Lazca Roman ve Ülke Bütünlüğüne Ağıt

Fikir sahibi olmadan zikir sahibi olanlar geleneğinden gelen Türker, yazısında bir de Lazcanın kaç tane lehçesinin bulunduğuna, kitabın Lazcanın hangi lehçesiyle yazıldığına ve Lazcayı kaç kişinin konuştuğuna takmış.

Mehmet Türker. Bu adı daha önce duydunuz mu? Bu adam kim, neci?  Türker, ‘Sözcü’  adlı ulusalcı şoven gazetenin yazarlarından biri. Bu insan, adı geçen gazetenin 27 Kasım 2011 tarihli sayısında bu kez hedefine Kürtleri, Ermenileri ya da Rumları değil de Lazları, Lazcayı ve Laz kültür aktivistlerini almış. Söz konusu ‘Lazca Çocuk Kitabı’ başlıklı yazısında önce‘Türkiyelilik’ kavramına sallayan Türker, sonrasında, Saint-Exupéry’nin dünyaca ünlü klâsiği ‘Küçük Prens’ adlı kitabının, icat edildiğini düşündüğü bu kavramdan yüz bulmuş olan ‘elin oğulları’nca Lazcaya çevirdiğini iddia etmiş. Hızını alamayan Türker, bir de kitabı yayınlayan yayınevini Kürtçü ilân ediyor ki, dört başı mamur bir komedinin biletsiz seyircileri oluveriyoruz aniden. Kitabı basan yayınevinin, ‘Kürtçü olduğu biliniyormuş’. Bunu kim biliyormuş? Meselâ ben, bayağıdır Laz kültür hareketi içinde yer alan bir insan olarak bilinen bu gerçekten haberdar değilim!

‘Küçük Prens’ adlı kitap, Lazcaya “Ç’it’a Mapaskiri” adıyla Sinan Albayrakoğlu (Badişi) tarafından çevrildi. Badişi de Lazika Yayın Kolektifi’nin (Lazika Gamaşkumalaşi Kolektivi) emekçilerinden biri. Lazika Yayın Kolektifi adlı oluşumu sırtlayanlarsa, Lazca kitap, dergi vs. üreten, Lazcanın yaşamasına ömür vakfetmiş Laz kökenli aktivistlerdir, bu insanların çoğu da konuya ilgi duyan kişilerce tanınır, bilinirler. Hiçbiri de Türker’in iddia ettiği gibi elin oğlu filan değiller, hepsi buralı, Pazarlı, Ardeşenli, Fındıklılı, Arhavili, Hopalı. Oysaki biz Türker’in kendisinin, Bulgaristan’da yaptığı ve kendi bakış açısına göre tam da ‘bölücülük’ olan işler sebebiyle, çektiği onca çileden sonra, 1989 yılında Türkiye’ye geldiğini öğrendik. Mehmet Bey, Bulgaristan’da seksenli yıllarda başlayan Türkleri yok etme politikalarını ağır şekilde yaşamış ve onca bedel ödeyerek buralara kadar gelmiş bir insan. Ve kendisi ‘dışarı’dan gelmiş olsa da bizim için katiyen eloğlu filân değil, biz kimseye o gözle bakmayız da. Ama ne yazık ki beyefendinin kendisi, iki bin yıldan fazladır buralı bir halkın evlâtları olan insanları yabancı olarak görmede bir absürtlük görmüyor.

Fikir sahibi olmadan zikir sahibi olanlar geleneğinden gelen Türker, yazısında bir de Lazcanın kaç tane lehçesinin bulunduğuna, kitabın Lazcanın hangi lehçesiyle yazıldığına ve Lazcayı kaç kişinin konuştuğuna takmış. Size ne Mehmet Bey! Sizin de her ne kadar başka bir amaçla söylemiş olduğunuz gibi ne önemi var bunların! Lazcayı on kişi konuşsa ne, on milyon kişi konuşsa ne! Sekiz yüz lehçeye ayrılsa bu dil ne olur yani! Neyden rahatsız oldunuz bu kadar! Hem sizin ima ettiğiniz gibi çok az kişi konuşuyorsa bu dili ve Lazca –tıpkı Kürtçe gibi !- çok sayıda lehçeye ayrılmışsa daha iyi ya, dokunabilir mi bir zararı, bu kadar az ve dağınık insanın ‘ülke bütünlüğüne’ ? Öyle değil mi? Ha ama belki de dış güçler gelip Laz olmayanı propaganda ile Laz yapıp, onları da bölücü emellerine âlet edebilirler elbette.

Vatanın ve milletin bütünlüğüne kast edenleri arayıp duranlar, eğer bu eylemlerini sonsuza dek sürdürme konusunda ısrarcılarsa, önce aynaya bakmalılar. Zehirli milliyetçilik ideolojisiyle nelere nelere garezlerini kusabildiklerini oturup bir düşünmeliler sakin sakin. Ölüm döşeğinde olan bir dilin yaşaması için gecelerini gündüzlerine katıp üretenleri bölücü diye yaftalayanlar, asıl kendilerinin bir halkı ve onun dilini açık ya da kapalı bir biçimde aşağılamaları ile kardeşlik durumu ve psikolojisinin altına dinamit yerleştirdiklerinin farkına varmalılar. Evet, Lazlar için “bu ülkenin çimentosu” derler. Bu ülke bir yapıysa Lazlar onun çimentosu mudur, değil midir bilemem ama, Mehmet Türker’in, zamanında yapıyı inşa ederken malzemeden çalan müteahhitlerin soyundan geldiği açık. Ve biz Lazlar sizi hiç sevmedik Mehmet bey !

 

Not: Ali İhsan Aksamaz’ın sosyal medya üzerinden yaptığı çağrıyı buradan tekrarlamak istiyorum. Duyarlı olan herkesi, Türker’i Basın Konseyi’ne şikâyete çağırıyorum. Şikâyet için [Buradan]

KronikMuhalif.Com – 03.12.2011 / Çankaya – Ankara