İsmail Güney Yılmaz

 

İsa nenaz mu itkven Nazimi çkimi / Doğru söze ne denir Nazım’ım
İsa nenaz miz mu utkun / Doğru söze kim ne diyebilir
Çkun; / Biz
Xirxineri ntsxenepete var moptit /  Kişneyen atlarla gelmedik
Mitiş dobadona var goptit / Kimsenin vatanında gezmedik
Mitti mitiş getasule var bzonit /  Kimsenin bostanını eşmedik
hak borthit. / biz buradaydık.

 

Nurdoğan Demir Abaşişi

 

Lazca, 1928’den beri yazılı bir dildir, Lazcanın Latin alfabesi Türkçeninkiyle akran; fakat gelin görün ki Laz yazılı edebiyatıyla ilgili konuşurken son derece cılız bir olgudan söz ediyoruz. Yazıya önce bunu tespit ederek başlayalım.

Lazca “köylü dili” olarak kalmış ve gelişimine konuşulduğu her ülkede ket vurulmuş olan bütün diller gibi sadece sözlü edebiyatı zengin olan bir dil. Lazcanın yazılı edebiyatı, 21. yüzyılda olmamıza karşın hâlen ne yazık ki bir doğuş aşamasındadır. Hatta son yıllarda Türkiye’de yapılanlar, özellikle de Lazika Yayın Kolektifi’nin gerçekleştirdiği atak omasa “Laz yazılı edebiyatı” adına pek fazla bir şeyden bahsedemiyor olacaktık.

Lazcanın Yazılması/Lazcanın Edebiyatı

Yabancı dilcilerin ya da meraklılarının Lazca örnekleri profesyonel yahut amatör bir biçimde kitaplarına yazmalarını bir kenara bırakırsak (1787’den bugüne ciddi bir literatür oluştu), Lazların Lazcayı ilk yazma çabası deyince karşımıza Hopalı Faik Efendi çıkar. Faik Efendi, II. Abdülhamit döneminde Lazca üzerine çalışmış fakat devlet tarafından engellenmiş, hapse atılmış ve sürülmüştür. Faik Efendi’nin çalışmaları bugün elimizde yok. Onun döneminde, sonrasında Meşrutiyet döneminde ve Cumhuriyet’e doğru yine Lazca ve Lazlık üzerine Lazlar çalışmışlar fakat bilgilerimiz son derece kısıtlı.

Lâkin, Osmanlı’nın son dönemindeki Laz hareketi üzerine İrfan Aleksiva’nın bir çalışmasının yakın zamanda yayımlanacağını ve bugün bilebildiklerimizden daha fazla bilgiye ulaşabileceğimizi de söyleyelim.

Epey sisli olan Osmanlı’nın son dönemi bir yana, yine yakın zamana dek (Lazlar açısından) pek bir şey bilmediğimiz Sovyet erken döneminin Lazcanın yazılışının asıl başlangıç dönemi olduğu kuşkusuzdur. Osmanlı son döneminin Lazlar için iki sembol ismi Faik Efendi ve Ahmet Tevfik (1876-1959) ise; Sovyet döneminin de Lazlara armağanı İskenderi Chitaşi (1904-1938) ve Helimişi Xasani’dir (1907-1976)

Lazca bu dönemde, Chitaşi’nin çabasıyla bir alfabe kazandı (1928) ve yazıyı geçti. 1929’da Sohum’da çıkan Lazca gazete Mç’ita Murutsxi ve yine Chitaşi’nin yazdığı ya da katkı sunduğu kitaplar bu dönemin ürünleridir (1).

Fakat Laz edebiyatı açısından ilgili dönemi değerlendirdiğimizde maalesef elde pek bir şey kalmıyor. Helimişi’nin ’70’lere dek yazdığı bir yığın Lazca şiir bugün ulaşılabilir durumdadır fakat bunlar kendi döneminde yazıya geçmemiştir ve bant kaydından ibarettir. Ancak bu çoğu sosyalist ve ulusal kurtuluşçu olan Lazca şiirler, ortaya çıkmasıyla Laz halkını çok değerli bir mirasın sahibi yapmaya da yetti.

