Erkek Nüfusunun % 90’ını yitirmiş bir ülke: Paraguay

Paraguay, bağımsızlığını 1811 yılında İspanyol İmparatorluğu’ndan aldı. 1862’de iktidara gelen Francisco Solano Lopez asker desteğiyle bir diktatörlük kurdu. Yazının başlığına da taşıdığımız Paraguay tarihinin en acı olayı da bu yıllarda gerçekleşti.

Paraguay’ın, yerli dilinde “ırmağın bu kıyısı” gibi bir anlamı var. Ülke, kuzey komşusu Bolivya’yla birlikte Güney Amerika’nın denize kıyısı olmayan iki memleketinden biri.

Başkenti Asunción olan ülkenin yüzölçümü Türkiye’nin yarısından biraz daha büyük ve Corazón de América (Amerika’nın kalbi) denilen bu topraklarda 7 milyona yakın “pozitif” insan yaşıyor -dünyanın en pozitif ülkesiymiş-.

Ülkede temel resmi dil İspanyolca dışında yerli dili Guarani de resmi dil hüviyetinde. Bu yüzden devletin adı Tetã Paraguái diye de yazılıyor. Paraguay, yerli dillleriyle ilgili bu ayrıcalıklı özelliğini Güney Amerika’da Bolivya ve Peru’yla paylaşıyor.

Paraguay’da 4 milyon 650 bin konuşucusu olan Guarani dilinde kitaplar

Güney Amerika’da yerli dillerinin durumu Kuzey Amerika’ya göre her zaman çok daha iyidir fakat Paraguay’da durum biraz daha alışılmışın dışında. Zira ülkenin % 90’ı Guarani bilirken, İspanyolca bilenlerin nüfusa oranı % 87.  % 23’lük tek dilli nüfusa karşılık (Guarani ya da İspanyolca), bilingual nüfus % 73’lük ezici bir oranla ülkede çoğunluk durumunda. Paraguay’da 50 bin kişilik bir yerli nüfus da -Guarani’nin yanısıra- tam 13 dil daha konuşuyor. Bu yerli diller ve İspanyolca dışında Almanca (Plautdietsch ve Standart Almanca) ile İtalyanca da ülkede yaşayan diller arasında. Portekizce ise Paraguay’daki en büyük göçmen diliymiş.

Guaraní ile ilgili bir not daha: Ülkenin para birimi de aynı adı taşıyor (“yarani” diye okunurmuş.)

Paraguay, klasik bir melez ülkesi. Ülkenin % 95’i Mestizo, yani (çoğunluğu İspanyol) Avrupalı-yerli melezi. Bu bakımdan ülke Güney Amerika’nın en homojen ülkesi. Mestizolar dışındaki etnik/ırksal demografi şu şekilde: % 3 Avrupalı (çoğu Alman), % 2 yerli, siyah, Arap, Japon, Koreli gibi farklı toplumlar.

Ülkede inanç ağırlıkla Katoliklik (% 89.6). Bu mezhebi Protestanlar (% 6.2) ve diğer Hıristiyanlar (% 1.1) takip ediyor. Ateistlerin nüfusa oranıysa % 1.1.

Paraguay, bağımsızlığını 1811 yılında İspanyol İmparatorluğu’ndan aldı. 1862’de iktidara gelen Francisco Solano Lopez asker desteğiyle bir diktatörlük kurdu. Yazının başlığına da taşıdığımız Paraguay tarihinin en acı olayı da bu yıllarda gerçekleşti.

Britanya’nın finanse ettiği Brezilya, Uruguay ve Arjantin orduları 1864’te Paraguay’a savaş açtı. Paraguay, o yıllarda Latin Amerika’nın en zengin ülkesiydi ve üstelik Paraguay, sert devletçi yapısıyla diğer komşu ülkelerin aksine İngilizlere ticari kapitülasyonlar da tanımıyordu. Bunun üzerine İngilizlerin fişteklemesiyle saydığımız üç ülkeyle Paraguay arasında korkunç bir savaş başladı. 1870’te biten savaşın sonucunda Paraguay her şeyini kaybetti. Toplam nüfusun % 70’i ve erkek nüfusunun % 90’ı! Bu, ülkede savaştan sonra sadece yaklaşık 28 bin erkeğin kaldığını gösteriyor. Dönemin Arjantin devlet başkanı durumu şöyle “özetliyordu”:

“Savaş bitti. şu anda on yaşından büyük hiçbir Paraguaylı erkek kalmadı. Toprağı bütün bu insan fazlalıklarından temizlemek gerekiyordu.”

