ATiNA (PAZAR) iLÇESiNiN ETNiK YAPISI

Yine, yörede “Ç’ağana” da denilen Dervişilerin özellikle yaşlılarının Lazca bildiklerini, fakat bu dili kendi aralarında kullanmadıklarını da söyleyelim. Ayrıca, pazar yerinde sergi açarak hayatlarını idame ettiren Dervişiler artık Pazar toplumuna tamamen entegre olmuşlardır.

Rizeni (Rize) ilinin Atina (Pazar) ilçesi, geçmiş açısından ele aldığımızda, bölgenin en önemli ilçelerinden biridir. Atina, yöredeki en eski kentlerden olup; ilçede belediye teşkilâtı, 1864 gibi oldukça eski bir tarihte oluşturuldu. Atina’ya “Pazar” adı verilmesinin sebebi de –bu ad değişimi 1928’de oldu- ilçenin çevre yerleşimler için, alış veriş yapılacak merkez işlevi görmesinden kaynaklanıyor. İlçenin alış veriş için merkez olma durumu kısmen sürmektedir. Atina’nın şu anki nüfusu 35 bindir, kayıtlarda bu nüfusunun 18.000’inin köyde, 17.000’inin ilçe merkezinde yaşadığı belirtiliyor. Sırası gelmişken, Türkiye’de Atina nüfusuna kayıtlı insan sayısınınsa 75 bin olduğunu söyleyelim. Bu da, bölgede yaşanan büyük göçün en somut göstergesi olsa gerek.

Yazımıza konu ettiğimiz, Atina’nın etnik yapısı meselesi çok karmaşık bir konu değil. Bir kere bir tahmin yapmamız gerekirse eğer, ilçe nüfusunun yaklaşık % 80’inin Laz olması gerekir. Bu çoğunluk oluşturan Laz nüfusu dışında, bölgede en önemli ikinci etnik topluluk olarak Hemşinliler karşımıza çıkar. Hemşinliler, Atina’da önemli bir nüfusa sahipler ve yukarıda tahminen verdiğimiz nüfusun kalan % 20’lik kesiminin ezici çoğunluğunu oluştururlar. Atina’da bu iki halk dışında yaşayan daha az nüfuslu topluluklarsa, çeşitli yörelerden, yakın tarihlerde  gelme Türk ve Kürt nüfus ile Gürcüler ve Çingenelerdir. Çingeneler içindeki (?) Derviş toplumu bunlar içinde en eski olandır, 200 yıla yakın bir geçmişleri olmalı. Sonra ise Gürcüler geliyor, malum Rus savaşı döneminde. Türk, Kürt ve Anzerli topluluklarınsa en eskisi 50 yıllıktır.

Bu girişten sonra adlarını saydığımız halkların ilçedeki durumlarıyla ilgili ayrıntılara geçebiliriz.

İlçe nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Lazlardan başlayalım bahse. İlçe merkezinde de elbette çoğunluk nüfus olan Lazlar, kıyıdan itibaren başladığımızda, sırasıyla Melyat, Z’elek, Laroz/ K’uk’ulat’ (ya da Laroni), K’ok’sovat’, Tordovat’, Çumbat’, Cabat’, Aranaş, Carcivat’, Şileyit’/Psixros, Xunar, Xanç’k’uni (ya da Xaşk’uni), Ç’it’at’ (K’it’at’i), Avramit’, Suminat’, Noxlapsu (eski mahalleler Lazavat’i ve İst’ona iki ayrı köy oldu), Msulet, T’alvat’, Xudisa, İlast’asi, P’ap’ilat’, Sap’u, K’uxuma/K’u3’uma (Bu isim bugün pek bilinmez, Hamidiye adı bilinir. Eski isim olarak daha çok “Eski T’rap’uz’ani yaygın olarak biliniyor), K’osk’enivat’ (K’ost’anivat’i), M3’uk’it’a (ve ondan ayrılan Sahilköy), Ç’ereç’ivat’, Cigetore, Mamaç’ivat’ (Mamak’ivat’i. Bu köyden Irmakyeniköy ve Ortaırmak köyü adlarıyla iki köy daha oluşturuldu. Irmakyeniköy Ç’ereç’ivat’tır), Mesemit’, Dadivat’, Sk’efanevat’, P’ap’at’, Lamğo/ 3’arişk’a, K’uz’ik’a, Zanat’, Apso, Ğulivat’ adlarını taşıyan toplam kırk köyde  homojen ya da çoğunluk nüfus olarak yaşarlar. Fakat Laz köylerinin sayısı meselesinin “mahalle” “statü”sünde olup da köy diye bellenmiş Bulep , Bonpona, P’aç’ilat’, Paniçi, Noğadixa gibi yerleşimler sebebiyle karıştığını da söyleyelim.