Yine aynı dönemde Sovyetler’de, Chitaşi’nin aktardıklarından (2) Mustafa Banişi, Çapanişi Kyazim ve Vanlişi Mameti’nin (Muhammed Vanilişi) ulusal ve komünist şiirler, hikayeler ve piyesler yazdıklarını biliyoruz. Yine aynı kaynakta Chitaşi, kendisinin de Lazca şiir ve öyküler yazdığını, Jarov, Bezımenskiy ve Gorki’den çeviriler yaptığını okuyoruz. Bunlardan hiçbirine henüz ulaşılamamıştır.

Chitaşi’nin değindiği iki Vanilişi piyesi Mç’ita Murutsxi’de gösterimlerinden bahsedilen “Ağapek P’at’i İzmocepe Dziroman” (Ağalar Kötü Rüyalar Görüyorlar) ve “Mememtiş Ç’op’oba” (Mehmet’in Yakalınışı) olmalı. Gazetede “Mat’iat’re” adıyla yazan bir başka yazar da “Himmeti Ağa” (Himmet Ağa), “Molla Nasradini” (Nasrettin Hoca) ve “K’anburfeleği” (Kambur felek) adlı oyunlardan haber veriyor.

Mç’ita Murutsxi’de Mçxatura müstear ismiyle yazılmış kısa, Marksist bir şiir de vardır:

“çkuni cumalepe

vort’at ar fikrite

iri dulyape

p’at’ çkuni xete.” (…)

“kardeşlerimiz

birleşelim aynı idealde

tüm işlerimizi

görelim kendi ellerimizle.”

buna benzer genelde kısa ve yine ekseriyetle propagandif şiirlere Chitaşi’nin ders kitaplarında da rastlanır.

-Mç’ita Ordari-

 Ğoman ma bort’i,

Dulya mxenale

P’ç’k’adumt’i maşina,

Bikomt’i kotani.

Handğa ma bore

Ok’oduş mçumale

Silaxi bok’açam

Ma mç’ita ordari!

Ma fuk’ara bort’i

Let’aş maxaçkule.

Bikomt’i lazut’i,

Meyve do k’vali.

Handğa sk’ani-k’ala

Ok’oduş mçumale

Silaxi bok’açam

Mati mç’ita ordari!

 

-Kızıl Ordu’lu-

 

Dün işte bendim,

İşçi, yapıcı

Yapardım makine,

Yapardım saban.

 

Bugün ise benim

Devrimin bekçisi

Elimde silahım

Ben, Kızıl Ordu’lu!

 

Ben de yoksuldum,

Toprağın işleyicisi

Yapardım mısırı,

Meyve ve ekmeği.

 

Ve bugün seninle ben

Devrimin bekçisi

Silah elde beklerim

Ben de Kızıl Ordu’lu!

 

(Çkuni Ç’ara kitabından. 1932)

Chitaşi’nin ürünlerinden ulaşabildiğimiz bu az sayıdaki şiiri bir yana bırakırsak, Laz modern şiirinin doğuşu muhakkak ki Hopalı Helimişi Xasani’yledir. Helimişi, yazdığı yüzlerce politik, duygusal ve ulusal şiiriyle Lazcaya tek başına önemli bir külliyat bıraktı ve kendisinden sonrakiler için de bir kutup yıldızı oldu. Ki Helimişi’nin kendisi de bunun böyle olacağından, Lazların hepsinin bir gün hep kendini anacağından emindi.

Lazcanın şiir alanında ilk ciddi örneklerini veren Helimişi’nin, 1964’te yazdığı “Ç’andaş Gverdi” (Yarım Kalan Düğün) adlı bir tiyatro eseri de vardır. Bu oyun her ne kadar basılmamış olsa da, el yazısıyla ve Gürcü alfabesiyle yazılmış bir nüshası elimizdedir ve yayımlanmayı beklemektedir.

Helimişi’nin poetikası üç hareket noktasından ilerler;  kendi bireysel acıları, Lazistan’a özlem ve sosyalizme inanç. Bu üç nokta birbiriyle ahenkle harmanlanarak Helimişi’nin edebî dili ve çizgisini oluşturdu. Türk-Fars ve Sovyet edebiyatları ile geleneksel Laz halk edebiyatından etkiler taşıyan Lazca şiirleri Lazca modern şiirin kendisinden sonraki hevesli kuşakları için özgün bir yol gösterici olmayı başardı.

