Category: Sendika.org

Hayır

Kendini bir ülkeden büyük gören kibirli ve düşman bir Bir’in tadacağı yenilginin, demoralizasyonun bir parçası olmak gerek. Sonuçta o Bir, ülkeyi arpalığa ve hapishaneye dönüştürme ukdesinden vazgeçmeyecek olsa da, bu tahayyüle, dikensiz gül bahçesi özlemine bu round’da da toplu, güçlü, diri bir cevap verebilmeliyiz

Fiilen anayasasız olarak yönetilen Türkiye, özellikle son 6 yıldır ciddi bir değişim-dönüşüm sürecinde. Denetimsiz, keyfî ve buyurgan mafyöz yönetim, bugün yine “millete gidiyor” ve ondan mevcut olağanüstü hâl rejiminin süreklileşmesinin, rejimin kendini Allah’lık bir anayasa konsantresiyle yasalaştırmasının tasdikini istiyor. Bu süreklileşmiş seçimler, Erdoğan için, tek adam yönetimine kutsî bir meşruiyet haresi yaratma ihtiyacından başka bir
Devamını Oku

İcazetli muhalefetin buruk finali

Solun gideceği yol ise burada yeni, daha önceden tecrübe edilmemiş bir yol değildir: Cüret, cesaret ve devrimcilik. Sol, daha önce nasıl kitleselleşebildiyse, nasıl etkin bir özne hâline gelebildiyse, bugün de aynı devrimci çıkışla değiştirici bir güç olabilir.

Türkiye, tarihinin en kritik kesitlerinden birinden nereye varacağı kestirilemeden, hızla ilerliyor. Bu yol, bu yolu açan iradeyi bir anda yerle bir de edebilir; uzun erimli bir “dikensiz gül bahçesi”ne de zemin hazırlayabilir. Şu an soluduğumuz atmosferin iktidarın arzu ettiği “dikensiz gül bahçesi” filminin bir fragmanı olduğu açıktır. Fakat film gösterime girebilecek mi, girecekse bunun “gişe”
Devamını Oku

İkrar ve inkar arasında: Soykırım neden “sıradan”dır?

Almanya Federal Meclisi’nden, Ermeni Soykırımı’nı tanıyan ve meselede Alman İmparatorluğu’nun dahlini de kabul eden tasarının geçmesiyle, Türkiye’nin sıradan milliyetçiliği yeniden kendini cerahat ve feveranla faş etme fırsatını buldu. Bu yazının konusu soykırımın yaşanıp yaşanmadığı değil. Zaten günümüzdeki durum, nasıl bir soykırımın yaşanmış olduğunun sağlamasıdır da. Biz bu yazıda Türk tipi milliyetçiliğin sıradanları ve mecburiyetleri üzerine
Devamını Oku

Sol ve Kürt hareketi

Kürt hareketinden soyutlanmaksa, belki Türkiye solunu kitlesel anlamda “güçlendirir”; fakat bu “güçlenme” içinde keskin bir gericileşmeyi de mutlaka taşıyacaktır. Mühim olan ilerleyerek, mevzi kazanarak güçlenme.

“Yerli, sömürgecinin kentine imrenme ve şehvetle bakar. Sahip olma düşleri, sahip olmanın tüm tarzlarını düşler: Sömürgecinin masasına oturmak, sömürgecinin yatağında yatmak (…). Sömürge insanı kıskançtır. Sömürgeci de bunu çok iyi bilir; kaçamak bakışları yakaladığında içinden acı acı ‘Yerimizi almak istiyorlar’ diye söylenir. Bu doğrudur, zira, en azından bir günlüğüne, kendini sömürgecinin yerine koymanın düşlerini kurmayan
Devamını Oku