Posts byIsmailGuneyYilmaz

“Çocuklar Öldürülmesin” ve Başka Birkaç Şey

  Maraş katliamının vârisleri, 15 yaşında bir çocuğun öldürülmesine mi üzülmüşler? Hani şu, hamile kadının karnını deşip, bebeğini çıkaran vahşiler? Hani, öldürülen bir başka 15 yaşında çocuğa hâlâ ana bacı sövenler? Yo, onlar öldürülen çocuklara kimin öldürdüğüne bakmadan üzülmezler. Aslında onlar üzüldüklerini iddia ettikleri çocuklara da gerçekte üzülüyor değiller. O çocuklar, onlar için, öldürülmüş Kürt,
Devamını Oku

kompulsiyon

  ah bu karanlık ancak tek bir elekten geçip de kanabilir ışığa ve yine bir tek sen uçlarını bir tutturabilirsin iplerimizin şimdi bu kadar uzakken tüm muhayyel sevindirici kısa mesajlar ve bir o kadar da anlamsızlaşmışken gelişin yoluna gösterime giren tüm parendelerim bir maket bıçağıyla düzgünce birçok parçaya ayrılmış tek ve büyük bir kâğıdız biz
Devamını Oku

güne düne bir eskiz

  bir dere kenarı dinginliği gibi kalbim ne çok şey özlüyor. biraz yalnızlık, biraz ekmek yaşamak tek bu, yaşamak bir unutulma ve hiç de özgün olmayan ölüp gitmelerden yalnızca biri anlamına geliyor. ve bizim bu yolumuz közdendir de ardımız erguvan yarınlarımızsa bir enkazın rutinine hazırlanıyor. al yanakta bal dudakta akan kansın cehennem nerede? o bir
Devamını Oku

Beden: Muharebe Alanı *

Ölüm orucu/süresiz açlık grevi eylemlerini “doğru” bulmayanların direnişin ses getirmesiyle, direnişi eleştiren yazıları çoğaldı. Bu yazıların çoğunda da garip bir şekilde meseleye “felsefî” bakma ortaklığı var. Eylem güçlü, kafalar karışık, vicdanlar sallantıda olunca, pek bilinmeyen kavramlara atıflar, sanırım kendini “güçlü” hissetmenin bir vesilesi oluveriyor: “Ben biliyorum”. Üstelik dil de direnişçilere ve ilgili Hareket’e çemkirmeye doğru
Devamını Oku

“Gününü umuda ayarla”

Nuriye ve Semih... Binlerce insanın KHK'lar ile haksız, hukuksuz, zorbaca işinden edildiği, buna karşın pasifizmin ve yer yer “karnavalesk”, yer yer arabesk, sâkil bir “protestoculuk” hâlinin egemen olduğu bir iklimde birkaç devrimci memurla birlikte aylardır direniyorlar. Haftalardır da açlık grevindeler ve artık ne yazık ki kritik aşamaya gelmiş durumdalar.

    “İnsan gerçek dostlarını felaket anında tanır. Yenilgi yılları, iyi bir okuldur.” Lenin “Erdemin güneşi yirmi dört saat aydınlatır ada’mı, biz ada sakinleri bilmeyiz karanlığı” diyordu Mahir. Ve Türkiye’nin en suskun, sinmiş, yaprak kıpırdamayan zamanlarından olan şu kapkaranlık günlerimizde yine Mahir’in yoldaşları can havliyle güneşi tutuyorlar avuçlarında. KESK’i, DİSK’i sus pus, teslim bayrağını çekmiş
Devamını Oku

16 Nisan 2017

Bu şekilde “kıl payı” sonuçlanan bir anayasa referandumunun hakikatte bir kazananı yoktur. “Peki kaybeden kim?" diye sorulacak olursa, o şimdilik herkestir. Nihayetinde kimin kazanıp, kimin kaybettiğiyse ancak gelecekte belli olacak.

  “İlginç” bir referandumu geride bıraktık. Neredeyse her şeyin “hayır”cılar lehine gittiği bir seçimde sandıktan az bir oy farkıyla “evet” çıktı ya da çıkarıldı. Bu şekilde “kıl payı” sonuçlanan bir anayasa referandumunun hakikatte bir kazananı yoktur. “Peki kaybeden kim?” diye sorulacak olursa, o şimdilik herkestir. Nihayetinde kimin kazanıp, kimin kaybettiğiyse ancak gelecekte belli olacak. Son
Devamını Oku

“Hayır” de

16 Nisan gecesi “hayır” çıktığında da ertesi sabah bir cennete uyanmayacağız. Fakat referandum günü bu cehennemin efendilerine bir itiraz şansı bulacağız.