Kazım Koyuncu, Zuğaşi Berepe, Birol Topaloğlu tarafından seslendirilen şarkılarıyla da tanınan “Helimişi’nin şiiri neydi?” sorusunun en iyi cevabı şiirlerinden pasajlar paylaşmak olacaktır.

Mesela onu en iyi anlatan ve en bilinen şiirlerinden biri olan “Xop’urepes”e bir bakalım:

 

(…)

 

“Ma Lazepe şeni didope mtziri
Mun na-vort’i kovore var viktiri
Derdi var doskidu ma na-var bdziri
Xvala dudis var yemixtu inç’iri
E-ti yextasen, hat’a mixtzasen
Let’a çkimişen ti kvantza ivasen

İri Xopurik var mşinams noseri
Bazik mşinams mtzika elapatxeri
Haşo miğun ma ikbali, gokteri
Okro xes yebzdim do nikten noşk’eri
Mitis var uçkin, ma-ti var miçkin
Mo pskidur ma umuteli dixaş jin

Dobğuraşi birapa doskidasen
Çkimi şkule coxo çkimi skidasen
Kimi Xopurik guris memiç’vasen
Kimik kança, kimik deli mşinasen
Ne miğun bedi, ne mitiş medi
Xopas dzinşa guri çkimişi gverdi” (…)

 

“Ben Lazlar için çok çile çektim

Dün ne idiysem, bugün oyum, değişmedim

Kalmadı dünyada görmediğim derdim

Yalnız baş ucumda bitmedi mürverim.

O da bitecek, hatta çürüyecek

Toprağım bir şarap küpüne dönüşecek.

 

Her Hopalı anmaz beni akıllı diye

Biraz deliyim kiminin gözünde

Benim kaderim budur, yazgılı sürgüne

Elime altın alsam, döner kömüre.

Ben bilmiyorum, bilmez hiç kimse de

Neden yaşarım kimsesiz toprak üstünde.

 

Öldüğümde şarkım yadigar kalacak

Benden sonra ismim yaşayacak

Kimi Hopalı’nın bana içi yanacak

Kimi meczup, kimi deli diye anacak.

Ne kaderim var; kimseden umudum ne de

Atarken yarısı yüreğimin memleketimde.”

 

(çev.: İsmail Güney Yılmaz)

 

Helimişi’nin ideolojik dünyasına da pencereyi yine şiirleriyle açabiliriz, örneğin;

 

-Moleni Lazi-

Mele si eşi gixvenes k’azi
Ar koxotzonapi mi voret Lazi
Mo gelamiçamt’an çku mcveşi sazi
Otzedi ti skani moleni Lazi

Laşari kvağodes mtel faşistepes
İktes inç’imoşes çku komemoles
Eşepe-çkini cengişa kezdes
Varşa ek’askida moleni Lazi

Mo egzdimt’an idi si skanebura
Rusi cumak’ala si-ti tkvi ğura
Dibadasen ç’ume p’ap’edaş mjora
Vixelaten irik moleni Lazi

P’ost’i-muşis renşa didi Stalini
Var gotzvağen mitis ha dixa-çkini
Kremlis tanut’aşa he mjora-çkini
Tzori ren, çkini ren p’ap’eda,  çkini”

 

-Berideki Laz-

Ötede bir saydılar seninle kazı

Hele bir anlat onlara Laz’ı

Çalmasınlar bize o eski sazı

Kendi geleceğine bak berideki Laz.

 

Kuduz gibi azdılar bütün faşistler

Döndüler, dolaştılar bize düştüler

Eşlerimizi savaşa sürdüler

Yok olup gidesin diye berideki Laz.

 

Alamasınlar seni, sen git, senin ülkene

Rus kardeşinle ant iç ölüm üzerine

Yarın doğacak olan zafer güneşine

Sevineceğiz hepimiz berideki Laz.

