Ekim Devrimi’nden Sonraki İlk Çok Partili Seçim ve “Sol”un İç Savaşı

Nisan ’17′de Petrograd’a (St. Petersburg, Leningrad) ayak basan Lenin, “Emperyalist Savaş” diye nitelediği I. Paylaşım Savaşı’ndan çekilmek gerektiği ve iktidardaki burjuva hükümetinin devrilmesi görevi üzerine Nisan Tezleri adıyla bilinen yazıyı kaleme alır ve Bolşevikleri savaş düzeninde toparlar.

Ön Uyarı: Bu yazı Rusya’daki devrimler sürecine dair kendini iyi kötü tedrisattan geçirmiş okuyucuya hiçbir şey vaad etmemektedir, bu kesim açısından yazı, pas geçilmesi gereken, “peehh!” kıvamında bir metindir sadece -haa başlık mı? Tamam, iddialı eyvallah, idare ediverin-. Yazı, meseleye ilgisi olan fakat derli toplu bilgiye ulaşmada güçlük çeken okur hayrına basit bir tarih denemesi niyetiyle ve “Beytepe kırsalındaki ikinci senesinde birinci sınıftan ‘malûlen’ emekli tarihçi” kaygılarıyla kaleme alındı.

İsmail Güney Yılmaz

Lenin-Trotsky

Rusya’da Ekim Devrimi’nden sadece on yedi gün sonra, yani 25 Kasım günü bir genel seçim yapıldı (1). Bu “ilk ve son seçim” gerçeğinin -en azından çevrem açısından- çok az insan tarafından bilindiğini gözlemlemem beni konuyla ilgili yazma yönünde nicedir ki bir hevesle dürtmekteydi,  meseleyi ulaşılabilir az çok geniş bir okuyucu kitlesiyle paylaşabilmek ise ancak bugün nasip olabildi.

Bilenler zaten biliyorlar, bilmeyen okuyucununsa ne kadarını enterese edecek bilmem. Ama, söz konusu seçimi en azından benim açımdan ilginç kılan iki mühim noktadan girerek, monitör başındaki bir kısım okurca “sıkıcı” bulunabilecek, “kendi adımıza bir ödev olarak yaklaştığımız” tarih anlatımımıza başlayabiliriz:

1- Sözünü ettiğimiz seçimlere yalnız Bolşevikler katılmıyor.

2- Seçimin kazananı da Bolşevikler değil!

Ekim Devrimi sürecinde “sol”un kendi içindeki ilişkilerine dair Türkçe yazılmış materyal bulunur, çoğumuz da az ya da çok biliriz bunları ama adını andığım seçime dair nette hiçbir Türkçe kaynak göremediğimi söyleyeyim -matbuda değiniler elbette ki var-.

Devrimler ve Devrim

Ekim Devrimi’nin temeli mücadelenin ilk pratik sonucu manasında, bizdeki 1908 meşrutiyetine benzer sonuçlar yaratan yani parlamenter monarşik siyasi düzeni getiren Şubat 1905 Devrimi’ne gelip, dayanır.

Tarihe Rus Devrimi olarak geçen ve kendiliğinden bir biçimde başlayan bu hareketle Rusya’da Çar,feci derecede kanlı bir süreçten sonra siyasi partilerin kurulmasını kabul etmişti. Ancak legalliği ilk  kabul edilen partiler sadece düzen yanlısı, toprak sahibi ve bazı ulusal grupların partileri olabildi. Buna karşın Mart 1906′da yapılan ilk seçimlere Bolşevikler ve bağımsız adaylarıyla SR’ler (Sosyalist Devrimciler. Narodnik geleneğinden ideolojik kalıntılar taşıyan köylücü hareket) adaletsiz bir yarış içerisinde olsa da katılırlar (2). Sonra Ocak 1907′de yapılan erken seçimlere Bolşevikler (RSDİP adıyla) ve SR’ler katılmayı sürdürdü, bu ve diğer seçimlerin Bolşevikler namına sonuçlarını da dipnot halinde sunduk (3).

