Avrupa’nın Yalnız Halkı : Basklar

Bask kültüründen bahsederken geleneksel sporları olan,bileklere sarılı raketlerle , topu, iki kez sıçramadan ve rakiplerin engel olamayacağı şekilde duvara atmayı amaçlayan “pilota”yı da anmadan geçmeyelim.

Türkiye’de yaşayan insanların çoğu için, Basklar,“ETA ve ‘etnik temelli şiddet’ten daha fazla çağrışım ifâde etmese de, Kafkasya kökenli olan ve Kafkas târihi ve kültürüyle ilgilenen insanlar için her zaman farklı bir merak uyandıran, dikkat cezbeden bir halk olmuşlardır.

Bu ilginin kökü elbette ki, Basklar’ın geçmişten günümüze, mütemadiyen Kafkasya’yla ilişkilendiriyor olmasına dayanıyor. Söz konusu ilişkilendirmeye göre herhangi bir halkla akrabalık bağı tespit edilememiş olan Bask halkı, kök olarak, çok eski târihlerde Kafkasya’dan Avrupa’nın batısına göç etmiş ve arkaik Kafkas dili konuşan bir halkın torunları olabilirler. Hoş kimi, milliyetçi zaafları, entelektüel ilgisinden önde giden Gürcü, Çerkes vs. araştırmacılara göre, Basklar’ın Kafkas etnik kökenli olduğu kesindir! Örneğin, kimi Çerkes yayınlarında Ernesto Che Guevara’nın Çerkes olarak gösterildiğine dahi tanık olabilmekteyiz!.. “Che ve Çerkeslik mi ne alakâ?” derken, bu garipliğin, Che’nin Bask olmasından ötürü ortaya çıkarıldığını anlayınca şaşkınlığımız afallamaya evrilir. Yani hadi diyelim, Basklar kesin Kafkasya kökenli, tamam kabul ettik, e ama bâri “Çerkes” deme şunlara be kardeşim, “Kafkasyalı” de bir zahmet!.. Ama gel gör ki, milliyetçilik zehri, akılları felç edip, gözleri kör edince, her ne eleştiri getirilirse getirilsin, bunlar, gök kubbede bir hoş sedâ bırakmaktan öte bir anlam taşımaz…

Basklar’ın Kafkasya’yla ilişkilendirilmesinin nedenleri arasında dillerinin Kafkas dilleri gibi kaynaştırmalı (polisentetik) ve ön ekli bir dil olması, sayma sistemlerinin 20’lik sisteme dayanması, Gürcistan’da târihî bir bölge olan “İberya” toponiminin, bugünkü İspanya’nın bulunduğu yarımadanın da ismi olması vs. sıralanabilir. Ancak, öyle veya böyle Basklar’ın ve Bask dilinin yeryüzündeki herhangi bir halk ve dille akrabalığı hiçbir şekilde kanıtlanamamış olduğu için, bu halkı bugün, “izole” ve “yalnız” bir halk olarak kabul etmek zorundayız. Dünyada Baskça’nın durumunda olan çok az dil vardır, bunlara örnek olarak Baskça’yla birlikte, Korece, Japonca, Aynuca, Buruşşaski sayılabilir.

Basklar, Kafkasya halklarıyla akraba ya da değil, bu yöndeki iddialar kanıtlanır ya da havada kalır, bunların sonuçlarının entelektüel ilgi tatmini ve duygusal yakınlık hissetme dışında hiçbir önemi yok. Baskça’nın Kafkas dili olmasının kanıtlanması somut olarak, yaşayan otuz küsür Kafkas diline bir dilin daha eklenmiş olması anlamına gelir ki, bu biraz muzip bir bakış açısıyla bakarsak, Kafkas dilleri açısından değil, Baskça açısında bir kazanım olacaktır. Kezâ Türkiye yüz ölçümünün yarısına tekabül eden boyuttaki bir coğrafyaya, az sayıda konuşucusu olan, izole bir dil ailesinden otuz küsür dil fazladır bile (Güneybatı’da Gürcüce, Megrelce, Lazca ve Svanca; kuzeybatıda Adıgece ve Abhazca, Kuzeydoğu’da Çeçence, İnguşça, Bats dili, Udice, Avarca, Lakça, Dargice, on âdet Lezgi dili, on âdet Andi dili ve beş âdet Dido dili). Aynı coğrafyada bu yerli dilleri dışında, değişik ailelerden onlarca dilin de konuşulduğunu hatırlatalım ki, Kafkasya’nın karışık dil tablosu iyice belirginleşsin [1].