 

Makâmında oldukça yüce Stalin

Toprağımıza ağzı sulanamaz kimsenin

Kremlin’den ışıdıkça senin güneşin

Hakikattir, bizimdir, muştusu zaferin.”

 

(çev.: İsmail Güney Yılmaz)

 

Laz şiirinin Helimişi’den sonrası, Türkiye, Gürcistan ve Almanya’da devam etti fakat basılı ürün nâmına uzun süre pek bir hareket görülmedi. Bilebildiğim kadarıyla 1997’de çıkan Selma Koçiva’nın “Nena Murutsxi” (1997) şiir kitabına dek herhangi bir Lazca edebî ürün (kitap olarak) basılmadı -Gürcistan ve Avrupa’da çıkan halk edebiyatı derlemeleri dışında-. ’90’ başlarında, öncesinde Almanya’da küçük Lazebura çevresinde başlayan kıpırdanmalar İstanbul’daki Lazları da etkiledi. Böylece Laz kültür hareketi ortaya çıktı. Bu doğuştan sonra tek tük de olsa Lazca edebî eserler görülmeye başlandı.

Selma Koçiva’nın şiirlerinin Laz hareketinin başlangıç döneminde mühim bir yer edindiği rahatlıkla söylenebilir. Koçiva’nın çoğunlukla ülkeye hasreti işleyen şiirlerinden, özellikle Birol Topaloğlu tarafından da bestelenen “Arsima şeni” neredeyse bütün Lazlarca ezbere bilinen bir eserdir:

(…) “Arsima mjora tuta

İsinapare tzana

Gadzini tanurana

İrden Lazuri nena!” (…)

 

“Güneş ve aysın Arsima

Konuşacaksın seneye

Görüyor musun şafak doğuyor

Ve büyüyor Laz dili.”

Nena Murutsxi’den sonra ’90’lı yıllarda, o yılların sonuna denk gelse de bir şiir kitabı daha çıkar: Yılmaz Avcı’nın Şurimşine’si (1999). Hacimli bir kitap olan Şurimşine’de Avcı’nın şiirlerinin yanı sıra bazı Lazca hikâyeleri de yer alıyor. Kendi köyü Azlağa’da (Hopa) oldukça popüler olan Yılmaz Avcı şiirlerinden en bilinenlerden biri Laz halk önderi Chitaşi için yazdığı “İskenderi 3’itaşi”dir:

 

“Sumeneç 3’ana 3’oxle ar bere dibaduşi,
Beres coxo kogyodves: ‘Supara Ok’itxuşi’,
Bereş bedi goç’vei mamç’aru baba muşi,
Doğuru şk’ule irdu İskenderi 3’it’aşi.

Emuteli xeleba k’aoba vamiğunan,
Namiç’ares supara k’artais komiğunan,
Namixvenes dulyape p’ot’es domibağunan,
Lazepeş didi k’oçi İskenderi 3’it’aşi.

Guris memaparpalen emuş coxo vognaşi,
Tis nosi mendamixteps iya gomaşinaşi,
Emustei mjora do tuta maroşinaşi,
Muç’oşi noskirines İskenderi 3’it’aşi.

Namiç’ares alboni nena çkiniş bandara,
Guris daçxiri migzun vameskiun pangara,
Dido mendra doskidu mundeşa mevamgara,
Nosis vamoşamixteps İskenderi 3’it’aşi.

Nadomidves temeli Lazepeşi nenaşi,
Vart’asna kago3’astun 3’alami kianaşi,
İya çkar vagoç’k’ondun nena çkini kort’aşi,
En didi İskenderi, İskenderi 3’it’aşi.”

 

“Altmış sene evvel bir çocuk doğdu,

Babası adını ‘Okuma Kitabı’ koydu.

Yazılıymış kötü bir kader bu babaya

Öldükten sonra büyüdü İskenderi Tzitaşi.

 

O’nsuz bizim yok sevincimiz, yoktur keyfimiz

Yazdığı kitap en kutsal emanetimiz

Bizimledir emeği sonsuza dek

Lazların büyük insanı İskenderi Tzitaşi.