Sol, soldan etkilenmiş ve anarşist hareket ve çevrelerin mücadelesi çeşitli biçimlerde sürüp giderken, Çarlığın otokratik yönetimi katmerlenerek sürüyor, üstelik girişilen büyük savaşlarla da toplumdaki yoksulluk dayanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Çarlığın karnesine menfi not olarak düşülen tüm bu gelişmeler seyrinde devrimci örgütler işçi, köylü ve asker içinde giderek gelişimi engellenemez büyük güçler haline gelmekteydi.

Nitekim, I. Paylaşım Savaşı sırasında, 1917′de tekrar devrimci örgütler önderliğinde büyük ayaklanmalar meydana gelir. Girdiği savaş, otoriter yönetimi ve yaşanan kıtlığın neticesinde halktan sonra, aristokrasiden aldığı desteği de yitiren monarşi 8 Mart (Jülyen: 23 Şubat) günü başlayan büyük kitle protestolarının şiddetle bastırılmaya çalışılması çabalarının getirdiği öfke patlaması sonrası 12 Mart (Jülyen: 27 Şubat) günü devrilir. Buna da “Şubat Devrimi” diyoruz.

Bu devrim neticesinde burjuvazi ve soylular iktidara gelir ve Geçici Hükümeti kurarlar. Devrim sonrası Lenin, bir süredir mülteci olarak yaşadığı İsviçre’den Rusya’ya döner –Mühürlü Tren Olayı-. Burjuva hükümetinin 1. Dünya Savaşı’nın sürdürülmesinden yana olması üzerine burjuvazi/soylular ve işçi/köylü/küçük burjuva güçleri arasında -aynı zamanda işçi/köylü/ küçük burjuva akımlarının kendi içinde de- politik sorunlar hızla ve güçlü bir biçimde ortaya çıkar. Nisan ’17′de Petrograd’a (St. Petersburg, Leningrad) ayak basan Lenin, “Emperyalist Savaş” diye nitelediği I. Paylaşım Savaşı’ndan çekilmek gerektiği ve iktidardaki burjuva hükümetinin devrilmesi görevi üzerine Nisan Tezleri  adıyla bilinen yazıyı kaleme alır ve Bolşevikleri savaş düzeninde toparlar.

 

Sonuç olarak monarşi yanlılarıyla siyasi/askeri işbirliği yapan burjuva Geçici Hükümeti, 7 Kasım 1917 günü (Jülyen: 25 Ekim 1917) ünlü Kışlık Saray Baskını ile devrilir ve Bolşevikler ile bir süredir ittifakları olan sol SR’lerin (SR’lerin sol kanadı) egemen olduğu “Sovyetler” (şûralar, meclisler)  iktidarı ele alır -“ Tüm İktidar Sovyetlere!”

II. Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi toplanır, Kongre’deki 670 üyenin 300′ü Bolşevik, 100′ü sol SR’lerdir. Kongrede Aleksandr Kerenski burjuva hükümetinin lağvı kabul edilir, İşçi Asker Köylü Vekilleri Sovyetiyle devrim ilan edilir. Bu ilanı SR’ler ve muhafazakarlar protesto eder, Menşevikler de yapılanların hukuksuz olduğunu savunarak meclisi terk edecektir (4).

Halk Komiserler Konseyi (Sovnarkom) kurulur, toprakların kamulaştırılıp, köylüye dağıtılacağı ve I. Paylaşım Savaşı’ndan Rusya’nın çekildiği ilan edilir –Barış ve Toprak-. Halk Komiserler Kurulu’nun başına Lenin, sekreterliğineyse Gorbunov getirilir. Sol SR’lere geçici hükümette önemli görevler verilir, Menşeviklerden kopanEnternasyonalistler de bu süreçte Bolşeviklere katılacaktır (5). Ayrıca yine Halk Komiserler Konseyi döneminde birkaç anarşist de hükümete dahil olur.

