4+4+4 Nedir? Kim, Ne Dedi?

Solun eğitim konusundaki diğer önemli belirleyenleri ise, “eşit, parasız, bilimsel,anadilde eğitim” sloganında şiarlaşmış olan dört ana unsurdur. Ki bunlar da solu, politik Müslümanlar’dan ayıran kıdemli mefhumlar. Öyle ya, birçok sol grup, başörtüsü eylemlerinde Müslümanlarla omuz omuza yürüdü ama kaç tane Müslüman, eşit, parasız, anadilde eğitim denilen eylemlerde boy gösterdi ? Sâhî siz hiç -çatışmalı olmasına gerek yok- 6 Kasım’da İslâmcı örgüt gördünüz mü?

Bu yazımı, KESK’li emekçilere ithaf ediyorum …

“Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser.” Marx

Önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bilinirse yanlış da bilinir.Ama önce
yanlış bilinirse, doğruya ulaşılamaz.” Farabî

Eğer Cumhurbaşkanı olmasam, Eğitim Bakanlığı’nı almak isterdim.” Mustafa Kemal

30 Mart’da  yapılan oylamada, 4+4+4 diye formüle edilen yeni eğitim sistemi yasası 91 (88 CHP, 3 BDP) ret oyuna karşılık, AKP ve onu destekleyen MHP’nin 295 kabul oyuyla Meclis’ten geçti. Peki, bunca zamandır tartışılan, hatta meydanlarda kafa göz yardıran bu yeni eğitim sistemi neler getiriyor? 28 Şubat’ın getirisi olan 8 yıllık kesintisiz eğitimden ne farkı var, ne değişecek, ne değişmeyecek ? Peki hangi kesim, bu yeni sistemle ilgili ne düşünüp, ne söylüyor ?Bu yazı bunu tartışacak ve meseleye dâir kafa yoranların sözlerinin geniş bir yelpazeden dökümünü yapacak.

Eğitim Meselesi

İletişim araçları ve zor güçleriyle birlikte sistemin en önemli üç enstrümanından biri olan eğitim sisteminin, insanların egemen ideolojiye göre fikren ve ruhen bükülebilmesi için bir mengene olarak kullanıldığı bir komünistin aklından zinhar çıkmaması gereken ilk noktadır. Bu yüzden sol, AKP’nin getirdiği bu yeni eğitim sistemine karşı çıkarken, onu klâsik bir laisist tepkiyle ve İslamofobik ezberle değil, temelden bir kritikle yapmalıdır, bu temel de paragrafın başında belirttiğimiz husustur. Yani bizim, eğitim politikalarına karşı bir reaksiyon geliştirirken, düzenin biçtiği ya da denediği bir alternatifin savunusunu değil, tamamen düzenin önerdiklerine zıt olan, kökten ve her yönden özgür bir eğitim sisteminin teorisyenliğini ve eylemciliğini yapmamız gerekir. Aksi takdirde ortaklaştıklarımız, enternasyonal örnekler değil, nasyonal CHP olacaktır.

Eğitimde kökten ve her yönden özgürlük denirken, kast edilen nedir peki? Burada, yani eğitim özgürlüğü meselesinde birincil özgürlük alanı, talep eden ve ihtiyaç duyan her aileye, “evde eğitim” özgürlüğünün tanınmasıdır zannımca. İnsanları, çocuklarını okula göndermeye mecbur bırakmak demek, o çocuğun zihnine resmî  ideolojinin her zerresinin hoyratça döve döve enjekte edilmeye çalışılacağının ilânı anlamına gelir.“Türküm, doğruyum,çalışkanım!” demeyene ekmek olmayan bu düzenin eğitiminin ne şekle sokulup, sokulmayacağı bizi pek fazla ilgilendirmez. Elbette sistemde var olan veya kazanılmış kimi olumlu yönlerin gaspına karşı mücadele verilmelidir ancak bu solun temeldeki ve ana mücadele çizgisindeki ilgi odağı olamaz. Böyle olması hâlinde, sol kendi adına pek bir şey kazanamayacak, yalnızca kendini “sol” olarak sunan Kemalist elitin değirmenine su taşımış olacaktır. Kezâ, hiç kimse aslı varken, taklidine teveccüh etmez. Özetle, Türkiye solu pek beceremediği yönde, alternatif sunup, alternatif olma yörüngesinde hareket etmeli.

