Golusvi Si Niyazi!*

Bu ülkeye de bu insanlara da... Kürt’e, Türk’e ve Laz’a yazık... Yazık bu vatana, bu toprağa ki, sırf Kürtlere söylendi diye, Lazca bir aşk şarkısından bölünme ve ihanet paniği imal edip, oradan da kardeş durmaya düşmanlığın iriniyle iltihaplanmış bir intibahtan damıtılmış zehri kusabilen milyonlarca faşist kafaya yurtluk ediyor.

“İyar haşo m3’k’up’ var t’asen gzamşine!”

(Hep böyle karanlık olmayacak yoldaş!)

Fahri Kahraman

Lazlar ve Lazca, son günlerde çeşitli vesilelerle sık sık ülke gündemine gelir oldu. Son vukuat ise Diyarbakır’da newroz alanında Laz şarkıcı Niyazi Koyuncu’nun Kürt halkını ve halkların kardeşliğini somut bir adım atarak, yani kendi anadiliyle sahneden şarkılar söyleyerek selamlamasından sonra gerçekleşti.

Birbirinin klonu olan klavye tetikçisi faşistler, bilindik mavralarla kısa sürede örgütlenerek, Koyuncu’nun aleyhinde sosyal medyada virüs gibi yayılan bir linç kampanyasında muvaffak olabildiler. “Ülke için kaygı verici bir gelişme” demek isterdim lakin öyle değil, bu tabana yayılmış sıradan, kompleksli ve azgın faşizm, bir memleket gerçeği. Yani yaşananlar şaşırtıcı değil, tersine son derece tanıdık, hatta beklenen, asıl olmasaydı bizlere ezber bozduracak cinsten.

Gördüğümüz, her dem bunalımda ve “düşman”ı bol, yaralı, muhteris, tahammülsüz ve rövanşizmle güdülenmiş zavallı bir milliyetçiliğe rehin, kanlı ve katliamlı bir gelenekle malul kalabalık bir güruhun mide bulandıran küfürleri, hakaretleri, yakıştırma ve tehditleriydi bilgisayar ekranlarından.
Bu ülkeye de bu insanlara da… Kürt’e, Türk’e ve Laz’a yazık… Yazık bu vatana, bu toprağa ki, sırf Kürtlere söylendi diye, Lazca bir aşk şarkısından bölünme ve ihanet paniği imal edip, oradan da kardeş durmaya düşmanlığın iriniyle iltihaplanmış bir intibahtan damıtılmış zehri kusabilen milyonlarca faşist kafaya yurtluk ediyor.

Son yirmi yıldır hep kulağımıza çalınıyor: “Şimdi de Lazlar mı çıktı!” diye tuhaf bir söz. Halbuki Lazlar, bu toprakların en kadim birkaç halkından biridir ve yirmi yılla da sınırlı değildir var oluş kavgalarının serüveni. Meşrutiyetten bugüne, aralıklarla ve cılız da olsa bir yaşam kavgası sürdürülüyor Lazca ve Laz kimliği için. Ve demokrat Lazların, özgürleşme mücadelesinde Kürt halkının yanında olması da dün başlayan bir şey değil, bu hep vardı.

Yaz boyu çay tarlalarında döktüğü onca terin bir damlası kadar adil bir karşılık alamayan, dili, kimliği ve kültürü yıllardır sürekli aşağılanıp, inkar edilen, yok sayılan, kendi vatanında tutunamayıp, gurbet ellerde hayat kavgasının içinde boğuşan, denizi çalınan, topraklarının üzerindeki ormanları ve dereleri talan edilmek istenen ve HES karşıtı ekoloji hareketinde en önde yer alan emekçi Laz halkının Kürt kardeşiyle bir sorunu yoktur, onun sorunu ona bu zulmü reva görenlerledir.

Lazlar, kendilerinin sıkıştırılmak istendikleri “fıkra kahramanı” stereotipinde sınırlandırılmayı da kabul etmezler, “ülkenin çimentosu” yahut “kabadayı, kan güden insanlar” gibi yargılara da sığdırılamazlar. Kendi dilinin yaşatılması yönünde bir talep dillendirmediği sürece sözde “kardeş” görülen Laz halkının evlatları diline, kimliğine, kültürüne, emeğine ve emeğin büyük ve evrensel kavgasına sahip çıkıyorlar. Laz halkının pek çok evladı, kendilerine yakıştığı gibi İskenderi 3’it’aşi’nin, Helimişi Xasani’nin, Ayşe Gülen’in, Kazım Koyuncu’nun yolundan yürüyor…

Laz halkı ve Laz aydınları, Niyazi Koyuncu üzerinden halkımıza yönelik tertip edilen iğrenç tacizlere sessiz kalmayacak, tehditler karşısında telaşla, bir köşeye sinmeyecektir. Bu yazı da, bu iyice bilinsin ve tarihe bu mesele özelinde bir not düşülsün diye yazılmıştır…

* Sen aldırma Niyazi!

Özgür Gündem / 26.03.2013 – 22.03.2013 / Okmeydanı