Halk Komiserler Konseyi, Kurucu Hükümet‘e giden yolda geçici bir durumdu, Kurucu Hükümet için de seçimler yapılacaktı, işte bu yazının başlığına adını veren Bolşeviklerin iktidarda olduğu dönemdeki ilk ve son çok partili genel seçim de bu ihtiyaç için yapıldı. İktidar alındıktan sonra sadece ırkçı/monarşist Rus Halk Birlik Partisi (Karayüzler diye bilinir) kapatılır. İktidarı diğer sol gruplarla paylaşma isteğindeki Bolşevikler seçimlere diğer partileri de davet eder, ancak sonuç olarak yarışa sadece sol (yahut “sol”) partiler değil, liberal Kadetler ve bazı ulusal partiler de katılabilir.

Bu seçimin sonucu şu şekilde olacaktır;

SR’ler: % 41
Bolşevikler: % 24
Ukrayna Sosyalist Devrim Partisi: % 7,7 (Ukrayna milliyetçisi/narodnik)
Kadetler (Anayasal Demokrasi Partisi): % 4,8 (sağcı, liberal)
Menşevikler: % 3,3
Gürcü Sosyal Demokrat (Menşevik) Partisi: % 1,5
Musavat: % 1,4 (Azeri)
Taşnak: % 1,3 (Ermeni Devrimci Federasyonu)
Sol Sosyalist Devrimciler (Borotbistler): % 1 (Ukraynalı)
Alaş Orda: % 0,9 (Kazak)
muhtelif liberal partiler: % 2,8
muhtelif azınlık partileri: % 0,9
diğer sosyalistler: %0,9

 

Bu seçimlerde SR’ler birinci parti olup, 707 sandalyenin 380′ini alsa da, üyelerin çok önemli bölümü Bolşeviklerin destekçisi sol SR’ler olduğu için SR’ler adına tam anlamıyla Sovyetlere alternatif bir yönetim oluşamaz. “Sol içi sorunlar” da bunun peşi sıra şiddetlenir, 18 Ocak 1918′de yapılan meclis başkanlığı seçimlerini Bolşeviklerin desteğindeki sol SR Spiridonova değil, SR lideri Chernov kazanır ve bunun da verdiği öz güvenle SR’ler Sovyetleri tanımadıklarını ilan ederler. SR’lerin bu tutumu mecliste Bolşeviklerin ve sol SR’lerin tepkisiyle karşılanır, Bolşevikler kısa süre sonra Kurucu Meclisi silah zoruyla dağıtırlar.

Beyaz Ordu’yla girişilen Rusya İç Savaşı’nın sürdüğü bu günlerde, Mayıs 1918′de SR’ler ayaklanır ve ülkenin kuzey doğusunda iktidarı ele alan Beyaz Ordu’yla işbirliğine yönelirler. 8 Haziran 1918′de de bu parti Volga bölgesindeki Samara’da yönetim kurarak, iktidarın kendilerinde olduğunu ilan eder –Komuch-. SR’ler Sibirya’da da kısa bir süre sonra Vladivostok ayaklanmasını başlatır ve Menşeviklerle birlikte orada da bir hükümet kurar.

Bu arada aynı dönemde Bolşeviklerle sol SR’ler arasında da Brest-Litovsk anlaşması neticesindeki toprak kayıpları sebebiyle de anlaşmazlıklar baş gösterir. Haziranın ortalarında ise SR’ler ve Menşevikler Beyazlarla devrime karşı ortak hareket ettikleri için tamamen Sovyetlerden tasfiye edilirler. Sol SR’ler de toprak kayıplarının yanı sıra, yaşanan tasfiyeler ve idamlarla ilgili rahatsızlıklarını dile getirir, bütün sol oluşumların ittifakta olduğu bir iktidarı önermeyi sürdürürler.

