Kürt Hareketi ve Kürt oyları

Kürt ulusal kurtuluş hareketinin demokratik alan kanadının Kürt seçmen nezdinde ne kadar başarılı olup olmadığı üzerine pek çok kez yazılıp, çizildi. Bu yazıların kimi “bilimsel”, kimi meraktan, kimi salt siyasî analiz odaklı, kimiyse tamamen art niyetliydi.

Burada Kürt siyasî hareketinin aldığı oylar değerlendirilirken yapılan yanlışların, hataların veya bilinçli çarpıtmaların arkasında ilgilenilen bölgelerin etnik yapısı ve özgül durumları hakkında fikir sahibi olmamak ya da buna şaşı bakmak yatıyor.

Zaten, Türkiye’de “etnik kompozisyon” başlı başına kocaman bir çarpıtma alanı. Bunun iki sebebi var; biri resmî/sağlıklı herhangi bir istatistik yok (1), diğeri etnisiteler konusu bir çalışma alanından ziyade milliyetçiliklerin çarpıştırılacağı bir meydan olarak görülüyor.

Eh, yalan söyleseniz de başınız ağrımaz.

“Urfa’nın % 35’i Türkmen” dersiniz, “Türkiye’de 8 milyon Arap var” dersiniz, “Çerkesler bu ülkenin % 10’u” dersiniz, “Türkiye homojen, % 90 Türk” dersiniz, “Türkiye’de 35 milyon Kürt var ya” dersiniz, “Çüş! 6 milyon Kürt var!”, dersiniz… Dersiniz oğlu dersiniz yani…

Kürt Hareketi başarılı mı?

Kürt Hareketinin “asıl kanadı”nın başarılı bir siyasal akım olduğu tartışmasız. PKK, ders olarak okutulacak cinsten bir büyük başarma örneğidir. Bana kalırsa, bu hareketin demokratik alan kanadının başarısı da su götürmez. Fakat tartışılıyor: “Doğu’da şu kadar oy alıyorlar” üzerinden.

“Kürt partisi”nin Kürtlerin hepsinden oy alamadığı aşikâr. Fakat dünyada böyle bir örnek var mı? Bir ulusun bütün parçalarıyla bir hareketi desteklemesi zaten beklenemez. Ha, bu potansiyel var olandan daha fazla olabilirdi/olmalıydı diye elbette tartışılabilir.

Ama bu “Kürt partisi”nin Kürtler içinde başarılı olduğu gerçeğini olumsuzlamaz.

Başka diyarlardan örneklere bakalım.

İspanya’daki 2011 genel seçimlerinde Katalan partisi CIU Katalonya’da (2) oyların % 29.35’ini alarak birinci parti olmuş. Onu Sosyalist İşçi Partisi’nin (PSOE) Katalonya seksiyonu ile sağcı parti Halk Partisi (PP) tâkip etmiş % 20’şer küsur oyla. Diğer Katalan partileri ve İspanya partilerinin Katalonya kanatları % 8 ve altında oylar almışlar. İspanya meclisine CİU 13 vekille (% 4.17 oy), diğer Katalan partisi Cumhuriyetçi Sol 3 vekille (% 1.03 oy) girebilmiş. Katalanlar İspanya’nın % 15’i.

Bask Ülkesi’nde (3) ise Bask Milliyetçi Partisi (EAJ-PNV) % 27, Herri Batasuna’nın devamcılarını da barındıran Amaiur % 24, PSOE % 21, PP % 17 oy almış. İskoçya’da da, seçim sistemi dolayısıyla 56 sandalye kazanarak rekor kıran SNP % 50 oy almıştı (6’dan 56’ya çıktılar).

Bu minvalde 15 sayfa daha devam edebiliriz ama biliyorum, okur sıkılıyor. Kürdistan’a dönelim.

“Kürt partisi”nin nötr ya da art niyetli bir biçimde başarısız addedilmesinde “Doğu’dan alınan oylar” diye özetleyebileceğimiz “büyülü cümle” anahtardır. Neresi bu “Doğu”? Elbette, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri.

Bir kere, Türkiye’nin güya iklimsel olarak ayrılmış coğrafî bölgelerinden Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin tamamı/ezici çoğunluğu Kürt değil. Örneklem bu olursa “Kürt partisi”nin Kürtlerden ne kadar oy aldığı üzerine sağlıklı bir değerlendirme yapılamaz.

Söz konusu alanda Kürtlerin nüfusun çoğunluğunu oluşturmadığı iller var: Antep, Kilis, Erzurum, Kars, Malatya, Maraş (bir bölümü Doğu Anadolu’dadır ancak Akdeniz’de sayılır), Ardahan. Üstelik bu illerden Antep, Kilis, Erzurum ve sanırım Ardahan’da (Göle hâriç) Kürt nüfusu mikro bir nüfus sayılabilir. Emin olamadığım için ayrı yazacağım; Erzincan nüfusunun da çok büyük bir çoğunluğu Türk diye biliyorum, eğer yanılmıyorsam onları Zazalar takip eder.