Kuşatma altındaki televizyonlara bakarsanız “evet”in % 70’lerden aşağı inme ihtimali yok. Genel olarak muhalefetin ileri gelenlerine sorarsanız “hayır” çok rahat kazanır. Fakat sokağa, atmosfere bakarsanız durum yakın zamana dek hâlâ bıçak sırtıydı. Ben -oran bildirmek mantıklı bir iş olmasa da- % 52 gibi bir oranda “hayır” çıkacağını düşünüyordum. Ancak 13 Nisan günü “evet” cephesinde ve
Devamını Oku

daha geriye

  kuşu ve çiçeği geçtik baharı ve yağmuru. bir mumla ısınan gecelerden gamzelerdeki dünyadan geçtik. ılık, has ve duru şekerlemeli akşamüstleri birkaç kadehin bıraktığı çakırkeyflik gibi ertesi gecelerine hiçbir tebessüm serpmeden – sanki hiç yaşanmamış ama- bir ömüre de dinmez özlemler sarkıtarak öylece geçip gitti. geriye; izleyicide hiçbir etki ve oyuncularda hiçbir his uyandırmayan sevme
Devamını Oku

Türkiye’deki Günlük Gazeteler ve Haber Sitelerine Dair Sayısal/ Siyasal Veriler

Hazırlayan: İsmail Güney Yılmaz Sıra Gazete Sahibi Tiraj(*) (**) Alexa sırası (***) Facebook beğenen sayısı Twitter takipçi sayısı Siyasî pozisyon/ yakınlık 1 Hürriyet Doğan 326890 10 2679278 3,46 mil. “merkez”/ AKP/ muhalefet 2 Sabah Turkuvaz (Cemal Kalyoncu/ Serhat-Berat Albayrak) 311784 5 3341472 1.69 mil. AKP 3 Sözcü Burak Akbay (Estetik Yay.) 283351 31 2884090 1.19
Devamını Oku

landua

  munde noxosk’inu çonamu ntsa-k? do ixi-s var adziru gza “kelevubara”-ya do a skuri na-ink’anuşeni a sant’imet’ro çeçezi oras var nusk’udu-i?! voi voi voi ma! eeeeçaaaa muç’e adzit’en; “sssi siii xo xolo haa a a haaaayy sk’udi!” ?! vax… e do doloxe amaft’i, goi… mtzup’i k’iamet’i’n xui umitelepeşi soi, aşk’urinen xvalanobaşen. -gamabzurzi!- majura sekansi: naxoli,
Devamını Oku

Hedefleri Bağlamında Bir Cihatçı Terör Okuması

Düşman gördüğü devletlerden, solculara, ateistlerden, Buddha heykellerine, türbelere, sanat eserlerine, Hıristiyanlardan, Ezidilere, Zerdüştlere, Şiilere, hatta dine kendisi gibi yaklaşmayan tüm sıradan Sünnilere kadar uzanır bu hedef listesi.

Cihatçı/ İslamcı terör/ şiddetin yöneldiği eylem hedefleri dediğimiz vakit, ilk teslim etmemiz gereken şey, bu yazıda ilgi alanımıza giren objenin son derece geniş bir yelpazeyi işaretlediğidir. Zira cihatçı şiddetin kendine hedef biçtiği alan neredeyse hiç sınırlandırılmamıştır: Kendisinin dışında kalan her şey vurulabilir, herkes öldürülebilir. Bu açıdan kısa bir dergi makalesinde bu sahaya enine boyuna girmek
Devamını Oku

Pop Kemalizm

  Solcuların ciddi bir bölümünün Mustafa Kemal, Kemalizm ya da Kemalistlerle ilgili soldan bir eleştiri duydukları vakit tüylerinin adeta diken diken olduğu bir sır değil. Öyle ki bu minvaldeki eleştiri ve tepkilere saldırı ve cevaplar klasik Kemalistlerden önce, bu solculardan gelir oldu. Bu vaziyet AKP iktidarının tamamen yerleşmesinden sonra daha görünür hâle geldi. Soldaki liberal
Devamını Oku

“çoluk çocuk”

  başı gövdesinden ayrılmış bir gelecek uzanıyor Adana’nın gri kaldırımında eskimiş sloganların uğultusuna doğru. sessizlik bu, dinle, ve bu tip sessizlikler bir ’90’lar konseptidir. on beş yaşında beden ve ses… sessizlik. patt! bak. o, kafasında patlatılmış bir devlet ciddiyetsizliğinden sana artık bakamıyor. şimdi sarı kırmızı. sarı ve kırmızı, bir üzüntüyle cansız yatıyor. bir spor kulubünü
Devamını Oku