 

Yüreğimi heyecan sarıyor onun adını duyunca

Aklım başımdan gidiyor onu hatırlayınca

O ki Ağustos’un hem ayı; hem güneşidir

Nasıl kıydılar sana İskenderi Tzitaşi.

 

Alfabemizi o yazdı, bayrağı dilimizin

Ateşi yanar içimde, hiç sönmez yüreğimin

Şimdi kalmış uzaklarda, nicedir ağlıyorum

Aklımdan hiç çıkmıyor İskenderi Tzitaşi.

 

Temelini o attı, bizim için Laz dilinin,

Olmasa sözü edilmezdi dünyanın dengesinin,

O asla unutulmaz, var oldukça dilimiz,

En büyük İskender; İskenderi Tzitaşi!”

 

(çev.: İsmail Güney Yılmaz)

Modern Laz edebiyatı bir gelişme gösteriyor olsa da; var olan kitaplı kitapsız şairlerin çoğunun geleneksel Laz edebiyatının büyük ölçüde etkisinde kaldıkları aşikârdır. Şiirlerin düzenleri hâlâ halk edebiyatından izler taşıyor ve Helimişi’den sonra -az eser ve yazarın olmasının da etkisiyle- Laz edebiyatı nâmına ileri atılmalık pek fazla tuğlanın yapıya konulmuş olduğu da söylenemez.

Bunda diğer objektif ve subjektif koşulların yanı sıra, Lazların sayıca az ve ulusal bilince sâhip olmayan bir millet oluşlarının, Lazcanın az konuşucusu ve konuşucularının büyük oranda köylülerden mürekkep bir dil olmasının somut gerçekliği en belirleyici faktördür.

Burada, kitabı olmayan bir Laz şâirle -kendisi bu sıfatı kabul eder mi bilemeyiz-, Mehmetali Barış Beşli’yle bir parantez açmak isterim. Zuğaşi Berepe’nin solisti olarak gençlik döneminde tanınan Beşli’nin, grubun şarkılarında gördüğümüz sözleri aslında çağdaş Lazca edebiyat için bir hayli umut vericiydi:

 

-ktsaperi oropa-

 

viduşunam mu dosk’udu

sk’ani şk’ala na voçodinit

ndğalepeşa si dopxvi şk’ule

mutu goiktu-i?

e do mu!

xolo a k’ale şura momat’en

guri dudi ok’omat’axen

ktsaperi oropa.

 

si kodopxvi mara

mişk’un va ktsu xura sk’ani

ma vore mara

mişk’un va ktsun xura şk’imi.

 

ktsaperi ora

ktsaperi oropa.”

 

-çürümüş aşk-

 

düşünüyorum ne kaldı

seninle geçirdiğimiz

günlerden geriye

hiçbir şey değişti mi?

peki ya ne!

yine bir yerlerden bir koku duyuyorum

kalbim, başım kırılıyor

çürümüş aşk!

 

seni gömdüm ama

biliyorum çürümedi bedenin

ben varım ama

biliyorum çürümüyor bedenim.

 

çürümüş zaman

çürümüş aşk.”

 

ya da;

 

-igzas-

 

igzas, xvala ulun

skida muşi va meçu şuri him.

guri muşi iucu

“moxt’i” utzu himus.

gema, zuğa do abja

iduşunu vida.

va moxelu ham kiana ma.

bdzirare-i p’eya a dixa?

dixo-tzunate na dolovincirare

a let’a?!

 

vidik’o-i p’eya P’et’raşa

dovik’o-i p’eya let’a-cari.”

 

“-yürüyor-

 

yürüyor, yalnız gidiyor

hayatı can vermedi ona.

yüreğine kulak verdi

‘gel’ dedi ona.

dağ, deniz ve nehir

düşündü gideyim.

mutlu etmedi bu dünya beni.

bulacak mıyım acaba bir yer?

ağrısız içine yatacağım

bir toprak?

 

gitsem mi acaba P’et’ra’ya*?

olsam mı acaba toprağa yem?”

 

*P’et’ra: Roma döneminde, Lazların yapımında kölece çalıştırıldığı bir kalenin adı. Günümüzde beddualarda kullanılır.