Öte yandan Kürtlerin çoğunluk olduğu ama çok ciddi gayr-ı Kürt nüfus barındıran il veya Kürtlerin çoğunluk/büyük çoğunluk olmadığı ilçeler de var: Iğdır (bütünüyle karışık nüfusa sâhip), Elâzığ (Merkez, Ağın), Adıyaman (Merkez, Gölbaşı, Tut, Besni), Urfa (Harran, Akçakale, Merkez, Bozova, Ceylanpınar, Viranşehir, Birecik, Halfeti, Eyyubiye, Karaköprü, Hilvan, Haliliye), Mardin (Merkez, Midyat, Ömerli merkez, Savur, Yeşilli), Batman (Hasankeyf, Sason, Kozluk), Siirt (Merkez, Tillo, Baykan, Şirvan, Pervari), Muş-Hasköy, Bitlis (Ahlat, Adilcevaz, Mutki),Dersim (Pertek, Çemişgezek), Ağrı (Taşlıçay, Eleşkirt merkez, Hamur) Diyarbakır (Çermik, Çüngüş ilçe merkezi), Van-Erciş gibi. Ancak, bu il ya da ilçelerin bir kısmında Kürtler lehine demografik değişimin gerçekleştiğini de akılda tutmak gerek.

Bu konularda bir fikri olmayanlar, örneğin Iğdır’da neden MHP ile Kürt hareketinin yarıştığını da açıklayamaz (2014 yerel seçimleri: BDP % 44.2, MHP % 42.4/ 2011 genel seçimleri: MHP % 34, Pervin Buldan % 31).

Bu arada, burada genel eğilime uyarak Zazaları Kürt sayıyoruz. Fakat, mesela, Zazalığın ve İslamî kimliğin öne çıktığı Bingöl’de Kürt hareketinin destek bulmakta ciddi anlamda zorlandığı ancak önü alınamaz bir yükselme trendinde olduğu da açıkça görülüyor: 1995: % 7, 1999: % 12, 2002: % 22, 2007: bağımsız aday % 14 (% 70’le AKP 3’te 3) 2011: bağımsız aday % 24 (bir vekil).

Benzer şekilde Zaza çoğunluk barındıran fakat bu kez Alevi ve sol/sosyalist kimliğin öne çıktığı Dersim’de de Kürt hareketi örgütlenme alanındaki sorunlarını daha yeni aşabildi sayılır: 1995: % 16, 1999: % 13, 2002: % 32, 2007: % 27 ile bir bağımsız vekil çıkardı, 2011: % 22 ile bağımsız vekil çıkaramadı (CHP % 56 ile 2’de 2 yaptı).

Kürt hareketi Dersim’de 2009’dan beri belediyeyi elinde tutuyor.

İsterseniz son iki yerel ve genel seçimde “Doğu ve Güneydoğu Anadolu” illerinde Kürt siyasî hareketinin aldığı oylara bakalım.

Ardahan: 2014: % 10, 2011: % 12, 2009: % 13, 2007: % 9. Kars: % 19, % 19 (bir bağımsız vekil), % 14, % 15. Iğdır: 2014 ve 2011’i yukarıda yazdık. 2009: % 39, 2007: % 40 (bir bağımsız vekil).Erzurum: % 6, % 8, % 1,20, % 5. Erzincan: % 0.7, -, % 0.5, -. Dersim: 2011 ve 2007’yi yukarıda yazdık. 2014: % 42,  2009: % 30. Malatya: % 1.5, % 1.08, % 0.10, % 1.4. Maraş: % 1.3, % 0.5, % 0.4, % 1.3. Adıyaman: % 5.3, % 6.5, % 5.6, % 8. Antep: % 6.2, % 5, % 5.5, % 5. Kilis: % 0.8, -, -, -.Urfa: % 30.5, % 17 (iki bağımsız vekil çıkardı), % 10.5, ? (bir bağımsız vekil çıkardı. Bağımsızlar % 20 oy aldı fakat Seyyit Eyyüpoğlu da dâhil). Diyarbakır: % 55, % 49 (6 bağımsız vekil çıkardı), % 65, % 47 (4 bağımsız vekil çıkardı). Elâzığ: % 2.6, -, % 2.5, % 3. Bingöl: 2011 ve 2007’yi yukarıda yazdık. 2014: % 25, 2009: % 33. Muş: % 40, % 44 (2 bağımsız vekil çıkardı), % 37, % 45 (bağımsız 2 vekil çıkardı). Batman: % 55, % 51 (2 bağımsız vekil çıkardı), % 59, % 39 (2 bağımsız vekil çıkardı). Bitlis: % 43, % 26 (1 bağımsız vekil çıkardı), % 34, % 21 (1 bağımsız vekil çıkardı). Siirt: % 49, % 42 (1 bağımsız vekil çıkardı), % 49, % 36 (1 bağımsız vekil çıkardı). Ağrı:% 51, % 41 (1 bağımsız vekil çıkardı), % 32, % 24. Van: % 53, % 47 (4 bağımsız vekil çıkardı), % 53, % 32 (2 bağımsız vekil çıkardı). Hakkâri: % 66, % 78 (bağımsız vekillerle 3’te 3 yaptı), % 80, % 56 (1 bağımsız vekil kazandı). Şırnak: % 59, % 70 (3 bağımsız vekil çıkardı), % 53, % 63 (2 bağımsız vekil çıkardı). Mardin: % 52, % 51 (3 bağımsız vekil çıkardı). % 36, % % 38 (2 bağımsız vekil çıkardı).