16 Nisan’da kimseye kolay “zafer” yok!

Sosyal medya, bir yandan siyasi mobilizasyonu ve tepkiyi ciddi ölçüde emiyor, bir yandan da hareketsiz haldeki muhalif yığınların kendini bir şekilde tatmin etmesini sağlıyor. Bu da elbette bu mühim aracın ciddi bir zararlı etkisi. Sokaklarda kendimizi gösteremediğimiz vakit, bir “gösterme” alanı olan sosyal medyada kendimizi gösterip -ve artık bu da bir “cesaret” işi oldu-, politik
Devamını Oku

16 Nisan 2017 Başkanlık referandumunda solun tavrı (derleme)

    derleyen: İsmail Güney Yılmaz   DİYENLER HDP (http://www.demokrathaber.org/siyaset/hdk-demokratik-cumhuriyet-ortak-vatan-icin-hayir-h79358.html) DBP (http://siyasihaber3.org/hdk-hdp-dtk-dbp-ve-tjadan-diyarbakirda-ortak-deklarasyon-hayirla-diktatorluge-dur-diyelim) ÖDP (http://portal.odp.org.tr/ulkemiz-ve-halkimiz-icin-hayirda-hayir-var/) EMEP (http://emep.org/bagimsiz-laik-demokratik-bir-turkiye-icin-tek-adam-yonetimine-hayir/) KP (http://haber.sol.org.tr/toplum/baskanlik-erdogan-akp-chp-ve-mhp-tkp-calismayi-baslatiyor-yeter-183253) HTKP  (http://www.htkp.org.tr/turkiye-komunist-partisi-siyasete-sokaklara-mucadeleye-geri-dondu/) TKH  (http://tkh.org.tr/2016/04/baskanlik-anayasasina-hayir/) ESP (https://www.evrensel.net/haber/305507/esp-tek-adam-diktatorlugune-birlikte-hayir-diyoruz) Halkevleri (http://www.halkevleri.org.tr/sozumuz/bu-memleket-bizim-diktatorluge-teslim-etmeyecegiz-oya-ersoy) Devrimci Parti (http://devrimciparti.org/hayir-cephesinde-birleselim/) Devrimci Hareket (http://www.devrimcihareket.net/kotuluk-karanlik-ve-diktatorluk-kaybedecek/) (Not: DH’nin referandum bildirisinde hayır oyu kullanmayla ilgili bir ifade geçmiyor. Ancak ilgili yapıyla ilişkili yayınlardan DH’nin “hayır” dediği görülebilir) DHF (https://halkingunlugu.org/wp/2017/01/29/dhf-fasizmin-yeni-anayasa-ile-tahkimatina-hayir/) Partizan (Bir ayrılık yaşandı, gruplardan biri “hayır” diyor: http://www.partizan-online.net/diz-cokturme-ve-teslim-almaya-karsi-guclu-bir-cikis-icin-hayir/) TKP 1920 (https://tkp.org/icerik/baskanliga-hayir-1867) SODAP (https://www.sodap.org/aciklamalar/diktatorluge-hayir-de/) SYKP (http://www.sykp.org.tr/2017/01/28/sykp-fasizme-tek-adam-diktatorlugune-hayir/)
Devamını Oku

Hayır

Kendini bir ülkeden büyük gören kibirli ve düşman bir Bir’in tadacağı yenilginin, demoralizasyonun bir parçası olmak gerek. Sonuçta o Bir, ülkeyi arpalığa ve hapishaneye dönüştürme ukdesinden vazgeçmeyecek olsa da, bu tahayyüle, dikensiz gül bahçesi özlemine bu round’da da toplu, güçlü, diri bir cevap verebilmeliyiz

Fiilen anayasasız olarak yönetilen Türkiye, özellikle son 6 yıldır ciddi bir değişim-dönüşüm sürecinde. Denetimsiz, keyfî ve buyurgan mafyöz yönetim, bugün yine “millete gidiyor” ve ondan mevcut olağanüstü hâl rejiminin süreklileşmesinin, rejimin kendini Allah’lık bir anayasa konsantresiyle yasalaştırmasının tasdikini istiyor. Bu süreklileşmiş seçimler, Erdoğan için, tek adam yönetimine kutsî bir meşruiyet haresi yaratma ihtiyacından başka bir
Devamını Oku

İcazetli muhalefetin buruk finali

Solun gideceği yol ise burada yeni, daha önceden tecrübe edilmemiş bir yol değildir: Cüret, cesaret ve devrimcilik. Sol, daha önce nasıl kitleselleşebildiyse, nasıl etkin bir özne hâline gelebildiyse, bugün de aynı devrimci çıkışla değiştirici bir güç olabilir.