Saydığımız köyler içinde P’ap’ilat’i, K’uz’ik’a, Suminat’i ve M3’uk’it’a köylerinde küçük bir azınlık olarak Hemşinli nüfus yaşıyor ve P’ap’ilat’lı Hemşinliler’in Lazca bildiklerini biliyorum; fakat K’uz’ik’a’daki duruma dair bir bilgim yok. M3’uk’it’a Hemşinlileri içinde de Lazca bilenlere rastlanır. Bu dört köy dışında Hamidiye’nin de yerli nüfusu karmadır, orada da bir Gürcü sülalesi (soyadları Karadeniz) yaşar ve bu köydeki Gürcülerin anadili Gürcücedir.

Yörede kullanılan Lazca ise Lazcanın Batı diyalektine bağlı Atina varyantıdır. Ancak ilçede doğuya doğru gidildikçe Lazcanın Art’aşeni varyantı etkisini gösterir, hatta konuşma düpedüz Art’aşeni varyantına dönüşür bile diyebiliriz. Atina’nın Avramit’i köyünde ise, yine Atina Lazcası’na bağlı olmakla birlikte bir alt ağız kullanılır. Noxlapsu ve Xaşk’uni köylerinde konuşulan Lazca da vurgu ve tonlamalarındaki ve özellikle “r” sesinin “y”ye dönüşmesi ya da tamamen yutulması gibi karakteristik özellikleriyle bölge insanınca kolayca ayırt edilir. Bu saydıklarımız dışında Melyat’i köyünün konuşmasında da kısmen Rize-Çayeli Türkçe ağzının etkisi fark edilebilir. Geçtiğimiz yüzyılın başına kadar Bulepi adlı köyde de (şimdi Zafer ve Kirazlık olmak üzere iki ayrı mahalle) ayrı bir alt ağız kullanılırdı; ancak bu Lazca formu zaman içinde ana Atina ağzına asimile oldu.

Hemşinlilere gelirsek, bir kere ilk söz olarak söyleyelim;Hemşinliler, ilçenin güneyinde, Hemşin sınırında, Başköy (eski adı P’et’re-Nikolai’dir ancak muhtemelen bu hiç bilinmiyor), Abdoğli/Xot’ri, Çingit, Mermenat (Mermonat), Açaba ve Meleskur köyleriyle kesintisiz bir hat çiziyorlar. Bu altı köy dışında, ilçenin batısında yine birbirleriyle komşu olan  ve Bogina’nın bölünmesiyle oluşturulmuş (Şendere ve Tektaş)  iki Hemşinli köyü daha mevcut. Bu saydığımız köylerin epeyce uzağında, sahile yakın bir Hemşinli köyü daha var: Xaç’ap’it.  Bir de ilçenin doğusunda yer alan az nüfuslu dağ köyü Sit’ori’yi unutmamak gerek.

Belirtmeden geçmeyelim, saydığımız Hemşinli köylerinden Başköy ve Abdoğli/Xot’ri’de (K’alast’as mahallesi) önemli bir Laz nüfus da yaşıyor.

Lazlarla müşterek yaşanılan köylerdeki Lazca öğrenmiş ya da Lazca anadilli Hemşinliler dışında Hemşinlilerin bildikleri tek dil tüm Batı Hemşinlilerinde olduğu gibi Türkçedir. Ancak Hemşinlilerin kullandığı aksan, klâsik Hemşin ağzıdır ve bu ağız önemli oranda Ermenice kelime barındırır. Burada Hemşinlilerle ilgili olarak, son söz yerine Lazların Hemşinlilerin yaşadıkları yerlere “Hemşinlik” anlamında “Xemşilluği” ya da “Sumexit’i” dediklerini, Hemşinlilerin de Lazların bölgesini “Lazluk” adıyla andıklarını söyleyelim.

Pazar’da adını andığımız köylerdeki yerli Hemşinliler dışında kent merkezinde yaşayan ve genelde bakkal esnaflığıyla geçinen Anzerli bir grup da söz konusu. Fakat Anzerlilerin Hemşinliliği mevzuu hep tartışmalı olmuştur, altını çizelim.