Selma Koçiva ve Yılmaz Avcı’dan sonra, Lazların şiirde parlayan yıldızı, sembol ismi Nurdoğan Demir Abaşişi olmuştur. 2008’de kaybettiğimiz Abaşişi, bir Lazca ustasıdır ve gelenekselle, moderni ustaca harmanlamıştır.

Lela Tzurtzimia’nın da seslendirdiği ünü sınırları aşan “Ç’ut’a Ç’ani” şarkısının da yazarı olan Abaşişi’nin şiirleri Lazika Yayın Kolektifi tarafından “Tu Şkurna Gale” adıyla yayımlanmıştır. Yazarın aynı yayınevi tarafından basılmış çok önemli bir masal derlemesi kitabı ve deyimler kitabıyla, günlük kısa hikayelerden oluşan “Kançoba P’aramitepe” kitabı ve kendi hikayelerinin toplandığı Türkçe-Lazca bir kitabı daha vardır.

Yazının girişinde de belirttiğimiz gibi çağdaş Laz edebiyatı asıl gelişim dönemine son birkaç yıl içinde girdi. İlk Lazca telif roman Daçxuri (2011) Murat Ercan Murğulişi tarafından yayımlandı. Murğulişi pek çok çeviri ve telif eserle de Lazcanın gelişimine katkı sunmayı sürdürüyor. Yine Küçük Prens’in Sinan Badişi Albayrakoğlu tarafından “Ç’it’a Mapaskiri” adıyla çevrilmesi, Lazcaya kazandırılmış ilk çeviri edebî eser olarak kayıtlara geçti (2011).

Aynı eserin Megrelcesi de Laz Kültür Derneği tarafından basıldı.

Lazca eserler adına bir diğer ciddi çalışma ise Lazi Yayınları’ndan geldi, Steinbeck’in ünlü novelası “Fareler ve İnsanlar” Hasan Uzunhasanoğlu’nun çevirisiyle Lazcaya kazandırıldı (Mtugepe do K’oçepe – 2014).

Bibliyografyada Lazca tüm edebî ürünleri yazmaya çalışacağız ama Lazika Yayın Kolektifi’nin “Suç ve Ceza”nın geniş özetini Lazcaya çevirip, bastığını da ayırarak belirtmeliyiz.

Lazca günümüzde yayımlanan telif ve çeviri edebî eserlerle gelişimini sürdürmektedir. Bugün Lazca kitaplardan epey hacimli bir kütüphane olabiliyor. Tabiî ki üretimde bu gelişim olumlu bir ilerlemeyken, yazılan ve çevirilen eserlerin “kalite”si şimdilik pek sorgulanmıyor.

Böyle bir eleştiriye girişmek bu yazının boyutlarını da, yazarın hâkimiyetini de aşacaktır.

Yazıyı Lazcanın burada ayrıca değinmediğimiz kitaplı-kitapsız şairlerini anarak bitirelim: Fahri Kahraman Mtanebiva ya da Lazoğlu (1931-1997), Yaşa Tandilava (Gürcistan), Nazi Memişişi (Gürcistan), Nedim Tormanişi, Sinan Badişi, Özer Ertaş, Mecit Çakırusta (1926-2014), Tsate Batsaşi (Gürcistan), Oğuz Musa Cedeşi, Efkan Zoğaşi, Timur Cumhur Puliaşi, Yaşa Bekirişi (Gürcistan), Bahadır Keleş, İrakli Çkonişi (Gürcistan), Gubaz Çibarişi (Almanya), Musa Karaalişi, Dato Bakradze (Gürcistan), Rıdvan Özkurt Anç’aşi, Sabit Akatin Amat’inaşi, Mustafa Çupinaşi, İnci Derya Tuna, başka vesileyle adını andığımız Murat Murğulişi, Yaşa Bakradze (Gürcistan) ve bu makalenin yazarı.

Son dönem Laz şairleri içinde, geleneksel Laz şiirinin sürdürücüsü olan Rıdvan Özkurt Anç’aşi’nin en “popüler” Laz şair olduğunu söyleyebiliriz. O zaman ondan bir örnekle yazıyı sonlandıralım:

 

(…) “Ok’açxe ipişmanar, ar nena, ar k’oç’oren.