Türkiye, tarihinin en kritik kesitlerinden birinden nereye varacağı kestirilemeden, hızla ilerliyor. Bu yol, bu yolu açan iradeyi bir anda yerle bir de edebilir; uzun erimli bir “dikensiz gül bahçesi”ne de zemin hazırlayabilir. Şu an soluduğumuz atmosferin iktidarın arzu ettiği “dikensiz gül bahçesi” filminin bir fragmanı olduğu açıktır. Fakat film gösterime girebilecek mi, girecekse bunun “gişe”
Devamını Oku

Suriye’de Türkiye’nin İç Savaşı

Suriye'deki savaş bir gün bitse bile bu savaşın etkileri Türkiye açısından uzun yıllar sürmeye devam edecek.

  Türkiye’nin Gezi’yi kerteriz alarak başlatabileceğimiz bir iç savaş ihtimali tartışması var. Bu ihtimal ya da kaygı son dönemde daha yüksek sesle ve daha yoğun bir biçimde dillendiriliyor. Nisan 2014’te sendika.org için yazdığım “Türkiye’nin Soğuk İç Savaşı Isınıyor mu?” başlıklı uzun ve biraz dağınık bir yazımda Türkiye’de 12 Eylül sonrası dönemden beri Belçika benzeri (Valon-Flaman)
Devamını Oku

Çâresizlik

"zorun her türlüsüne karşıyız"cılık seni beni öldürmeye devam eder de, zalimi güçlendirir.

Birbirine karşıt olarak değerlendirilse de, soldaki liberal zehirlenmeyle, milliyetçi zehirlenme birbirine koşut, yer yer iç içe geçmiş. İkisinin de birçok konuda tavrı aynı yere varır. Zira varışlarının çıkışı birdir: Kendi ideolojisinin ayakları üzerinde duramama, popülizm, konformizm, pasifizm ve “apolitizm” denilen sağcılaşma hâli. Bu yüzden bunlardan biri, sanki aynı ideolojik cephedenmişiz gibi bize “rol model” olarak
Devamını Oku

Küçük bir mülâhaza

Yıllardır seçimle alamadıkları yerler: Bazı meslek odaları, birlikleri, barolar, üniversiteler… OHAL’le, KHK maymuncuğuyla bunları da hallediyorlar, halletmeye çalışmaya devam edecekler. Yani “sandık iradesi bana kadar var” diyorlar. Tıpkı kendilerinde kaşıntı yapan gazeteleri, televizyonları, dergileri, dernekleri “hallettikleri” ve “halledecekleri” gibi… Durmayacaklar, dokunacaklarını düşündüğümüz, tahmin ettiğimiz her yere de dokunacaklar. Dinlemeyecekler. Yüzünüze karşı tam tersini yüksek sesle
Devamını Oku

Sosyalistlerin barışı

devrimci savaşı eskimiş bir nostaljiye indirgeyenler için kendi konforu giderek dünyanın temel çelişkisi hâline gelir.

“Barış”ın, bir kelime olarak kulağa hoş geliyor oluşu çoğu insan için “barış”ı savunmak adına yeterli bir gerekçe olsa da, kazın ayağı her zaman perdelidir. Dünya, tarih, sınıflı toplum, sosyal eşitsizlikler, ulusal baskılar, sömürü, talan, soygun düzeni, savaş, mücadele, adaletsizlik… Bunların hiçbiri barış kelimesinin bugünkü anlamının efsunuyla sağaltılamıyor, tamir edilemiyor. Tersine “barış”, bir tamir ve iyileştirmeden
Devamını Oku

ukde

  tek bir izdir bir isin yarığı şiir, sözden mürekkep bir anttır. ey şimdi kalbime ukde olan gün yalınayak ve dikenlerden yakınırsın susturulmuş da her çığlığın ayıplarla. o vakit, bir çay koy, ıslansın İstanbul rengi kırmızı bir buhar dolaşsın atlasta. son dakikalarda bir ısınmadır beklemenin muradı kefareti bugün buza saklanmış. gündüz, sana esir; gözlerin söylenir
Devamını Oku

adınlama

  bir adam hepi topu bir kez öldürülebilir desem belki şiirsel olurdu bininci kez bire bir efsuna yanılmasam. ya da sen kalmasan böyle bir kara buluta çağrıcı alnımın çizgisini yontma taşlarla kazıyan el sana bu kadar yakışmasa daha çok üzülürdüm. seni tek, seni hep olamazda mazruf seni biriktire biriktire yeni uzaklarımızda sevip, güne adının dört
Devamını Oku

sadece fotoğraf olmayan bir fotoğraf

  dünya değişir göç durulur kendine yanar bir öykü. yaşam ağır yaşam güzel ve ıslak, kalın çerçeveli gözlük camları.   yıpranmış ateşle büyüyen tarih fakat bak, yine dik o bilindik başlar gözler görüyor hayır… hayır! kimse sağır değil.   ve bilinmez mi? ah, bilinir; ömürler kendi kurtuluşunu hep kanla, kızılla yazmıştır…   ve görüyorsun ve
Devamını Oku

İkrar ve inkar arasında: Soykırım neden “sıradan”dır?