Giriş mahiyetindeki bunca sözden sonra her ne olursa olsun kardeşimiz, inatçılığı ve isyankârlığıyla ruh ikizimiz olan Basklar hakkında kelâm etmeye geçebiliriz.

Kısa Tarih

Kökleri Akitanyalılar’a dek uzanan Bask halkı, İberya’nın bugün yaşayan en eski halkıdır. Bu yerli halkın ataları binlerce yıl önce bu topraklara ayak basmış ve önemli bir medeniyet yaratmışlardır. 8. yy.’da İberya’yı işgal eden Araplar’a karşı büyük bir direniş gösteren Basklar, 9. yy.’da Pamplona adında bir krallık kurmuşlar; ancak zamanla Leon ve Navarre gibi krallıklara, daha sonra da 1202 yılında, bugünkü İspanya Krallığı’nın temeli olan Kastilya Krallığı’na bağlanmışlar. Tüm bu başka devletlere bağımlılık dönemlerinde de Basklar, özerk yapılarını sürdürmüş, vergi ve askerlik gibi yükümlülükler taşımamışlar. İber yarımadasındaki bütün krallıklar, 1469’da birleşen Aragon ve Kastilya Krallıkları çatısı altında toplanınca Basklar da bu birleşik krallığın tebaası oldular. Bask ve Katalan halkları bu dönem boyunca da özerkliklerini korusalar da, XVII. Ve XVIII. yy.’larda Felipe Bourbon V.’le başlatılan merkezî devlet yaratma çabaları, bugün de yaşanan ulusal sorunların temelini oluşturdu. 1876’da Bask Ülkesi’nin özerkliğinin toptan kaldırılmasıyla, Basklar arasında ulusalcı kalkışma hız kazandı.

Coğrafya ve Nüfus

Bask Ülkesi (Baskça, Euskadi; İspanyolca Pais Vasco; Fransızca Pays Basque), İspanya’nın kuzeydoğusu, Fransa’nın güneybatısında kalan bir ülkedir. İspanya’daki özerk Bask Bölgesi’yle Bask ülkesi’nin sınırları örtüşmez. Özerk Bask Bölgesi’ne, yine Bask olan Navara bölgesi dahil değildir –Katalanya özerl bölgesi için de aynı durum geçerli, Valencia, Aragon ve Balear Adaları resmî Katalanya’nın dışındadır-. Bask Ülkesi’nin Fransa’daki uzantısındaysa Labourd,Aşağı Navara ve Soule bulunur. İspanya’da 1,9 milyonu Bask Ülkesi’nde olmak üzere 2,5 milyon, Fransa’da 250 bin civarında Bask yaşar. Bu yerli nüfus dışında Latin Amerika’da çok önemli bir Bask diasporası nüfusu göze çarpıyor. İspanya Krallığı’nın Güney Amerika’yı sömürgeleştirme dönemi ve sonrasında bu topraklara ayak basan Basklar’ın bu sahadaki nüfusları anayurtlarından çok çok daha fazladır. Arjantin’deki 3 milyondan fazla olan Bask nüfusunu, 2,5 milyonla Meksika, 2 milyona yakın nüfusla Şili, 1,5 milyonla Küba ve 1,5 milyona yakın nüfusla Brezilya takip ediyor. Diğer Güney Amerika ülkelerindeyse Basklar’ın sayıca önemsiz bir azınlık olduğu söylenebilir. Yine de Uruguay’daki 35 binlik nüfusun da, bu küçük ülkenin nüfusunun % 10’una denk geldiğini belirtelim. Dünyaca ünlü Basklar arasında Simon Bolivar, Sabino Arana, Bixente Lizarazu, Rafael Moneo, Mikel Arteta, Xabi Alonso sayılabilir.