Bu sonuçlarda yerel seçimler için belediye başkanlığı sonuçlarını dikkate aldık, ilgili okurun il genel meclisi sonuçlarına bakması da faydalı olacaktır.

Verilere bakıldığında, Kürt siyasî hareketinin Kürdistan’daki ciddi ağırlığı hakkında tartışılabilir bir durum kalmıyor. Bu yapının bölgedeki tek rakibinin AKP olduğu da herkesçe bilinen bir gerçek. CHP, MHP Kürdistan’da bazı adacıklar (Dersim, Elâzığ, Adıyaman) dışında hiç yokken, Saadet’in bu partilerden daha yaygın olması dikkat çekici bir nokta.

Hizbullahî Hüda-Par ise geçtiğimiz seçimlerde bir varlık gösterememişti, bu seçimde de bu partiden pek bir şey beklenmiyor. Tek umutları HDP’nin baraj altı kalması, bu durumda belki Batman ve Amed’den bağımsız vekil çıkarabilirler.

Daha eski bir yasal Kürt partisi olan Hak-Par ise Hüda-Par’dan daha geride. Hak-Par, Özgürlük Yolu geleneği ile diğer kesimlerin buluştuğu Barzanîci ve federasyon yanlısı bir örgüt.

Yeri gelmişken, saydıklarımız dışındaki diğer mikro legal Kürt örgütlenmelerini de sayalım: ÖSP, T-KDP, PAK, PAKURD, Azadî, DDKD, KDP (Katılımcı Demokrasi Partisi), KDP (Kürdistan Demokratlar Platformu). Emeğin Birliği geleneğinden gelen sosyalist ÖSP dışındakiler Barzanîcidir.

PKK’ye dönersek,  bu hareketin demokratik alandaki kitlevî akrabasının, Kürdistan’da Dersim ve Bingöl’deki med-cezirli durumu dışında, Kürdistan’ın tel örgüsüz batı sınırındaki Elâzığ ve Adıyaman Kürtlerinden teveccüh görmediği ve Urfa’da bir hayli, Mardin’de ise yakın zamana kadar kısmen zorlandığı da biliniyor.

Bunun böyle olmasının sebepleri arasında Elâzığ’da (4) Türk milliyetçiliği öne çıkarken, Urfa ve Mardin’de İslamî kimlik ve tabiî ki Arap nüfus belirleyici oluyor. Daha kendine özgü bir yer olan Adıyaman’da ise yüklü Türk nüfusu faktörü dışında, tercihi dindârlığın belirlemesi net bir biçimde kendini göstermekte. Fakat bu ilde kemik bir laisist tabanın varlığı da kesin.

Burada, dindârlık hususunda, şöyle bir parantez açmak gerek. Kürt nüfusun HDP’ye oy veren kesimi de büyük ölçüde dindâr, fakat bu kümenin oyunda ulusal aidiyet belirleyici. Dinî partilere oy veren Kürtlerde ise devlete bağlılık önemli bir kıstasken, bu kesimde de Kürtlerin “temel hakları” konusunda HDP’deki soydaşları ile büyük ölçüde bir “konsensus” içinde olduklarının da altı çizilmeli.

Yani ulusallığı değil, İslamî kimliği öne çıkaran Kürtler de Kürt ulusunun tanınmasını, kendilerine kültürel ve belki bazı özyönetsel haklar verilmesini talep ediyorlar.

“Kürt partisi” ve “Öteki Kürtler” için biraz daha

Elâzığ ve Adıyaman’dakine benzer bir durum Maraş, Malatya, Erzincan Kürtleri için de geçerlidir. Fakat; Kars, Ardahan ve Erzurum Kürtlerinin Kürt siyasî hareketine yakın durduğu ya da durmaya başladığı, bu bölgeler özel olarak incelendiğinde görülebilir. Antep Kürtlerinde de durum ortada bir yerde gibi.

