bir dere kenarı dinginliği gibi
kalbim ne çok şey özlüyor.
biraz yalnızlık, biraz ekmek
yaşamak tek bu,
yaşamak bir unutulma
ve hiç de özgün olmayan ölüp gitmelerden
yalnızca biri

anlamına geliyor.

ve bizim bu yolumuz közdendir de
ardımız erguvan
yarınlarımızsa bir enkazın rutinine hazırlanıyor.

al yanakta
bal dudakta akan kansın
cehennem nerede?

o bir beden ve atlastır.

– kapılar kapanıyor!

ah nihaî kerte
baksana yerde
tüm güzel Ankara’lar, İstanbul’lar
Ankara ve İstanbul’lar

öyle cansız uzanıyor.

örtün gözlerini şehirlerin

anlamın zamanla ilgasını izleyin.

sizleyim;

süpürülmüş şimdi uzakta
aslanların ağzından çalınmış o gülüşler
hatıralardan bir yığın eskiz
düşüyor irin deryasına

bir iltihap tabakasıdır da bu
an bulanıklaştırıyor “biz”leri
düşürdüğüm güneş, birkaç tende
çürütüyor o günleri.

ara ara hâlâ hatırlanıyordur.

 

İsmail Güney Yılmaz

 

 

Akatalpa   sayı 210  (haziran ’17)