Ar idi golapeşa, t’ulumite coç’oren.

Bena sk’ani so iktu isinape ar dikti,

Si zabun’or e çona, kodiguri do cikti.”

 

“Sonra pişman olursun, bir dil, bir insandır

Çık şu yaylalalara da tulum ile göç vardır

Ninen nerelerde gezmiş, davran bi’ gez dağları

Sen hastasın ışığım, iyileş öğren Lazcayı”

 

Dipnotlar:

 

  • Çquni Çhara-Albonişi Supara (1932. Alfabe ve okuma kitabı), Oxesapuşi Supara (1933. Matematik kitabı. Chitaşi bazı bölümleri çevirdi), Alboni (!935. Alfabe kitabı), Okitxuşeni Supara (1937. 2. sınıf ders kitabı). Kitapların hepsi Sovyet Abhazya’daki okullar için basılmıştır. Tüm kitaplar ’90’lı yıllarda (Alboni) ve 2010’larda Türkiye’de de basıldı
  • (Yayıma hazırlayan) Ç. Aleksiva, İrfan; Çquni Çhara-Albonişi Supara (Chitaşi, İskender) ve Chitaşi’nin diğer yazıları; sayfa: 127; Laz Kültür Derneği Yayınları; 2012; İstanbul.

 

Modern Laz Edebiyatı Bibliyografyası

 

Koçiva, Selma; Nena Murutsxi; Kurye Yayınları; 1997; İstanbul (şiir)

 

Koçiva, Selma; Ah Gidi Karadeniz; Kaldıraç; 2001; İstanbul (Türkçe-Lazca şiir)

 

Koçiva, Selma; Bir Avuç Kadın; Kaldıraç; 2004; İstanbul (Türkçe-Lazca öykü/deneme)

 

Koçiva, Selma; Yürekli Bir Laz Kadını-Bedia Xala; Kaldıraç; İstanbul (Lazca pasajlar da olan Türkçe anı kitabı)

 

Koçiva, Selma; Guri Parpali/Kelebek Yürek; Lazi; 2014; İstanbul (Lazca şiirler. Türkçe çevirileriyle birlikte)

 

Özgün, M. Recai; Başladığımız Yer; Nart-Mjora; 1998; İstanbul ( Türk edebiyatından şiirlerin Lazca çevirileri)

 

Özgün, M. Recai; Laz Muhammet; Çiviyazıları; 2004; İstanbul (Lazca pasajlar da olan Türkçe roman)

 

Avcı, Yılmaz; Şurimşine; Kurye; 1999; İstanbul (şiir)

 

Avcı, M. Yılmaz; Aleynas Mu Ağodu?; Sorun; 2013; İstanbul (roman. Türkçe “Aleyna’ya Ne Oldu? Bölümüyle çift kapaklı)

 

(Proje) Baidoşvili, Eter-Tuğuşi, Viola-Tsiklauri, Marta; Lazuri Poezia-100 Leksi; İntelekti; 2007; Tiflis (Lazca şiir antolojisi. Bazı şiirler Gürcüceye çevrilmiş)

 

Antoine de Saint-Exupery (çev.: Badişi, Sinan); Ç’it’a Mapaskiri; Lazika Yayın Kolektifi; 2011; İstanbul (Küçük Prens Lazca çeviri)

 

Antoine de Saint-Exupery (çev.: Durmaz, Melek Özlem); Tzulu Prensina; Lazi; 2015; İstanbul (Küçük Prens Lazca çeviri-Ardeşen diyalekti)

 

Özkurt Anç’aşi, Rıdvan; Çona; Lazika Yayın Kolektifi; 2011; İstanbul (şiir)

 

Ercan Murğulişi, Murat; Daçxuri; Lazika Yayın Kolektifi; 2011; İstanbul (roman)

 

Çakırusta, Mecit; Dutxuri Palikari; Lazika Yayın Kolektifi; 2012; İstanbul (şiir, masal, anı kitabı)

 

  1. Murğulişi, Murat; Didamangisa; Lazika Yayın Kolektifi; 2013; İstanbul (korku romanı. Orijinali Ardeşen diyalektiyle olan romanın Arhavi diyalektine Osman Şafak Buyuklişi’nin çevirisi de var)