Bask Kültürü ve Müziği

Gelişmiş bir sanayi bölgesi olan Bask bölgesinde, yerel kültürün oldukça aşınmış olduğunu söyleyelim. Ancak dağ köylerinde Basklar’ın kendine özgü pastoral yaşamı (çobanlık, elma şarabı üretimi, geleneksel Bask mimarisine göre yapılmış evler, geleneksel Bask mezarları, Bask yemekleri ve geleneksel pişirme yöntemleri vs.) bir ölçüde korunmaktadır. Eskiden çoğunlukla koyu Katolik olan Basklar’ın müzikleri de büyük ölçüde dinin etkisinde kalmıştı. Ancak günümüzde, yapılmış bir araştırmaya göre, Basklar’da kiliseye devam oranı düşmüş ve bu halkın % 50’lik bir kemsinin kendini Ateist ya da Agnostik olarak tanımladığını ortaya çıkarmıştır, bu da genel olarak Batı Avrupa’da gelişen bir durum olduğu için pek de şaşırtıcı bir veri olmasa gerek.

Bask müziğinde enstrümanlar genellikle üflemeli ve vurmalı çalgılardan oluşur. Bir çeşit klarnet olan alboka, önemli çalgılardan txistu, üç delikli bir flüt olan xirula, öküz boynuzundan yapılan dulzaina üflemeli çalgılar arasında en önemlileridir. Vurmalı çalgılardansa, iki kişi tarafından çalınan ve ksilofonu andıran txalaparta, txalaparta’nın bir benzeri olan kirikoketa, yatay metal çubuklardan yapılan toberak, ttun ttun adlı davul –genelde txistu’ya eşlik eder- ve atabal adlı davul sayılabilir. Bask müziğinde bir de geleneksel Trikitixa adı verilen diatonik düğmeli akordeon bulunur.

Bask şarkılarında genellikle aşk, doğa ve ulusal özlemler şiirsel bir edâyla işlenir.

Zengin bir mitolojik birikime sahip olan Bask kültüründe, eski çok tanrılı ve mitik inançların izlerine rastlanır. Bu kültürde varlığına inanılan bâzı dünya dışı varlıklar şunlardır;

Aatxe: Kırmızı bir boğa şeklinde olan ve mağaralarda yaşayan kötü ruh. Etsai de denir. İnsan şekline de girdiğine inanılır.

Adur: Şans, büyü ve kaderi simgeler.

Aztiak: Kutsal nehir.

Ama Nur: Toprak ana. Hıristiyanlık’la birlikte Meryem’le özdeşleştirildi. Atxular ve Mikelatz adında oğulları vardır.

Basajuan: Ormanların, uzun saçı ve sakalları olan vahşi adamı (Lazlar’daki Germak’oçi).

Eguzki, Eki: Güneş tanrısı.

Gzagorriak: Cinler.

Gaueko: Gecelerin kötü efendisi.

Harensuge: Korkunç ejder.

Erge: İnsanları öldüren kötü ruh.

Bask toplumunda eski târihçilerin de şaşkınlıkla ifâde ettiği gibi , kadınlara özel bir önem verilir ve onlara derin bir saygı gösterilir. Eşitlikçi miras kanunları ve iş bölümü kırsal toplumun kırıldığı 20. yüzyıla dek sürüp gitti. Yerel ve geleneksel Bask yasaları her zaman cinsler arasında eşitliğe önem vermesiyle dikkat çekti.

Bask kültüründen bahsederken geleneksel sporları olan,bileklere sarılı raketlerle , topu, iki kez sıçramadan ve rakiplerin engel olamayacağı şekilde duvara atmayı amaçlayan “pilota”yı da anmadan geçmeyelim.

ETA!

Daha önce de belirttiğimiz gibi Bask Ülkesi’nde ulusalcı akımlar, İspanya’da devleti merkezîleştirme ve ulus devlet yaratma hamleleri sonucu ortaya çıkmaya başladı. Sabino Arana’nın kurucusu olduğu PNV (Bask Milliyetçi Partisi) ile bu akım ete kemiğe büründü ve Bask ulusunun korunmasından ve birleşik, bağımsız Bask ülkesinden bahsetmeye başladı. İlk dönemlerde daha çok entelektüel bir faaliyet olarak devam eden ve su katılmamış bir milliyetçik olan Bask milliyetçiliği – Arana’nın, „”eğer hasımlarımız dilimizi öğrenirlerse, derhal onu bırakıp Rusça, Norveççe yada başka bir dil öğrenmeliyiz “ sözüyle özetlenebilir bu! – İspanya’daki faşist Franco diktatörlüğü dönemiyle daha eylemci bir şekil almıştır. Bask dili ve kimliğiyle ilgili olan her şeyin yasaklandığı bu dönemde, PNV de baskı rejiminde zayıfladı. PNV’nin pasifizmini reddeden EKİN adlı gruptan ayrılan bir grup militan genç de 1958 yılında ETA (Euskadi Ta Askatasuna/Bask Ülkesi Ve Özgürlük) adlı örgütü oluşturdu.