Atina’da bu iki halk ve yukarıda Hamidiye mahallesini anarken söz ettiğimiz küçük Gürcü nüfus dışında, ikinci paragrafta da belirttiğimiz gibi Türk, Kürt ve Çingene nüfusu da bulunuyor. Yalnız burada “Türk” meselesi biraz karışıktır. Atina’nın Venek köyü Türkçe anadilli bir köydür. Belki de sırf isim çağrışımından değil, aynı zamanda bu sebepten değiştirilen ismi ‘Örnek’ olmuştur! Ancak bu köy, diğer Türkçe anadilli köyler gibi Hemşinli köyü değil. Lazların ve Hemşinlilerin “Xorum(i)” (Horum) adıyla andığı ve batıdaki Trabzon-Rize-Çayeli (sahil kesimi) kültürünün devamı olan bir kimliğe sahiptir. “Xorum(i)” kelimesiniyse Türkçeye “Pontoslu Rum” olarak çevirebiliriz, ancak söz konusu insanların bu adlandırmayı kabul etmediklerini söylemek şaşırtıcı olmasa gerek. Bu açıdan, Venek nüfusunu Pazar’daki “Türk” nüfusu içerisinde değerlendirebiliriz. Bu köy dışındaysa Türkler, Atina’da sadece ilçe merkezinde yaşıyorlar ve Rizeli, Trabzonlu, Erzurumlu (İspirli),  Bayburtlu gibi az nüfuslu alt gruplara ayrılıyorlar.

Kürt nüfus ise Atina’ya nispeten daha yakın zamanlarda gelmiş olan ve ilçe merkezinde yerleşik olarak yaşayan Ağrılı, Karslı ve Ardahanlı nüfustan mürekkep. Bu Kürtlerin artık bölgede, “Karadenizli Kürt” diye anabileceğimiz yeni bir alt kültür yarattıklarını ve nüfusun ikinci ve üçüncü nesillerinin Kürtçeden ziyade yöredeki Laz ağzıyla (sınıflandırma biraz karışık, Rize ya da Doğu Karadeniz şivesinin Laz ağzı) Türkçe konuştuklarını söyleyebiliriz.

Bir diğer grup olan  Çingeneler ise, Atina’da iki ayrı grup oluştururlar. Bu gruplardan biri Şileyit’i (Şileyit’i’nin çoğu Laz’dır) adlı köyün Atina merkez (Noğa), Carcivat’i ve Cabat’i arasında bulunan Xoşnişin/Derviş(luğ)i (Gazi) mahallesinde yaşayan ve “Dervişi” adıyla anılan topluluktur. Bu grup, bulundukları bölgede toplu hâlde yaşamakta ve epeyce uzun bir süredir aynı yerde hayatını sürdürmekte. Niko Marr’ın “1910 Lazistan Raporu” adlı eserinde de belirttiği gibi, Dervişilerin yörede kötü bir şöhretleri var. Ancak bugün durumun tam olarak eskisi gibi olduğu söylenemez, keza artık Dervişiler yol kesip adam dövmüyorlar. Dervişilerle ilgili birkaç söz daha söylemek gerekirse, bu topluluk,  Çingene olduğunu kabul etmez. Kendilerini sadece “Derviş” adıyla anarlar. Dervişilerin yaşadığı bölgeye Xoşnişin de denir ve bu halk yöreye geldiğinde muhtemelen Kürtçe konuşurdu. Bu açıdan bu halkın aslen Kürdistan Çingenesi olduğu düşünülebilir. Ancak yöre Lazcası ve Türkçesinin de argosuna giren (en bilinen örneği “aptal” anlamında kullanılan ‘laft’a’ kelimesidir. “Dunep”i de anabiliriz) pek çok Lomavren (Çingene Ermenicesi) kelimeyi günlük yaşamlarında kullanmaya devam ediyor olmaları kafa karıştırıcı olabilir. Yani bu toplumun dil varlığında Artvin’deki Poşaların (Lom) diliyle kesişen noktalar vardır. Fakat karışık bir geçmişi olan bu toplumun dilinde Ermeniceden ya da aslında Ermenice olmayıp da Çingene Ermenicesi üzerinden geçmiş Rumca, Romani ve Kürtçe kelimeler olmasının bu toplumun da Poşa olduğunu göstermeye yeteceğini sanmıyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi ben bu grubun Kürdistan Çingenesi (Mıtrıp) olduklarını tahmin ediyorum; ya da daha uzak geçmişte farklı bir kökendenken bu kültürün etkisine girmiş de olabilirler.

Yine, yörede “Ç’ağana” da denilen Dervişilerin özellikle yaşlılarının Lazca bildiklerini, fakat bu dili kendi aralarında kullanmadıklarını da söyleyelim. Ayrıca, pazar yerinde sergi açarak hayatlarını idame ettiren Dervişiler artık Pazar toplumuna tamamen entegre olmuşlardır.

Dervişler dışındaki diğer Çingene grup, Atina merkezdeki Pazar Lisesi civarında birkaç derme çatma evde toplanmış olan Poşa grubudur. Poşalar, yaşam standartlarıyla yörede, ekonomik olarak en kötü durumdaki topluluğu oluştururlar ve Lomavren (Çingene Ermenicesi) ya da başka herhangi bir dil bilmezler, sadece Türkçe konuşurlar.

29.11.2011 / Çankaya