Category: Spot

Medya ve Sol Medya Üzerine Bazı Değiniler

“Genel” medya üzerine biraz veri Türkiye’de medyanın genel olarak büyük sorunlarla boğuştuğu mâlum, sırf ortaya çıkan tapelerden dâhi medyaya düzenin direkt baskısının nasıl akıl almaz boyutlara vardığı gözlemlenebiliyor. Kaldı ki medya çalışanları özelinde bakıldığında bir “çaresizlik sarmalı” boyutuna evrilmiş problemler “sansür”ün altına eklenebilecek bir iki maddeden de ibaret değil; düşük ücretler, güvencesiz/sendikasız çalışma, özellikle gazetelerde
Devamını Oku

30 Mart Seçim Sonuçları Aynasında Sol

Solda 19 Aralık katliamıyla başlayan, 2000′ler boyunca gelişen gerileme ve siyasetsizlik sonucu büyüyen liberalleşmeden bağımsız olarak bu sonuçlar okunamaz. Bu liberalleşme sadece Kürt hareketinin peşine takılan sol grupları değil, ondan bağımsız hareket eden diğer sol yapıları da kapsayan bir çözülmeyi işaretliyor.

Not:  Bu yazı 25 Nisan günü Spot dergisi için yazılmıştı. Fakat derginin yeni sayısının çıkışı bir hayli gecikince yazı da “boş”a düşmüş oldu. Yazı, bu nedenle derginin sadece internet sitesinde yayımlandı (13.08.14 tarihinde) Türkiye tarihinin sonuçları en çok merak edilen, üzerine en çok gerlimli tartışmaların yürütüldüğü seçimlerinden biri olan 30 Mart 2014 yerel seçimleri geride
Devamını Oku

“Çözüm Süreci”: “Kötü Bir Barış” mı?

Devlet bugün açıkça ’90’ları ve ’80’leri yeniden sahneye koymakta ve bilhassa Gever’de (Dize, Yüksekova) yaşanan son vahşetle adına kısaca “süreç” denilen bu yeni konjonktürün biriktirdikleri de muhtemel bir “bir kez daha savaş”a doğru kaybolup, hiçleşmekte.

“kelimeler albayım bazı anlamlara gelmiyor.“ Oğuz Atay Adına “çözüm/barış süreci” denilen dönem başladığından bugüne mesele hakkında olumlu, olumsuz, çekimser çok söz söylendi, söylenecek de. Devlet ile PKK arasındaki barışma çabalarının târihi epey bir eski. Bunun başlangıcı Kürdistan’daki savaşın tüm ülkeyi psikolojik olarak rehin aldığı, atmosferi en kasvetli zamanlara, ’90’lı yılların başına gelip dayanıyor. PKK’nin “Türkiyelileşme”
Devamını Oku

Ayaklanma, Gezi ve Sınıf Üzerine Bir Tartışma

Türkiye, bir “ihtimali sıfır”la, yani bir ayaklanmayla dünya gündemini alt üst etti ve yaşananların güçlü psikolojik etkisi hâlâ tüm muhatapları üzerinde sürüyor. Olimpiyatları ve oradan yenilecek nice zehirli ekmeği yitiren devlet, kabahati “Geziciler”e atıyor -”kıçınıza kına yakın!” buyurmuşlardır-, ben bu satırları yazarken Tuzluçayır’da ve Gazi’de bir savaş sürüyor.

Türkiye’de Ayaklanmalar Üzerine Kısa Bir Giriş Kürt kalkışmalarını bir kenara bırakacak olursak Cumhuriyet Türkiye’sinin tarihi ayaklanmalar açısından pek de “renkli” sayılmaz. “Ayaklanma” denilince benim aklıma çizdiğimiz çerçevede yalnızca 15-16 Haziran işçi ayaklanması (1970), Gazi ayaklanması (1995) ve 1 Mayıs 1996 ayaklanması geliyor. Bunlardan ilk ikisi birkaç gün sürdü, sonuncusunun süresiyse bir gün bile değildi. 15-16
Devamını Oku