Almanya Federal Meclisi’nden, Ermeni Soykırımı’nı tanıyan ve meselede Alman İmparatorluğu’nun dahlini de kabul eden tasarının geçmesiyle, Türkiye’nin sıradan milliyetçiliği yeniden kendini cerahat ve feveranla faş etme fırsatını buldu. Bu yazının konusu soykırımın yaşanıp yaşanmadığı değil. Zaten günümüzdeki durum, nasıl bir soykırımın yaşanmış olduğunun sağlamasıdır da. Biz bu yazıda Türk tipi milliyetçiliğin sıradanları ve mecburiyetleri üzerine
Devamını Oku

Megrel Meselesine Giriş

“domixvami çkimi nana, Samargalo na ni na …” Biz Lazların çoğu için Megreller dünyadaki en yakın akrabamız ve Megrellerin kullandıkları dil bizimkiyle hemen hemen aynı, bu bir sır değil. Bu “kolektif hafıza”da yaşatılmış temel bir bilgi. Bilgiler bu bir iki cümlelik yere kadar doğru olsa da, bunun dışında kalan ve yine bir iki cümlelik olan
Devamını Oku

zemheri

  sende bir güzel olurun bir başka gerçekle çarpıştığı yerden geliyorum. bir yabancı yatağında mahzun, tanıdık bir kokuyla sarhoş öyle duruyorum. ve giriyorken bir kâbusa işte tüm dileklerimiz pamuk ipliğinde karanlığa yükseliyor. seninle gibi ama daha çok uzak söndürülmüş bir yarım sigara gibi yeniden yanmayı bekliyorum. durdun bir yol, sen varsın açtım gözümü ah bu
Devamını Oku

ama korkma

  korkuma yüzen bir nehirsin ama korkma!     gülü sakladı matem. ağır bir kış geçirir gibi efsunlu kızıl saçlarında hep dalıp giden bir hüzün saklı öyle utanan yanaklarında.     yazılı senin adın biriken büyüyen bir ah’da sarılı kokun içe yatakta, mutfakta, salonda.     gülüşüm sâkil ve ellerimde balonlar bir mermi gibi vızıldıyor
Devamını Oku

Herkes eşittir ama bazıları daha eşittir

  Bu kez kısa fakat yine “hızlı” bir yazı olacak. Figen Yüksekdağ; “ülkemizi onlara -AKP’ye- böldürmeyeceğiz” demiş (1). Ciddi bir güç olanın istediği her şeyi söyleyebileceği ve yapabileceği bir zemin epey zamandır oluşmuş durumda. Siyasi pragmatizmin solun önemli bir bölümünün tüm hücrelerine kadar sinmiş olduğunu teslim etmek zorundayız. Hâlbuki, Yüksekdağ’ın söylediği şeyi, herhangi bir sol
Devamını Oku

Lazist’ani Nam Sva’n?

Lazepe-k, dobadonapenişi xususi a yoxote var elişinaman. Elişinamt’es; “Lazist’ani” it’urt’es mara ham yoxo Cumxuriyet’i-k doyasağusis, tamo tamo dobadona yoxo oxmaru naşk’ves. Lazepe, Lazist’ani goç’ondres. “Lazist’ani”, xvala normali Lazepeşeni var, taneri Lazepeşeniti ar “tabu” on. Hişeni, 90-uri tzanapeşi coç’apas/geç’k’apas na-idziru “Lazona” yoxo Lazist’anişi yeine oxmaraman. Yani, “Lazona”, Lazist’ani ompuluşeni a noxmareşen ç’k’va mutu var on. Ma,
Devamını Oku

Farkını Kıskançlıkla Korumayanın Farkı Kalmaz

Kürdistan'da yaşanan katliamlara sessizlik üzerinden sosyolojiyle silahlarla da savaşacaksanız ve masum insanların kitlesel katlini bunun üzerinden meşrulaştırma çabasına girişecekseniz, o silahların, bombaların hedefine Kürt halkını da yerleştirmeniz gerekir (!).