İnsanların çocuklarına dinî eğitim vermek isteyip, istememsi nazar-ı dikkatimizi cezbeden bir mesele olmamalı, bu perspektiften bakıldığında okullara seçmeli olarak haftada dört saat Kur’ân ve siyer dersinin konulacak olması beni zerrece rahatsız ya da enterese etmiyor. Burada mühim nokta, AKP’nin giderek şiddetlenen ceberrutluk eğilimlerinden kaynaklı şüphelerimiz doğrultusunda, bu dinî eğitime de facto resmiyet katma çabası ihtimali. Mevzunun bu tarafında, devrimci muhalefet tâkipçi, uyanık ve reaksiyoner olmalı. Bizim hassasiyetimiz Müslüman ailelerin dinî eğitim konusunda duydukları ihtiyaçlara karşı değil, tersine bununla birlikte Alevî, Şiî, Hıristiyan, Musevî, Bahaî, Yezidî gibi azınlık dinî inançlarından olan çocukların da Müslümanlara tanınan/tanınacak/tanınması gereken haklara sâhip olmaları gerekliliği cephesinde durmalı. Bu duruş, solu, hem, “sadece kendine Müslüman” politik Müslümanlar’dan; hem de “Şark belâ, Garp âlâ”cı Kemalistler’den ayrıştıracak turnusol kâğıdı işlevi görecektir.

Solun eğitim konusundaki diğer önemli belirleyenleri ise, “eşit, parasız, bilimsel,anadilde eğitim” sloganında şiarlaşmış olan dört ana unsurdur. Ki bunlar da solu, politik Müslümanlar’dan ayıran kıdemli mefhumlar. Öyle ya, birçok sol grup, başörtüsü eylemlerinde Müslümanlarla omuz omuza yürüdü ama kaç tane Müslüman, eşit, parasız, anadilde eğitim denilen eylemlerde boy gösterdi ? Sâhî siz hiç -çatışmalı olmasına gerek yok- 6 Kasım’da İslâmcı örgüt gördünüz mü?

4+4+4′te Ne Var?

Yeni eğitim sistemine göre, sondan bir önceki sistemde olduğu gibi ilkokul ve orta okullar ayrı olacak, yani ilkokullar geri geliyor. Fakat yine de, duruma göre belli yerlerde ilkokul, ortaokulla ya da ilköğretim okulları liselerle birleştirilebilecek. Gündemi en fazla meşgul eden meseleyse İmam Hatip meselesi oldu, evet, İmam Hatipler artık tekrar orta okul seviyesinde olabilecek. İlkokuldan sonra, öğrencilere meslekî yönlendirme başlayacak, ki bu da sistemin insanları kendi ihtiyaçlarına göre evrilteceği ve tamamen ekonomik hayata göre programlayacağı, çocuklara çocuk olduklarının unutturacağı bir sistemin kapıda olduğunu gösteriyor.

Yeni sistemde öğrenciler, orta okul itibariyle meslekî yönlendirmeye şu şekilde muhatap olacaklar; çocuklar, “yetenek,gelişim ve tercihlerine” göre (!) (on bir, on iki yaşında çocuktan bahsediyoruz) seçmeli dersler alacaklar, böylece liselerdeki meslekî eğitime yönlendirilecekler.Yazının bu noktasında küçük kardeşlerime şu şarkıyı armağan ediyorum;

4+4+4′te üniversiteye giriş meselesindeyse orta öğretim puanı büyük önem kazanıyor. Orta öğretimde en azı 250, en yükseği 500 olan başarı puanları söz konusu olacak.Alınan puanın üniversiteye girişteki etkisiyse, okunan bölüme bakılmaksızın % 12 olacak.

Üniversiteye girişlerde ÖSYM’nin düzenlediği sınavlar devam edecek.

Kim, Ne Dedi?

-Vekillere hitaben-

“Zorlu bir maraton oldu ama değdi. Milletimizin beklediği ve istediği bir düzenlemeydi. Devlet ve milletin barışmasına yönelik bir düzenleme … 28 Şubat’ın son izini tozlu raflara kaldırdınız”  R. Tayyip Erdoğan

“Şimdi 4 +4+ 4 ucubesini getirdiler. Birinci 4′ten sonra 9 yaşındaki çocuğa diyoruz ki, ‘mesleğini seç’, 9 yaşındaki çocuk nasıl mesleğini seçecek? Liseyi bitirenler bile ne meslek seçeceğini büyüklerine sorar. Nerede rastlanır bu anlayışa? 5 yaşındaki çocuk ilköğretime başlayacak. Annelere soruyorum, 5 yaşındaki çocuk nasıl ilköğretime başlayacak? Okul öncesi eğitime başlayabilir, ama ilköğretime nasıl başlar? 4+ 4+ 4′ü getirdiler, toplum tartıştı mı? Bir pedagoji uzmanına, üniversitelere, öğretmenlere, annelere soruldu mu? ‘Biz yaparız olur’ dediler. Recep Tayyip Erdoğan , yarın ameliyathaneye girip, ‘durun ameliyatı ben yapacağım’ derse şaşırmayın. Tabii, o kişi ameliyat masasında kalır. ‘Ben her şeyi bilirim’ diyen cahil insandır. Bilen insan, konunun uzmanına danışan insandır. İlkokulu bitiren herkes milletvekili olabilir, ama doktor, mimar, mühendis olamaz. Onun için 4 4 4 Türkiye’yi ileriye değil, geriye götüren bir projedir.” Kemal Kılıçdaroğlu

