Category: Sendika.org

İhtiyat kuvvet: provokasyon

Türkiye'nin, T.C.'nin bekâsını tek adamın bekâsıyla düğümleyen iktidarın bu propagandasının ne derece başarılı olduğunu 31 Mart gecesi göreceğiz. Zannımca bir ölçüde toparlanma sağlamıştır. Yine de krizin, AKP içi problemlerin, ufak bile olsa, hatta AKP'nin bazı iller özelinde ciddi mânâda moralini bozabilecek bir faturası olacaktır

  Türk siyasetinde epey vakittir kullanılan bir terim var: “Kontrollü gerginlik”. İfadenin yanlış olduğunu söyleyemeyiz. Doğrudur, Erdoğan/ AKP iktidarının kendini sürekli tekrar eden bir gerginlik siyaseti var. Ve yine bu gerginliğin ipleri tümüyle iktidarın elinde bulunmakta, dozaj iktidarca ayarlanmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki, gerginliği ihtiyaca göre yaratıp, onu kontrol eden iktidar, öte yandan Gezi’den beri bu
Devamını Oku

Gösterme çağı

Sosyal medyada da, dışarıda da bu hâl ve gidiş bir müdahale, bu ölü toprağı bir rüzgâr, nitelik yavanlaşması ve salgını nitel bir sıçrama bekliyor. Gösterme çağından, “gösteri çağı”na, yani sokağa, kendinden, kendine bakmaktan, kendini göstermekten halka, ülkeye bir dönüş, değiştirme iradesi gerekiyor.

  “Popülist” kadar olmasa da, “popüler” de genelde kulakta pek hoş tınlamayan bir tabirdir. Fakat basit bir biçimde ele aldığımızda popüler olmak tek başına yalın hâliyle menfi değildir. Aksine, bir kişinin ya da bir şeyin popüler, yani bilindik, tanınır, sevilir, desteklenir olması, esas olarak müspet, değilse de en azından nötrdür. “Pop”, “popüler” bir sıfat olarak
Devamını Oku

Kıvılcım

Bugün, 100’ün 99’una sahip olanlar, 1’i de istiyorlar. 1’i bile olmayanlara ise sadece iki yol kalıyor: Ya intihar, ya ihtilal…

  Sınıflı topluma geçildiğinden beri tarih ve bugün, her hücresi ve satırıyla sınıflar savaşından ibarettir. Bu savaş yükselir, yumuşar, yavaşlar…  Devrimci olan sınıf kaybeder, kazanır, yine kazanır, yine kaybeder. Günü kurtarır, zayıf düşer, esir alınır… Ama savaş daima sürer. Ta ki sınıfların ve sınırların kalkacağı, devlet hikâyesinin tarih akışındaki seyrinin son bulacağı o güne dek.
Devamını Oku

Sosyolojiyle savaş

Şimdilerde “solcular” arasında öyle bir ruh hâli türedi ki akıllara zarar. Memleketin herhangi bir yerinde halkın çay, şeker, tütün, işten çıkarma, HES, fabrika kapatma, çevre vesaireyle ilgili iyi kötü bir tepki geliştirdiği haberini alan “solcular” hemen klavyelere sarılıp başlıyorlar “oh olsun!”, “beter olun”, “geberin” tekerlemelerine. Ortada var olan bir isyana, memnuniyetsizliğe sırt çevirmeleri bir yana, bu kadar yavan bir genellemecilik ve indirgemecilik örneğine tarihte çok az rastlanmıştır. Tek veriyi sandıktan alıp, bulduğu veriyi genele yayan ve sonsuzluğa raptiyeyle iliştiren bir akıl tutulması

  Sovyetler Birliği çökerken Moskova sokaklarında Çar portreleriyle arz-ı endam edenler vardı. Aradan geçen 70 küsur yıla rağmen. Bugün de Türkiye’de “Ulu Hakan Abdülhamid Han” diyerek cezbeye gelenler var. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren geçen 90 küsur yıla rağmen. Yarın Türkiye’de bir devrim olduğunu varsayalım ve iktidara gelen devrimci hükümetin bütün temel konularda (iş, aş, eğitim, sağlık,
Devamını Oku