordu milletliğimiz vardır bizim, o da bu erkeklikle alâkalı.) imajı gerçekten yukarıdakiler tarafından çeşitli vesilelerle (faşizm ve İslâm) desteklenmektedir. Erkeklik; belirleyici, ayırıcı ve üstünleştirici bir özellik olarak “haydi yavrum göster amcalara pipini”den tutun da, erkek bebeklerin bol bol çıplak fotoğraflarının çekilmesine kadar bir güç göstergesi olarak sunulur. Bu teşhirci, kadını dıştalayıcı, küçümseyici ve böbürlenmeci mantık(sızlık) sürekli işler/işlenir. Erkek, ilk kez boşaldığında, yani erkekliğe ilk adımını attığında gururludur, mutludur. Kız çocuğuysa, ilk âdetinde, yani kadınlığa attığı ilk adımda,”korkulu”,”acılı”,”yalnız” ve “kirli”dir. Velhasıl-ı kelâm,biz ,”erkek parti” MHP’nin de dediği gibi “erkek millet”iz vesselâm !..

“Milliyetçi, Mukaddesatçı, Antikomünist !”

“Sınıfsız,imtiyazsız,kaynaşmış” bir millette komünizmin,sosyalizmin bilmem nenin getirilmesinin imkânsız olduğuna inandırmaya çalıştılar bizi.Hem Müslüman mahallesinde ıstakoz satılmazdı,ne sanıyordu bu komünistler kendilerini.Dış mihrakların desteğiyle bir dönem ülkeyi kaos ve anarşi ortamına sokmayı başarabilmiş olsalar da,Türk ve Müslüman gençliğinin mücadelesi ve şanlı Türk ordusunun müdahalesiyle ezilmişti onlar.Bağımsızlıkmış,özgürlükmüş.Biz düşmanı zaten söküp atmamış mıydık yurdumuzdan.Bağımsızız elbet !Hem onlar değil miydi bizi Moskof’un güdümüne sokmak isteyen.Ama oh olsundu vatanı kızıllara bırakmamıştık.Oh olsundu artık bir Moskovaları da yoktu !..Ama bak hâlâ şu kızıl komünistlere hâlâ zararlı ideolojilerini sokmaya çalışıyorlar beyinlere.Yok yok uslanmadı bunlar. Onlara bu vatanın sahipsiz olmadığını göstermeliydik,dört beş tanesini bir arada bulduk mu binlerce Türk ve Müslüman erkek (!),yiğit(!)le saldırıp linç etmeliydik.Biz babadan böyle görmüştük.Ya tam susturmalıydık;ya kan kusturmalıydık !..”Allahuekber” nidaları sarmalıydı dört yanı ve sardı da…Ülke karanlık beyinlerin,cahillerin,tahammülsüzlerin,inkarcıların eline kaldı…

Son Söz : Gerçekten “sınıfsız,imtiyazsız,kaynaşmış” bir gelecek dileğiyle !..

*Nihal Atsız’ın oğlu Yağmur’a yazdığı vasiyetten

**Nihal Atsız

21 Eylül 2008 Darvakit.Org , Lazebura.Net

20.09.2008 / Cebeci – Ankara