#nobazgi lazuri*: Laz Enstitüsü Kuruldu

Başarabilmek ise güçlü olabilmemizle mümkün, güçlü olabilmemiz de tüm bireysel ve farklı gereksiz kaygılardan sıyrılarak birlik olabilmemizde mümkün.

23 Kasım günü Caddebostan’da yürekleri Laz halkı ve dili için atan herkesin en aşağı yirmi yıllık mâzisi olan bir düşü gerçek oldu.  Bu toprakların kadim halklarından Lazlar seslerini, sözlerini daha etkin örgütleyebilecek bir güce, Laz Enstitüsü’ne kavuştular.

2013 yılı Lazlar için yakın tarihleri açısından 1928 (**) ve 1993 (***) yıllarıyla birlikte en önemli sene oldu gerçekten. Bir kere Lazlar bu sene Laz Enstitüsü’nün de lokomotifi olan Lazika Yayın Kolektifi eliyle hiç olmadığı kadar Lazca kitap yayımlamaya başladılar, ki bunun adına gerçek anlamda bir seferberlik hâli diyebiliriz, Lazcayı kurtarma seferberliği. İkinci mühim gelişme de tamamen Lazca basılan 12 sayfalık bir gazetenin, Ağani Murutsxi’nin (Yeni Yıldız) yayın hayatına başlaması oldu,ki gazete bu ayın başında ikinci sayısını çıkardı, Ocak’ta çıkacak üçüncü sayının hazırlıklarıysa sürüyor.

Üçüncü ve şüphesiz en değerli gelişmeyse, Lazcanın ilköğretim okullarında seçmeli ders olarak kabul edilmesidir. Bugün Arhavi ve Fındıklı’da yüzün üzerinde öğrenci haftada iki saat Lazca dersleri alıyor. Kuşkusuz bu yeterli değil ve bir çocuğa anadilini öğrenebilme şansının seçmeli olarak ve üstelik bu kadar kısıtlı bir zamanda verilmesi ve de buralara gelebilene kadar Laz halkının aydınlarının önüne olmadık engeller konulması sinir bozucu. Fakat geçmiş düşünüldüğü vakit, varılan nokta şüphesiz Lazlar adına düşündüğümüzde bir kazanımdır. Yani şöyle ele almalı bunu, bir memur, maaşına 250 lira zam alırsa hayatını kurtaramaz fakat dövüşe dövüşe kazandığı bu zam onun hânesine bir kazanım olarak geçer. Devrimciler ve demokratlar da bu mücadeleye şüphesiz omuz verirler, olan elbette bir devrim değildir fakat demokratik bir kazanımdır. Lazca seçmeli ders kazanımı da işte bu açıdan değerlendirilmeli, bir dil, bir halk bunun sâyesinde bir nefes alıp, az çok statü kazanabilmiştir, bu da bir kazanımdır, “devrim”le karıştırılmaması, onun yerine konmaması  gereken bir kazanım -Kürtlerin bu mesele dâhilindeki pozisyonuyla Lazlarınkini de birbirine karıştırmayalım, zira iki halkın örgütlülük, mücadele tarihi ve kâbiliyeti ile bilinç düzeyleri  eşit değildir.-

Laz Enstitüsü kuruldu. Bunun anlamı artık Lazca daha emin ellerde ve daha hızlı büyüyüp, serpilecek. “İrden Lazuri nena” (büyüyor Laz dili) dediğimiz şey Lazika Yayın Kolektifi-Laz Enstitüsü’nün çalışmaları, Ağani Murutsxi ve Lazca seçmeli ders kazanımı sâyesinde gerçekliğine kavuşuyor, somutlaşıyor, artık kitapla, gazeteyle, dergiyle elle tutulabiliyor.

Laz Enstitüsü’nün çıktığı yolda başarıya ulaşabilmesi Lazcanın kaderi açısından hayati bir öneme sâhip. Enstitü de tartışmasız bunun altından kalkabilecek insani ve entelektüel birikim ve enerjiyle ayakları üzerine dikiliyor fakat daha fazla yetkin insan desteğine, daha fazla yazmaya, çalışmaya ve en önemlisi birlik olmaya ihtiyaç var. Enstitü ise her ne kadar bir çalışma ekibinin öncülüğünde başlatılmış bir örgüt olsa da, başkanının Mehmet Bekâroğlu olmasından da anlaşılacağı üzere, görünümü ve vizyonuyla dar grup çıkarlarından azâde, “fraksiyonlar üstü” bir yapı vaat ediyor.

Umarız ki hep beraber Laz kültür/kimlik hareketinin yıllardır içinde debelendiği tıkanmayı gerçekten iş yapmak isteyenlerin, aklında bu mevzu dâhilinde Lazcanın geleceği ve çıkarlarından başka bir şey olmayanların müşterek ve bilinçli hamleleriyle aşabilelim. Dileriz ki bunu başarabilerek Lazcanın yaşam mücadelesini dert edinenlerin yalnızca İstanbul’da, Almanya’da, memlekette bir avuç insan olması gerçekliğini tarihe gömüp, hareketi halklaştırıp, Lazistanlılaştırabilelim.

Burada muvaffak olabilmemizin ülkenin genel demokratik muhalefet hareketine de yeni soluk kanalları açacağı ve yeni güçlü mevziler kazandıracağını düşünüyorum. Zaten bu yüzden Laz Enstitüsü’nün kuruluş etkinliğine yalnızca Lazlar değil, onların dostları olan sol, devrimci, demokrat, Kürt yurtsever, Çerkes, Hemşinli, Gürcü mücadele çevrelerinden insanlar da katılıp, destek oldular. Bu yüzden Laz Enstitüsü’nün açılışı ülkedeki hemen her medya organında önemli bir haber olarak verildi.

Bu yüzden, yani bu umut olma’dan sebep, Enstitü’nün üzerine düşen sorumluluk ve sırtlamak zorunda olduğu yük çok ağır.

Başarabilmek ise güçlü olabilmemizle mümkün, güçlü olabilmemiz de tüm bireysel ve farklı gereksiz kaygılardan sıyrılarak birlik olabilmemizde mümkün.

Laz Enstitüsü’nü ve emekçilerini, değerli dostlarımı, hocalarımı, bu yazı vesilesiyle selâmlıyorum.

İsmail Güney Yılmaz

(*) #nobazgi lazuri: #diren lazca.

(**) Lazların Sovyetlerde kolektif haklarını kazandıkları târih.

(***) İstanbul’da Ogni dergisi çıktı.

Özgür Gündem – 24.11.13/Hasköy