V. Tüm Rusya Sovyetler Kongresi’nde Bolşeviklerin 745, sol SR’lerin ise 352 üyesi vardı -Kongre 1132 üyeliydi-. Almanlarla savaş konusunda gelişen ihtilaflar şiddetlenince, harpten yana olan sol SR’ler elçi von Mirbach’ı öldürerek 6 Temmuz’da ayaklanma başlatır, ancak hareket halktan umduğu desteği bulamaz. Buna rağmen sol SR’ler isyanı sürdürür ve genişletirler, iktidarın kendilerine geçtiğini ilan ederler. Bu gelişmeler üzerine ayaklanma sırasında Kongre üyesi sol SR’ler tutuklanırlar, ayaklanma da kısa sürede bastırılır ve sol SR’leri de tasfiye eden Bolşevikler bu sayede o dönemin “merkezi” iktidarına tek başına yerleşmiş olur.

Bir yandan iç savaş tüm şiddetiyle sürerken Bolşeviklere karşı “sol” ve anarşist ayaklanmalar da ivme kazanır. Daha çok Bolşeviklerin hedef alındığı suikastlara girişilir, aynı dönemde Bolşevikler de diğer “sol” önderlere karşı suikast eylemlerini örgütler -örneğin SR liderlerinden Uritski öldürülür-. Lenin de SR üyesi Fanya Kaplantarafından vurularak ağır yaralanır (6). Bu gelişmeler üzerine Bolşevikler Kızıl Terördiye anılan şiddet eylemleri sürecini başlatacaklardır.

Ne ki Kasım 1918′deki Kongre’de Bolşevikler  taktik değiştirerek tüm sosyalist partilere af kararı alır ve bu dönemde düşmanla ortak hareket etmemiş Menşevikler yönetime tekrar davet edilirler. Bu arada Sibirya’daki SR-Menşevik yönetimi de bir dizi iç karışıklık sonunda 16 Kasım 1918′de monarşi yanlılarına geçer. Chernov önderliğindeki SR’ler halef yönetime karşı ayaklansa da başarısız olurlar. Şubat 1919′da da SR’ler Bolşeviklerle barışır. Ancak SR’ler kısa süre sonra üçe bölünür ve bir grup yeniden karşı devrim saflarına geçerken, Chernov’un başı çektiği diğer bir grup alternatif olmaya çalışır ama başarılı olamaz, zamanla mültecileşir,  kalan geniş unsurlarsa kesin olarak Bolşeviklere katılırlar.

Üçüncü Devrim” sloganıyla hareket eden anarşistlerin Bolşevik karşıtı hareketleriyse özellikle 1919′da şiddetlenir, suikastlar, ayaklanmalar, hapishane baskınları birbirini izler. Bolşevikler de bu süreçte özellikle anarşist liderleri suikastlarla öldürerek, onları etkisizleştirmeye çalışır.

Savaş Komünizmi” diye bildiğimiz bu dönemdeki köylüden ürün zor alımı, işçi haklarındaki kötüleşmeler gibi sorunlarla at başı giden, iç savaşa eklemlenmiş “sol içi savaş” daha bir yığın ayaklanmayla -Tyumen ve Tambov köylü ayaklanmaları, Mahno (7) önderliğinde Ukrayna’da 1921′e dek denetimi ellerinde tutan anarşistlerin büyük ayaklanması (Mahnovşçina), solun tarihinde tartışmalı yerini koruyan Kronstdatasker-köylü ayaklanması, Gürcistan’daki Menşevik iktidar- sürdü. Bolşevikler 1922′ye gelindiğinde hem Beyaz Ordu’yu yendi, hem sol ve anarşist diğer örgütleri dağıttı, hem de Gürcistan’daki Menşevik hükümeti yıktı (8).

Sonuç olarak solun birliğine dair hiçbir hayal gerçekleşmemiş, teorik olarak kurulan her şey pratikte  son derece yıkıcı bir biçimde dağılıp, gitmiş oldu ve bir daha Sovyetler’de “sol partiler arası eşgüdümlü birleşik iktidar”ın sözü dahi edilemedi. Zaten mâlum, SBKP’nin kudretinden onun dışında bir siyasi oluşum da yaşanan tecrübelerden sonra kalmamıştır. Fakat sonucun böyle olmasından dolayı Bolşevikleri suçlayabilir miyiz ya da suç varsa  mesuliyetinin ne kadarı onlardadır takdiri okuyucuya bırakıyorum.

