Category: Self-Servis Neşriyat

Notlar/ mülahaza

Birçoğumuzsa ne devrimcileşme cesareti, ataklığı gösterebildik; ne de devrimcileri izlemekten, dışımızda süren devrimcilikten heyecan duymaktan geri durabildik. Bu “bekleme” hâli pozitif mânâda bir “potansiyel”e işaret etse de, bunun hareketsizliği, paslanmayı hatta daha acısı yer yer çürümeyi getirdiği açık.

  Yakın hatırasında bir kendi gerçeğine yabancılaşma tarihi ile kanser edilmiş olan Türkiye halkının tarihi bir kriz tarihidir. Bu toplumsal/ tarihî gerçekliğe dayanıp, tebanın krizini ehlileştirip, yönetebilme, görünmezleştirme, onu sindirme, razı etme, kişinin, halkın kendini keşfedip haykırma, kendini “terörize” etme arayış ve çıkışlarını bastırma çabası olarak T. C. tarihi toplam bir kriz tarihidir. Devleti yıkma
Devamını Oku

Devrimciler sevimsiz midir?

Ama bu hakikat, bizim (devrimcileri sevenlerin), devrimcilere, devrimciliğe karşı örgütlenen galiz, histerik, aşağılayıcı sözlü saldırılara ses etmeyeceğimiz, bunları normal, hak edilmiş bulacağımız anlamını doğurmuyor.

  Kavgayı seçmiş devrimciler, önce 12 Mart’ı takiben, “iyi tahsil görmüş, iyi yürekli ama fazla heyecanlı ve zulmün gadrine uğramış masum çocuklar” diye bir acımayla birlikte tarif edildiler. Daha sert geçen ve sadece varlığı değil değerleri de tarumar eden 12 Eylül’den sonra ise bunun yerini “masum” olmayan, şiddete tapan, yaşamı sevmeyen, iyiye ve güzele düşman,
Devamını Oku

İmamoğlu’nun zaferi, AKP’nin hegemonya zafiyeti ve solun krizi

Başka bir söz söylenemeyecekse, başka bir hareket olmanın da anlamı yoktur.

  31 Mart seçimlerinin CHP’nin AKP’yi kılpayı geçtiği İstanbul ayağının keyfî/ “skandal” iptali sonrası, İmamoğlu’nun 23 Haziran’da yeniden tertip edilecek seçimi mağduriyet hissiyatının feveranı ve öfkenin sandıklarda patlaması marifetiyle çok daha rahat kazanacağı zaten öngörülüyordu. Muhalif kafalarda sadece iki problem mevcuttu: 1- Seçim tekrarını kabulün AKP despotizmini meşrulaştırma işlevi görmesi. 2- Sabıkalı AKP’nin ve/ya parti
Devamını Oku

31 Mart yerel seçimlerine giderken

  Muhalefetin büyük umut ve hayallerle girdiği 24 Haziran 2018 seçimleri, Cumhurbaşkanlığı seçimi ayağında ciddi bir hezimetle sonuçlanınca muhalefetin CHP tabanını da kapsayan hacimli bir bölümünde karamsar bir ruh hâliyle birlikte “boykotçuluk” eğilimi de hasıl olmuştu. Bahis konusu eğilimin güçlenerek ortaya çıkmasında, sadece Erdoğan’ın % 52 oyla işi ilk turda götürmesi değil, bundan daha çok,“halaskâr”
Devamını Oku