 

Ertaş, Özer; Oxoşkva; Lazika Yayın Kolektifi; 2013; İstanbul (şiir)

 

Demir Abaşişi, Nurdoğan; Tu Şkurna Gale; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2012 (şiir)

 

Murğulişi, Murat; Ç’ink’a do Moni Bozo; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2013 (yazarın kendi masalları)

 

(çev.: Murğulişi, Murat); Mturiş P’at’uli; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014 (Pamuk Prenses çevirisi)

 

Porter H., Eleanor (çev.: Balcı, Selen); Pollyanna; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014

 

Andersen, Hans Christian (çev: Murğulişi, Murat); Kiti Bozo; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014 (Parmak Kız çevirisi)

 

Murğulişi, Murat; Parpali; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014 (öykü)

 

(çev.: Murğulişi, Murat); Çizmoni K’at’u; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014 (Çizmeli Kedi çevirisi)

 

Çupinaşi, Mustafa; Mtuti Quthavi; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014 (öykü)

 

Collodi, Carlo (çev.: Buyuklişi Ş.; Osman); Pinokyo; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014

 

(çev.: Murğulişi, Murat); Sindirella; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014

 

Behrengi, Samed (çev.: Murğulişi, Murat); Uça Çxomina; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014 (Küçük Kara Balık çevirisi)

 

Shakespeare, William (çev.: Murğulişi, Murat); Romeo do Juliethi; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014

 

Murğulişi, Murat; Utole; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014 (roman)

 

Turna, İnci Derya; Tzutha Oxori; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014 (şiir)

 

Murğulişi, Murat; Sum Şuroni; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2014 (şiir)

 

Dostoyevski, Fyodor (çev.: Şeremet Uzunalişi, Musa); K’abaet’i do Ceza; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2015 (Suç ve Ceza geniş özet çevirisi)

 

Akatin Amat’inaşi, Sabit; Gurişi Çilamri; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2015 (şiir)

 

Abaşişi, Nurdoğan; Purkinora; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2015 (Türkçe-Lazca öykü)

 

Murğulişi, Murat; Tzitzepe; Lazika Yayın Kolektifi; İstanbul; 2013 (roman)

 

Helimişi Xasani (haz.: Bucaklişi, İsmail); Mu P’at’ E Skiri; Chiviyazıları; 2006; İstanbul (Helimişi şiirleri, Bucaklişi’nin çevirileriyle)

 

Steinbeck, John (çev.: Uzunhasanoğlu, Hasan); Mtugepe do K’oçepe; Lazi; 2014; İstanbul (Fareler ve İnsanlar çevirisi)

 

Behrengi, Samed (çev.: Ç. Aleksişi, İrfan); Uça Çxomina; Lazi; 2014; İstanbul (Küçük Kara Balık çevirisi)

 

Yüksel-Sökmen, Peri Ö.; Porçoni K’at’u; Lazi; 2014; İstanbul (kısa çocuk öyküsü)

 

Yüksel-Sökmen, Peri Ö.; Çai Pşvat; Lazi; 2014, İstanbul (kısa çocuk öyküsü)

 

Yılmaz, İsmail Güney; Zemsku; Lazi; 2014; İstanbul (şiir)

 

Özkurt, Rıdvan; Mendra; Lazi; 2014; İstanbul (şiir)

 

Albayrakoğlu, Sinan; İzmoce; Lazi; 2014; İstanbul (şiir)

 

Buyuklişi, Osman Şafak; Si Giçkin; Lazika Yayın Kolektifi; 2011; İstanbul (şiir, öykü, deneme)

 

Lazika Yayın Kolektifi’nin yayına hazır iki roman kitabı (Murğulişi-Xami do Xortzi, Uzunalişi-Gza) daha var. Aynı şekilde Lazi Kültür Yayınları’nın da yayımlanmayı bekleyen eserleri mevcut.

 

Papirüs iki aylık edebiyat seçkisi kitap: 14 Kasım-Aralık 2015

894d9154-d84b-43ea-970a-a3b28d6cc307

 

(Helimişi Xasani karikatürü): Yaşar Babalık