Yazıdan çıkarılacak sonucun ise “demek ki sol partilerin ortak iktidarı mümkün değildir” olmamasını umuyorum, zira burada Bolşevikler dışında andığımız partilerin ne kadar “solcu” olabildikleri mâlum.

Yıllar önce kırıp, döktüğüm bir yazıda da söylemiştim, ben isterim ki sosyalist iktidar çok partili olsun. P-C’den hevallere, Partizan’dan “Melek”lere. Coğrafya ne verdiyse… (9).
(1) Kasım’da yapılan devrime “Ekim Devrimi” denilmesi Jülyen takvimle ilgili bir durum.
(2) Bu dönem aynı zamanda silahlı mücadelenin de  sertleştiği süreçtir.
(3) Bolşeviklerin önceki seçimlerde aldığı sonuçlar: 1906 18 sandalye (478 sandalye içinde); 1907 Ocak: 65 sandalye (518 sandalye içinde); 1907 Ekim: 19 (442 sandalyede); 1912: 14 (442).
Ayrıntılı seçim sonuçları için bakın:
http://en.wikipedia.org/wiki/Russian_legislative_election,_1906 sayfadan sonra diğer seçimlere de yönlendirileceksiniz.
(4)  Menşevikler ve SR’ler devrimci mücadelenin kızıştığı Temmuz Günleri’nde de Bolşevikleri desteklememişlerdi, ayrıca I. Paylaşım Savaşı’nın da devamından yana tavır almışlardı.
(5)  Troçki de bu Enternasyonalistlerdendir.
(6) “Benim adım Fanya Kaplan. Bugün Lenin’i vurdum. Bunu tek başıma gerçekleştirdim. Silahı kimden temin ettiğimi söylemeyeceğim. Hiçbir ayrıntıyı söylemeyeceğim. Lenin’i öldürmeye çoktandır karar vermiştim. Bence o devrime ihanet etmiştir. Kiev’de Çarlık yöneticisine suikast girişiminden ötürü Akatui’ye sürgüne gönderilmiştim. Burada 11 yıl kürek mahkûmu oldum. Devrimden sonra serbest kaldım. Kurucu Meclis’ten yanaydım ve hala da öyleyim.” (sorguda)
(7) Derler ki, Bolşevikler gerek devrimde, gerekse de iç savaşta düşmana karşı dövüşmüş olan Mahno önderliğindeki anarşistlere Ukrayna’da bir özerklik verilmesini tartışmışlardır ama Lenin ve Troçki bu öneriyi reddetmiştir. Ayrıca Mahno deneyiminin anarşist mücadele tarihinde son derece özgün, ilgi çekici ve yer yer -ideolojinin kendisi adına- “çelişkili” bir örnek olduğunu da söyleyelim.
(8) Unutmadan ekleyelim, aynı iç karışıklıklar döneminde Bolşevikler içinde de İşçi Muhalefeti adında bir muhalif klik de vardı.
(9a) Bir Öztürk Pekin reaksiyonuyla “Saçmaladın Victor!” diyenler olacaktır,  -bu kırıcı olur tabii, “romantik adam” denilmesi tercihimdir- ama Allah’tan teorisyen, örgüt lideri, parti sözcüsü neyim değilim de kafama göre konuşabiliyorum.
(9b) Haa Anarşistler?  Onlar zaten devrimin öznesi olacaklar. Fakat takdir edersiniz ki iktidarda adlarını anarsam  burada dövüş çıkar, zira anarşinin erk olması düşük prodüksiyonlu yaz filmlerinin sinemada çağ açıp çağ kapatabilmesi gibi absürd bir şey olurdu. Otonom, motonom bir şey ayarlayacaklar artık, Neyi paylaşamayacağız, ne bileyim.

 

Yazı tam eğlenceli olmaya başlarken bitti.

 

SELÂMETle…

Fraksiyon.Org – 04.11.2013/Hasköy