   Ankara’daki son katliamın (13 Mart) ardından sol, bütün parçalarıyla hararetli ve kimi yönleriyle utanç verici, hatta kan dondurucu bir tartışmanın içine girdi. “Tartışma” dediysek, henüz ciddi bir tartışmanın verisi yok, buradan siz sosyal medya/medya üzerinde çeşitli kişilerin katliama dair verdikleri tepkilerin toplamını ve bunların ne anlama geldiğini anlayın. Üstelik, PKK ya da “solu ilgilendirebilecek
Devamını Oku

Sol ve Kürt hareketi

Kürt hareketinden soyutlanmaksa, belki Türkiye solunu kitlesel anlamda “güçlendirir”; fakat bu “güçlenme” içinde keskin bir gericileşmeyi de mutlaka taşıyacaktır. Mühim olan ilerleyerek, mevzi kazanarak güçlenme.

“Yerli, sömürgecinin kentine imrenme ve şehvetle bakar. Sahip olma düşleri, sahip olmanın tüm tarzlarını düşler: Sömürgecinin masasına oturmak, sömürgecinin yatağında yatmak (…). Sömürge insanı kıskançtır. Sömürgeci de bunu çok iyi bilir; kaçamak bakışları yakaladığında içinden acı acı ‘Yerimizi almak istiyorlar’ diye söylenir. Bu doğrudur, zira, en azından bir günlüğüne, kendini sömürgecinin yerine koymanın düşlerini kurmayan
Devamını Oku

Enternasionaluri Birapaşi Lazuri Golaktalu (Enternasyonal Marşı Lazca Meali)

-Enternasionali- gok’utsxi aşk’va ncirişen gok’utsxi gok’utsxi yesirepeşi kiana irden k’abğa zalimepeşk’ala ham k’abğa sk’udalaşi k’abğa. mepxvat ham mcveşi kiana şk’u ağani kiana bgorumt uşk’ut’an aşk’va zalimepe voret husinderşk’ule mance. ham k’abğa soğunai k’abğaşk’uni on aşk’va Enternasionalite içiten k’oçinoba. ğormoti, p’at’on, ağa, mapa oxoşk’va p’ot’e var naçen e do şk’uni moçuletinu xvala xepeşk’unis ren. ham k’abğa
Devamını Oku

Modern Laz Edebiyatı Üzerine Bir Deneme

İsmail Güney Yılmaz   İsa nenaz mu itkven Nazimi çkimi / Doğru söze ne denir Nazım’ım İsa nenaz miz mu utkun / Doğru söze kim ne diyebilir Çkun; / Biz Xirxineri ntsxenepete var moptit /  Kişneyen atlarla gelmedik Mitiş dobadona var goptit / Kimsenin vatanında gezmedik Mitti mitiş getasule var bzonit /  Kimsenin bostanını eşmedik
Devamını Oku

baharın gelişini engelleyebilirler

  buruşuk bir kâğıt parçalanıyor suda biz yitirilmiş her günü artık kader sanıyoruz. sayıyoruz geçen geceleri namlusunda kurşunla bir merhabayı hevessiz hecelerden kuruyoruz. süratle akıyor, boşalıyor hayat zembereğinden bir engerek senin tenini kendine yuva biliyor kopacak bu kıyamet, bekliyorken sûrunu hüznüne ırgat sabır, ter içinde uyanıyor. kurtarılmış tek bir güne duacı. ah güzel, sen bu
Devamını Oku

Yaşadığımız günler: Bir distopya fragmanı

Biz, ya bu distopyada tecessüd edecek cehennemi göğün altında sırtımızda kırbaç şaklamalarıyla anlamsız bir varlığın sürdürücüsü olacağız; ya da buradan bir ütopyaya doğru savaştan bir çizgi çekeceğiz.

“Hepimiz intikamını almak istediğimiz gizli bir yara uğruna savaşıyoruz.” Italo Calvino, Örümceklerin Yuvalandığı Patika Sultanahmet Katliamı’nda yaşamını yitiren canların anısına… Kendilerine açık destek vermeyen herkesi öldürmek istiyorlar. Geçtiğimiz hafta Beyaz Şov’da canlı yayına bağlanan Ayşe Çelik’in “çocuklar öldürülmesin” feveranından sonra yaşananların, adım adım içine sokulduğumuz kapkaranlığın (zaten karanlıktı) en somut sinyali olduğu söylenebilir. 20 yıldır
Devamını Oku

pazar – pazartesi

  hiç gülmez tik tak saat   dişleri mi kauçuk etim mi uyuşuk? ısırıyor da nasıl acıtmıyor bu uzak?   ya bi’ bırak   kanepeler ve yataklar uzanmak susmak yazmak ve başka şeyler içindir   mutfak, küçük dilimler hâlinde kolay yutulabilir sıkıntılar için ve telefon, bir kenarda susmak için.   ah için;   senden bağımsız
Devamını Oku

