ah bu karanlık ancak tek bir elekten geçip de kanabilir ışığa
ve yine bir tek sen uçlarını bir tutturabilirsin iplerimizin
şimdi bu kadar uzakken tüm muhayyel sevindirici kısa mesajlar
ve bir o kadar da anlamsızlaşmışken
gelişin yoluna gösterime giren tüm parendelerim
bir maket bıçağıyla düzgünce birçok parçaya ayrılmış
tek ve büyük bir kâğıdız biz eski sevgilim
üzerimizde onca yılın tonla yazısı
harf harf şifrelenip mânâsını yitirmiş.
belki Taşkısığı kışlasında bir ranza demiri ile bir yatak arasında unutulmuş
bir kalem ucunu elektriklendirip de
tüm parçaları yeniden birleştirebilecek tek enerji
sende kalmış.
bunun böyle olduğunu ummak istiyorum
ve neliği belli bir kör saplantının içinde
sadece seni özlüyorum.

ve bu her gün ayakta kalmaya çalışan “bir yarın” deyişim
beni sabaha çıkarır mı bilmem.
tüm suyu habire çekilen bir hayatın
aşkı hak etmeyeceği hâkim bir kanaattir üstelik.
bir birikintiye tutunuyorum
ve kodlanmış tüm erkeklik masalları göğsümü ağrıtıyor.
burada bir sefaletle artık sadece bekliyorum
sadece bekliyorum bir yanlışın düzeltilmesini
elden başka bir şey gelmez olunca
ölmek daha
“bana adın kadar nemrut bu veçheyi ayırdığın için teşekkür ederim süreç”li
hatıra defterlerinin en çok dikkat çekecek sayfasına atılan
böylece son nefeste sendelemiş bir imza gibi
iddiasız ve âsi bir seçenek oluyor, sâhi.

ama uyuyup, uyanıp kemiriyorum ben
paylaştığın fotoğrafları
seni yaşanmamışlaştıran yanımdaki üç yıllık boşlukla.
ve kanepeden kapı aralığındaki boşluğa sabitlenmiş bakışlar artmışsa
bil ki bir seni
bir de ekmeği ne çok düşünüyorumdur.
ah şu bir;
adın var, kaybolmaz
üzerini sarı fosforlu kalemlerle çizdiğim
ah şu iki;
adın var burada
büyüyen ve büyüyen bir kozmosta big bang misâlidir.
şöyle üç:
seni hatırlamalıyım
köklerim sende
ve bu her sene tekrarlanan bir imtihan sualidir.

öyleyse;

pijamanla kapıyı açıp buyur etmelisin
elimde poşetler olacak
sevinmelisin
dirayeti sana, merakları bana benzeyecek bir çocuk
bunu düşünmelisin.

bugün yine seni seviyorsam
ölünceye sevdirmelisin.

yani sonuç olarak her sene full çıkardığım bir sınavdan söz ediyoruz
öyle değil mi?

İsmail Güney Yılmaz

 

bireylikler   sayı 75 (temmuz – ağustos ’17)