Hâl böyleyken Katolik kilisesi de erkeklerin çok eşli olmasına izin verdi.

Netice olarak Paraguay, sömürgenlerin tam denetimine girdi, tüm yatırımları, madenleri, okulları, tarımsal varlığı mahvoldu. 170.000  km2‘lik toprağını Arjantin ve Brezilya’ya kaptırdı (1). Bugün Paraguay, hâlâ bölgenin Bolivya’yla birlikte en fakir ülkesi ve hâlâ kukla bir yönetim tarafından yönetiliyor (2).

Tarihi geçip, yavaş yavaş ülkenin ilginç bulduğum birkaç özelliğiyle bitirelim.

Paraguay’ın benim ilgimi en çok çeken kendine has özelliği bayrağının önüyle arkası aynı olmayan dünyadaki tek ülke olması -vallahi ben de bunu bugün öğrendim-.

bu bayrağın önü:

index

 

 

 

 

 

 

aha bu da arkası:

images

 

 

 

 

 

Sloganı Paz y justicia “Barış ve adalet” olan ülkenin milli futbol takımı da son zamanlarda bir düşüş dönemine girmiş olsa da, az çok bir üne sahip. Eski kalecileri Jose Luis Chilavert de, çoğu erkek okurumuzun hafızasında yer etmiş bir figürdür. Kariyeri boyunca toplam 96 gol atan (!) Chilavert, hat-trick yapmış tek kaleci olarak da tarihe geçti.

8640

Jose abimiz yine çılgın atarken.

Paraguay için son bir not daha. Ekşi’deki bir arkadaşın yalancısıyım ama ülkede “taraflar kan bağışına kayıtlıysalar düello yasalmış”.

Haaa bi de. Kızları da hoştur.

fft26_mf272047

Fotoğraftaki kadın arkadaş dünya çapında bir fenomen hâline gelmiş. Pek çok erkek, “göğüsleri arasındaki telefon olsam” diye iç geçirirmiş.

iki dipnot:

(1) Paraguay, 1932-1935 arasında Bolivya’yla girdiği Chaco Savaşı’yla şimdiki topraklarının yarısını elde etti.

(2) İkinci Cihan Harbi’nden sonra Alman Neo-Nazi suçlularına tıpkı Arjantin gibi kucak açmasıyla da bilinen Paraguay’da, tam 61 yıl (1947-2008) Colorado Partisi adlı emperyalizm işbirlikçisi parti hükmetti. Parti, Brezilya’nın, Brezilya da ABD’nin uydusuydu. Dönemin en önemli ve ünlü diktatörü Alman kökenli Alfredo Stroessner’dir (’54-’89. Franco’nun hükmünden sadece bir yıl az). Stroessner, 1989’da askeri darbeyle devrildikten sonra Brezilya’ya kaçtı. Paraguay’ın makus talihinde Nisan 2006’da bir değişiklik olmuş gibi göründü. “Sosyalist piskopos” diye ünlenen Fernando Lugo, % 41’le o gün Paraguay’da iktidara geldi. Ancak bu dönem uzun sürmedi, Lugo, askeri darbe girişimleriyle devrilemese de, Senato’nun 22 Haziran 2012’de aldığı kararla görevinden azledildi. Gerekçe ise, polisle topraksız köylüler arasında çıkan çatışmalarda 17 köylünün öldürülmesi ve Lugo’nun “görevi kötüye kullanmasıydı”. Oysa ki “papaz”, iktidara “topraksız köylüye toprak” sözüyle gelmişti.

Ara dönemden sonra yapılan Nisan 2013 seçimleri sonucundaysa iktidara yeniden, % 48 oyla Colorado Partisi geldi (!).

 

İsmail Güney Yılmaz