Cephe ve tribün kültürü üzerine on görsel

Can Dündar’ın “Tecrit Ölümdür”, Selahattin Demirtaş’ın “Haklıyız Kazanacağız” dediği günleri yaşıyoruz. Siyasette sözlerin, sloganların onu söyleyenlerle bu kadar özdeş tutulduğu, bu yüzden de doğru olsalar bile bu kadar uzak durulduğu başka bir ülke var mı bilmiyoruz. O yüzden bu sloganların farklı kişilerce kullanılması -sebepleri bir yana- gerçekten tarihi bir olay. Siyasette durum buyken, bırakalım Cephe’yi,
Devamını Oku

İntibah ve ittifak

Boranda ilerleyebilmek, omuz omuza durabilmekle mümkün. Faşizmin hedefinde olanlar ve hedefinde faşizm olanlara bir intibah, bu intibaha da bir ittifak lâzım.

“Düştü”, “gitti,” “bitti”, “bitiyor” derken, AKP, tarihinin en güçlü dönemini yaşıyor. Ya da gücünü en çok gösterdiği dönemi. Buna karşın sol sosyalist muhalefette ise bir atıllık ve etkin reaksiyonsuzluk hâli hâkim. Kürdistan’daki işgal ve tasfiye operasyonu biteviye şiddetlenirken ve ülkeden Suriye benzeri fotoğraflar timeline’larımıza akarken, sürekli “Batı”nın sessizlikle itham edilmesi de epey tartışma nesnesi olabilecek
Devamını Oku

Türkiye ve Rusya İlişkileri Nereye: Yazar ve Akademisyenler Yorumluyor

Türkiye iç politikasını hamasetle, dış politikasını kompleksle yürütüyor.

Rusya’ya ait bir savaş uçağının Türkiye tarafından düşürülmesi Türkiye-Rusya ilişkilerinde büyük bir diplomatik krize yol açtı. Peki bu diplomatik kriz Türkiye ve Ortadoğu için ne anlama geliyor? Putin’in sert açıklamalarının ve ABD ile NATO’dan gelen diğer açıklamaların karşılığı ne? Akademisyenlere, hukukçulara ve yazarlara sorduk, Foti Benlisoy, Erdal Doğan, Tuğçe Erçetin, Akın Olgun, Sezin Öney, Engin Sustam, Sarphan
Devamını Oku

Papirüs / 14

Papirüs, yeni sayısında Laz edebiyatına yer verdi. Ben de bu dosyaya “Modern Laz Edebiyatı Üzerine” başlıklı bir makaleyle katkı sundum. Dosyada İrfan Çağatay Aleksishi, Hasan Uzunhasanoğlu, Murat Murğulişi ve Anke Musa Cedeşi de yazılarıyla katkı sundu. Dosyada, Yılmaz Avcı’yla da bir röportaj var.
Devamını Oku

Dost, düşman, çâre, kahır: “Halkımız”

Mahir, “sun’î denge” demiş. Bu sun’î dengenin kapattığı gözleri açmak da onun vârislerinin işi. Aksi takdirde bu sun’î denge bir “Sünnî denge”ye dönüşecek ve bir “çoğunluk diktatörlüğü”nün eli kolu bağlı tutsakları olarak kalacağız

Solun öteden beri en hararetli tartışma konularından biri halk ve halkçılık meseleleri. Öyle ki, “halkçılık” ve “işçicilik” başlı başına birer ayrım çizgisidir. Bu yazıda halkçı-işçici arasındaki tarihî polemiğin teorik tartışmasına girmeyeceğiz, sadece “halk”ın neliğiyle ilgileneceğiz. Ankara Katliamı’ndan ve özellikle Konya’daki maç öncesi yapılan saygı duruşunda protesto rezilliğinden sonra, birçok kalem bu halk meselesine değinmek zorunda
Devamını Oku

Doğrulmalıyız

hocam Osman Turan Bozacı ve Ankara’da yitirdiğimiz tüm canların anısına… Ankara 10 Ekim Katliamı’nda şu saate dek 128 insanımızı yitirdik. Hâlen ağır yaralıların olmasıysa tabloyu daha da ağırlaştırabilir, bu bizi korkutuyor. İçinde bulunduğumuz dönemde, hasta ruhlu düşmanın gözü dönmüşlüğünü de hesaba katarak her eylemde bu tip saldırıların olabileceğini hepimiz göz önünde tutuyorduk, tutuyoruz. Fakat sanırım
Devamını Oku

Radikallik Neden Gereklidir?