Kürdistan’da Kürt siyasî hareketinin ağırlıkla Kuzey Kürdistan’ın orta ve doğusundan ve Şafiî Kürt kesimden oy alıyor olması ayrı bir tartışma konusu. Bu, neden böyle olduğu bir yana teslim edilmeli.

Bir bölümü PKK hususunda şüpheci olan Alevî Kürt ve Zazaların da son dönemde yönlerini kütlesel olarak Kürt hareketine çevirdikleri açık. İllâ “sosyolojik” bir tanım yapılacaksa eğer, sanırım Hanefî-Sünnî Kürt ve Zazalar, PKK’ye en mesafeli duran Kürt kesim.

Ve Türkiye’de minimum 15 milyon Kürt-Zaza var diye saydığımızda (Türkiye’nin yaklaşık % 20’si olur) Kürt siyasî hareketinin oylarının “olabilecekten düşük” olmasında kuşkusuz baraj faktörünün de bir etkisi olduğu vâkî. Baraj % 5 olsa “Kürt partisi”ne oy vermeyen bir kısım Kürt’ün de HDP’ye oy vereceği düşünülebilir. Fakat, bağımsız adaylarla denenenlerle ve bugün HDP’nin barajı geçip geçemeyeceğine dair yapılan tartışma ve tahminler üzerinden Kürt siyasî hareketinin Kürtlerin yarıya yakınından ya da yarısından doğrudan destek gördüğünü, Öcalan’ın Kürtlerin (yaklaşık) yarısınca önderlik olarak tanındığını söyleyebiliriz.

Ama elde sağlıklı nüfus verileri olmadığı için bunlar hep afakî kalacaktır.

Yine de, durum böyleyse eğer, bu bir başarısızlık olarak kodlanamazsa da eksiklik olarak görülebilir.

Ya “Diaspora”?

Son olarak “Diaspora Kürtleri” açısından bir değerlendirme yapmaya çalışırsak, Mersin ve Adana’da yaşayan Kürtlerin ekseriyetle Kürt hareketi taraftarı olduğunu söyleyebiliriz. Fakat, İstanbul, Ankara, İzmir gibi daha büyük şehirlerde durumun Kürdistan’daki tablonun bir minyatürü olduğu tespiti yapılabilir.

Daha kadim “diasporik” yerlere baktığımızdaysa, Haymana’da Kürt hareketinin yeni yeni gelişmeye başladığı, Polatlı’da, Şereflikoçhisar’da, Bâlâ’da bu hareketin pek var olmadığı görülür. Diasporalar içinde Kürt hareketinin en güçlü olduğu yerler Konya-Cihanbeyli (son yerel seçimde % 36 ile ikinci parti oldu) ile Aydın-Ovaeymir’dir. Ovaeymir belde belediyesi ile Cihanbeyli-Gölyazı belde belediyesi geçen seçim öncesi BDP elindeydi. Bu belediyeler Mersin-Akdeniz belediyesi ile birlikte BDP’nin batıdaki sınırlı sayıdaki belediyelerindendi.

Yine Konya’ya bağlı Kulu’da da Kürt hareketinin varlığını güçlü bir biçimde hissedilmekte.

Sivas, Çorum, Kırşehir, Aksaray, Niğde, Tokat, Amasya, Yozgat, Kayseri, Bayburt ve Gümüşhane’ye dağılmış olan Sünnî ve Alevî Kürt ve Zazalarda ise Kürt hareketine karşı elle tutulur bir ilgi göremiyoruz (bir not; Demirtaş Sarız’da yaklaşık % 10 oy almış).

Son olarak, önümüzdeki seçim için kayıtlı kuyutlu bir tahminde bulunmuş olmak için HDP’nin barajı geçmekte zorlanmayacağını düşündüğümü ekleyeyim. Ancak HDP’li arkadaşlar rehavete kapılmasınlar, zira seçim öngörülerim pek tutmaz.

Şakamızı da yaptığımıza göre artık nasipse kısa olacağını umduğumuz bir başka yazıda görüşürüz.

Dipnotlar:

(1) 1965’e kadar nüfus sayımlarında anadil soruldu ama sonuçların atmasyon olduğu açıktır.

(2) Valencia ve Balear Adaları da Katalan fakat resmî Katalonya özerk bölgesi sınırları içinde değil. Olur da yazıyı bir Valencialı okursa diye Valencialılarda kendilerini ayrı bir millet olarak tanımlama eğiliminin güçlü olduğunu da söyleyelim.

(3) Navarre de Bask ama resmî özerk Bask Ülkesi içinde değil.

(4) Karakoçan ilçesinde belediyeyi % 51’le BDP (DBP) kazandı. Parti 2009’da % 28’de kalmıştı. Şeyh Sait’in memleketi Palu’da ise Hüda-Par % 13 oy almayı başardı.