Category: Self-Servis Neşriyat

İstibdat ve istikbal

Karanlıktan bahsetmek karamsarlık anlamına gelmez.

  Karanlıktan bahsetmek karamsarlık anlamına gelmez. Türkiye’de karanlığın hâkimiyeti biteviye kesifleşirken, ondan beslenen ve onu besleyen cehalet, iktidarını her geçen gün bir adım ileriye taşıyarak, tekliğini tahkim ediyor. Fikir düşmanlığıyla birleşen rant müştereki, farklı düşünüp, başka yerde (temiz) durmak isteyene hiçbir minik alan bırakmamacasına saldırıyor. Burada parantez içine aldığımız “temiz”in altını çizmeliyiz. Rejim, kudretinin doruğunda
Devamını Oku

“Çocuklar Öldürülmesin” ve Başka Birkaç Şey

  Maraş katliamının vârisleri, 15 yaşında bir çocuğun öldürülmesine mi üzülmüşler? Hani şu, hamile kadının karnını deşip, bebeğini çıkaran vahşiler? Hani, öldürülen bir başka 15 yaşında çocuğa hâlâ ana bacı sövenler? Yo, onlar öldürülen çocuklara kimin öldürdüğüne bakmadan üzülmezler. Aslında onlar üzüldüklerini iddia ettikleri çocuklara da gerçekte üzülüyor değiller. O çocuklar, onlar için, öldürülmüş Kürt,
Devamını Oku

Beden: Muharebe Alanı *

Ölüm orucu/süresiz açlık grevi eylemlerini “doğru” bulmayanların direnişin ses getirmesiyle, direnişi eleştiren yazıları çoğaldı. Bu yazıların çoğunda da garip bir şekilde meseleye “felsefî” bakma ortaklığı var. Eylem güçlü, kafalar karışık, vicdanlar sallantıda olunca, pek bilinmeyen kavramlara atıflar, sanırım kendini “güçlü” hissetmenin bir vesilesi oluveriyor: “Ben biliyorum”. Üstelik dil de direnişçilere ve ilgili Hareket’e çemkirmeye doğru
Devamını Oku

“Gününü umuda ayarla”

Nuriye ve Semih... Binlerce insanın KHK'lar ile haksız, hukuksuz, zorbaca işinden edildiği, buna karşın pasifizmin ve yer yer “karnavalesk”, yer yer arabesk, sâkil bir “protestoculuk” hâlinin egemen olduğu bir iklimde birkaç devrimci memurla birlikte aylardır direniyorlar. Haftalardır da açlık grevindeler ve artık ne yazık ki kritik aşamaya gelmiş durumdalar.

    “İnsan gerçek dostlarını felaket anında tanır. Yenilgi yılları, iyi bir okuldur.” Lenin “Erdemin güneşi yirmi dört saat aydınlatır ada’mı, biz ada sakinleri bilmeyiz karanlığı” diyordu Mahir. Ve Türkiye’nin en suskun, sinmiş, yaprak kıpırdamayan zamanlarından olan şu kapkaranlık günlerimizde yine Mahir’in yoldaşları can havliyle güneşi tutuyorlar avuçlarında. KESK’i, DİSK’i sus pus, teslim bayrağını çekmiş
Devamını Oku