Hayalini kurduğumuz insanca, hakça düzenin ebesi olacak yegâne anahtar teredütsüz bir biçimde sürdürülecek olan sınıf savaşıdır. Burada savaşı, elbette, kelime oyunlarına, eğip bükmelere kaçmadan ifade ettiği gerçek anlamda kullanıyoruz. Sürdürülen savaşın yekûn vaktinin uzun bir periyodunda düşman hep daha üstün ve güçlü olacağı için, yumuşak bir siyasetin, evrimciliğin, kendini tamamen örtmenin ve bu yoldan hızla
Devamını Oku

Cehaletin tahakkümü

Türkiye’deki karanlığın bir tabanı var ve açlık gibi cehalet de çoğunluktadır. Devletin yönetim biçimi klasiktir; zor ve rıza imâli. Bizde sevmek zorunda kalanlar az, râzı olanlar fazladır. Zira Türkiye’nin tarihi bir dönüştürme, kimlik ve biçim verme tarihidir. Burada bir kendi kendine ve kendi toprağına yabancılaşma hikâyesinden söz ediyoruz. Üzerine konuştuğumuz cehalet çok güçlü; insanların kendi
Devamını Oku

Sol, Ermeni Meselesine Nasıl Bakıyor? [Derleme] – III

(DY/Devrimci Hareket, TKP (SİP) , TKP-1920, Alınteri, DSİP, HKP) 12- DY/ Devrimci Hareket “Soykırım ve Yüzyıllık Ötekileştirme..   (…) Azınlıklar ve ulus sorunu bir turnusoldür (…) Türkiye’de Ermeniler, potansiyel suçlu muamelesi görmektedir. Her ne kadar Lozan Anlaşması’nda emperyalist güçlerin dayatması sonucu Rum, Ermeni, Süryani gibi gayrimüslim azınlıklar (Müslüman azınlıklardan farklı olarak) yasa karşısında
Devamını Oku

Türkiye’nin kuzeydoğusunda Gürcistan oluyor da, güneyinde Kürdistan neden olmuyor?

Genelde hakemli dergilerin uzun teorik makalelerine böyle iki kilometre başlıklar tercih edilir ama yazının meramını anlatacak daha özet bir başlık bulamadım. Başlıkta resmî ideolojinin “iç düşman” ayrımındaki mantığa dâir bir soru var. Bu sorunun cevabıysa, Cumhuriyet’in Türklük cüzündeki ötekinin Kürt oluşudur. Ermeni ulusundan soykırımla, diğer gayr-ı Müslimlerden katliam ve zorunlu göçle “kurtulan” devlet için, millî
Devamını Oku

Sol, Ermeni Meselesine Nasıl Bakıyor?- 2

(Aydınlık, ÖDP, Halkevleri, MLKP, ESP, EMEP, Kızıl Bayrak) 5- Aydınlık “Komprador, feodal diktatörlük , millî azınlıklar üzerinde de baskı ve katliam politikası uyguladı. Doğuda yüz binlerce Ermeni’yi katletti, geri kalanlarını da yurtlarından sürdü” TİİKP Savunma, 1974: 129 yararlanılan kaynak: Modern Türkiye’de Siyasî Düşünce (cilt 8/ Sol), sayfa: 1241, İletişim Yayınları, 2007 “Birinci Dünya Savaşında taraf
Devamını Oku

Sol, Ermeni Meselesine Nasıl Bakıyor? (Derleme) -1

derleyen: İsmail Güney Yılmaz (DHKP-C, PKK, Hikmet Kıvılcımlı, TKP-ML) Türkiye (ve ondan doğan Kuzey Kürdistan) solunda Ermeni meselesi, çok yakın zamana dek, önemli bir tartışma konusu değildi. Bu mevzu, solu birbirinden ayıran, örgütleri tanımlamamızda bize yardımcı olacak bir gösterge ise -şimdiye kadar- hiç olmadı. Sol içi ayrımlar geleneksel olarak; Türkiye’nin durumu (yarı sömürge? Yeni sömürge?
Devamını Oku

Azılı karanlık ve bizim büyük marjinalliğimiz

Baran Çağlı’nın kısa anısına… Önlerine konan küçük ve büyük çanaklardan beslenenler için, “onur”, “adalet”, “erdem”, “ahlâk” gibi kavramlar tedavülden kalkalı çok oldu. Bu coğrafyada can yakıcı bir vicdanî enkâz üzerimize yıkılmış, bunun altında inim inim inliyoruz. Bu toplumsal yıkıntıdan ayağa doğrulmaya çalışıyoruz. Üzerimizdeki ağırlığı tarif edecek bir kelime yok. Eziliyoruz. Zulmün kitlevî gücü olan başka
Devamını Oku