Category: Fraksiyon.org

Soldaki Yarılma Büyürken Bazı Notlar

Kıyametin koptuğu yer de işte buralarda başlıyor. Yani Demirtaş’a oy vermeyeceğini açıklayan sol örgütler mevzusuyla. Havada uçuşan “ulusalcı”, “Kürt düşmanı”, “Ekmeleddin’e oy verecekler!”, “bunlar solcu molcu değil!” lafları da bu kıyametin sur borusundan çıkıveren sesler gibi.

Geniş bir siyasal pozisyonun tanımı olarak “sol”, zaten hiçbir zaman gökkubbe altındaki tüm  meselelerde ortak kanaat, tercih ve tavırlara sahip olamaz. Belli başlı temel mevzular dışında bu ayrıksılık, sosyalist/Marksist sol için de geçerlidir. Hülasa, milliyetçiliğe/ırkçılığa karşı tutum, enternasyonalizm, anti-kapitalizm gibi temellerdeki yalpalamalar dışında kimse kimseyi “sen sol değilsin” ya da “bu tavır sol değildir” biçiminde
Devamını Oku

HDP Tartışmaları, Sol ve Üslup

Şunu görmeliyiz, seçimlerle kazanılacak belediye ya da sandalyeler de her zaman bir marjinal fayda eğrisini tetikler; yani her yeni dönemde kazanılan seçim başarısıyla başarının anlamı da biteviye yavanlaşır. Zira seçim, sandalye, belediye odaklı bakış, kazanımı da, aracı da, örgütü de sıradanlaştırıp, tek-hedeflileştirir.

Barış Yıldırım’ın 6 Şubat günüFraksiyon‘da yayımlanan “Sosyalistlerin HDP’de Ne İşi Var?” yazısı epey bir ses getirdi. Öyle ki, arada bir yıl sürmüş bir ayrılık olsa da, 2011′in son aylarından itibaren bu mecrada yazıyorum, fakat fikir imecemizde çıkan hiçbir yazının bu denli çok tartışıldığını, gündem olduğunu hatırlamıyorum.   Barış‘ın yazısına uygun gördüğü başlık kuşkusuz oldukça kışkırtıcıydı
Devamını Oku

Ali İsmail Korkmaz

Bu ülke artık doğudan batıya kocaman bir vicdan enkâzıdır. Bu vatan bizim için yerine koyacağımızla ancak alabileceğimiz buz gibi bir intikamın salt motivasyon görselidir.

“Vurmayın öldüm!”   19 Ocak.   Agos’un penceresinden Gülten Kaya konuşuyor.   Diyor; “Ali İsmail Korkmaz”.   Yanaklarımızdan süzüleni göstermemek için annem, babam, ben evin farklı odalarına dağılıyoruz.   Duyulsun;   Bu ülke artık doğudan batıya kocaman bir vicdan enkâzıdır. Bu vatan bizim için yerine koyacağımızla ancak alabileceğimiz buz gibi bir intikamın salt motivasyon görselidir.
Devamını Oku

Hamsi kavağa!/ Halk iktidara!

Dinle, biz bir dönemeçteyiz şimdi ve burası Sînâ. Firavun’u belli, Musa ile Kenan’ı ise dağa ve kalbe soran. Umutsuz söyleyişlerimizle daha kırışan tenimizdeyiz, demimizde. Deli gömleğine sarınmış vicdan muhasebesi bu koca ülke. Deli ilmeğiyle kendini boğmaya biradım daha; ekmek kavgası. “Deli”lerinden koşar adım kaçan bir fukaralığa amâdeyiz her zerremizde. Öfkemiz kaçak, sıfatımız hep gaddarına dostâne: Yoksul! Ama nefesine kuşanmalısın yeni ve umudu yok bir öç hikâyesini sen; peki nasıl? Ancak bir hatıra kurtarır kuşatılmışlığımızı, sadece, süren bir anımsayış. Ve bir şifre: Buğz ve mukavemet!  Ve ”herkes biliyor zarların hileli olduğunu”.  Omzuna alacağın yükten korkmakta haklısın. Yenilgiyi göreceksin, acıyan yerlerin çoğalacak, buna da alış. Adını çok az kişi anar olacak, belki bir tek annen, alış. Nasıl güldüğünü unutacak hepsi, hep ”sivri biri” olduğun kalacak akıllarda, hep ”zaten adam olmazdı” diyecekler, “başının dikine gitti”, “ömrünü yedi”, alış. Ah alış, ki bunlar iyi. Hain diyecekler, şaki diyecekler, vatansız, kansız, düşman diyecekler sana hatıranı hatırlatmak istediklerin. Adınının önüne arkasına bir ayıplamayı hak görecek onlar ama; “Mesela bir barikatta döğüşerek ölmek ayıp olur mu?” Sen, bir kodu taşıyıp, devredeceksin. Adın dahi anılmaz olacak, atılmış olacaksın belki bir kimsesizler mezarına, seni akraban, eşin, dostun bile bağrına basmayacak, boynu bükük gezecekler, belki semt değiştirecekler: “hep senin yüzünden”. Belki bir mezarın da olmayacak, kayba gömüleceksin, unutuluşa çürütüleceksin. Ne eski sevgilinin telefon rehberinde adın; ne de baş ucunda sol/sağ yumruğunu göğe ayaklandırmış bir iki yoldaşın olacak, sene-i devriyelerinde. Öbür dünyalığını yapmadığın için de sövecek sana çoğu üstelik. Fakat, “Nizarilerin muradı dünyada cennet!”  Buğz et kalbinden  iç geçirmeleri, depresyonu, itaati, tamahı. Buğz et ve bir mukavemeti örgütle. “Yalnızım. Bunu hep  söylüyorum.”… “Yalnızım. Bunu hep söylüyorum.”… Hep bunu söylüyoruz ağrıdaşım, ecelgörürüm, özlembirim yalnızız. Yalnızız ve hepsi işte bu kadar: “Hak bildiğin yola yalnız gideceksin” Yalnız üşüyeceksin amfilerde elinde plastik bardakta çayla, mütefekkir ve kalbinde bir bulantı. Yalnız yürüyeceksin elinde çifteliyle dağ başlarında özlemeli bir halüsinasyonla sen. Bazı şiirleri yalnız sen bir nefeste bileceksin, yalnız sen ”kolay gelsin” diyeceksin ”taş kıran işçilere” mesela. İş çıkışı, saat yedi-sekiz yolda sen; “zamanı değil mutluluğun, biliyorum” diyeceksin.
Devamını Oku