60’ların sonlarında Marksist- Leninist ideolojiyi benimseyen ETA, birleşik-bağımsız-sosyalist Bask Ülkesi için savaşı yükseltti ve Bask halkının desteğini, Bask burjuvazisinin de nefretini kazandı. Franko’nun 1975’te ölümü ve seçimle gelen yeni hükümetin 1977’de yeni anayasa yapmasıyla İspanya’da kültürel haklar tanınmaya başlandı. İspanya bu dönemde 17 özerk bölgeye ayrıldı ve bunlardan üçü (Katalanya, Bask Ülkesi ve Galicia) etnik özellikli bölgelerdi. Bu üç bölgeye diğer bölgelere nazaran daha çok hak tanındı. Ancak, ETA, bağımsızlık dışındaki hiçbir formülü kabul etmedi ve silâhlı mücadelesini sürdürdü. 1980’li yıllardan sonra, İspanya ve Fransa hükümetleri ETA’ya karşı ortak mücadele kararı aldı. Tam da bu dönemde İspanyol kontr-gerilla örgütü GAL kuruldu ve ETA militanları ve sempatizanlarına karşı fail-i meçhul cinayetler, adam kaçırmalar, kaybetmeler, yıldırma operasyonları hızlandırıldı. 90’lı yılar bu şekilde geçerken, 2004’te iktidara gelen Zapatero hükümeti (Sosyalist İşçi Partisi), ETA’nın tamamen silâh bırakması koşuluyla, örgütle Bask sorunu üzerine görüşülebileceğini ilân etti. Bu adım üzerine ETA, 22 Mart 2006 günü kalıcı ateşkes ilânını dünya kamuoyuna bir basın toplantısıyla duyurdu. Ancak, 30 Aralık’taki Madrid havalimanının bombalanması ve iki kişinin ölmesi olayının ETA’nın yaptığı iddia edildi,bu olay üzerine Zapatero,”ETA’ya güvenmekle hata yaptıklarını” söyledi. 27 Mayıs 2007 günü ETA’nın yasal partisi Herri Batasuna mahkeme kararıyla kapatıldı, bu olaydan sonra ETA da “müzakere süreci için gerekli şartlar yok” diyerek, 5 Haziran günü ateşkesi bozdu. Yakın zamana kadar daha çok küçük çaplı silâhlı eylemlerine devam eden örgüt, geçtiğimiz aylarda yine bir basın toplantısıyla kalıcı ateşkes ilân etmiştir. Bask Ülkesi’nde ETA’yı destekleyenlerin oranı, % 15- 20 arasında kalmaktadır ve bu kesimin ezici çoğunluğu yoksul kesimlerdir. Basklar arasındaki en popüler siyasî hareket hâlen PNV’dir ve bu parti özerk mecliste sürekli çoğunluk olup, özerk yönetimin başına geçmektedir.

Baskça’dan Bâzı Örnekler:
Anne: ama
Çocuk: haur
Baba: aita
Küçük: txiki
1: bat
2: bi
3: hiru
4: lau
Kim: ner
Ne: zer
Nerede: non
Ne zaman: noiz
Ben: ni
Sen: hi
O: hura
Biz: gu
Siz: zuek
Onlar: haiek
Köpek: txakur
Yumurta: arrautza
Kuş: txori
Burun: sudur
Göz: begi
Ayak: oin
Gece: gau

[1] Bu dillere örnek olarak; Hint-Avrupa dillerinden Rusça, Ukraynaca, Rumca, Ermenice, Kürtçe, Tate, Talişî, Osetçe; Türk dillerinden Azerice, Karaçay-Malkarca, Kumukça, Nogayca, Kazakça, Türkmence; Sâmî dillerinde Aysor (Asurca); Moğol dillerinden Kalmukça (Oyrotça) sayılabilir…

Yararlanılan kaynaklar:

– Çökmez, Fatma Gül; Bask Bölgesi: Etnik Milliyetçiliğin Tarihsel Gelişimi ve İspanya’daki Devlet Politikaları’na Etkisi; Ege Akademik Bakış 8 (1),sf: 355-371,2008

Lazurinena.Com, Lazebura.Net / 27.09.2010 / Ankara