“TBMM Genel Kurulu’nda ‘İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ teklifi görüşülerek kabul edilmiştir. Böylelikle milli eğitim sistemi kamuoyunda bilindiği ismiyle “4+4+4″ şeklinde yasalaşmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi söz konusu teklifin gündeme gelmesinden itibaren ilkeli, tavizsiz ve donanımlı itirazlarını yapmış; AKP’nin uzlaşmadan kaçan, diyalogu dışlayan, sinsi niyetlerini meşrulaştıran ve dayatmacı anlayışına esastan ve usulden karşı çıkmıştır. Eleştirilerini sıralamış ve kanun teklifinin muhteviyatındaki mahsurları yeri ve zamanı geldiğinde tüm açıklığıyla muhataplarına bildirmiştir. Ayrıca milletimizin milli ve manevi hasletlerinin muhafaza edilmesi ve bu alandaki AKP istismarının önüne geçilmesi amacıyla, partimiz elinden gelen çabayı göstermiş ve şahsiyetli bir siyasi tutum izlemiştir”deye konuştu… Bu kapsamda ortaokul ve liselerde “Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin hayatının” isteğe bağlı ders olarak okutulması ve imam hatip liselerinin orta kısmının tekrardan açılması Milliyetçi Hareket Partisibin samimi gayret ve destekleriyle hayat bulmuştur. Elbette temel eğitim içinde, isteyen ve dileyen herkesin dininin ve inançlarının gereğini tam ve eksiksiz öğrenmesi ve bu konudaki taleplerinin karşılanması her şeyden önce devletin zorunlu görevi olarak değerlendirilmelidir. Konuyla ilgili AKP’nin baştan soğuk ve mesafeli tavrı, partimizin kararlı tutumuyla aşılmış ve iktidar partisi de kendi önergesini vererek önemli bir eşik bu şekilde aşılmıştır. Eğitim sistemiyle ilgili yeni düzenlemenin en olumlu ve hayırlı yönü ise şüphesiz bu husus olmuştur. Bu konuda emeği ve katkısı geçen her milletvekiline ve siyasi partiye içtenlikle teşekkür ediyor, yeni uygulamanın aziz milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” Devlet Bahçeli

“Öğretmen, derslik açığı, gerici, ırkçı içerikli müfredatın yanı sıra bütçeden eğitime ayrılan kaynağın her geçen gün azaltıldığı mevcut eğitim sisteminin hangi sorununu çözdünüz? Tüm bunlara rağmen ilköğretimi bile paralı hale getiren,  gerici, ırkçı müfredat içeriğini daha da dinselleştiren, çocuk gelinlerin sayısının artmasının önünü açan, çocuk işçiliğini yaygınlaştırarak sömürüyü artıran yasa teklifinize sessiz mi kalsaydık?” KESK

“İktidar olmanın zafer sarhoşluğuyla hak, hukuk, adalet tanımayan, baskı ve şiddet kullanmakta dur durak bilmeyen AKP’nin ülkemizi sokmak istediği karanlığa dur diyecek demokrasi güçlerinin, KESK’in Ankara eyleminde gösterdiği dayanışmayı büyütmekten başka bir seçeneği yoktur.Toplumsal sorumluluğunun bilincinde olan DİSK, bedeli ne olursa olsun, her koşulda demokratik, sosyal ve bağımsız bir Türkiye için mücadelesini sürdürecektir” DİSK

“CHP’nin 4+4+4 eğitim sistemi ile ilgili ‘kız çocuklarını eve kapatacaklar’sözünün kara propaganda ürünüdür … CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter’in İstanbul Üniversitesi’nde kurduğu ikna odalarında genç kızlara yaptığı mankurtlaşmayı unutmadık… Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran ve 4+4+4 sistemini destekliyoruz. Sistemin 28 Şubat’ın rövanşı alınıyor gibi gösterilmesine de karşıyız. 28 Şubat’ın rövanşı değil, 15 yıl önce soğuk bir kış günü çocukların eğitim hakları gasp edildi. İnsanların çocuklarına dini eğitim aldırması bazılarını niçin rahatsız ediyor anlamış değilim.”    BBP Manavgat ilçe başkanı Ali İhsan Kılınç

“‘Kur’an-ı Kerim mutlaka ders olarak okutulmalı’ dedik, şükür oldu. Ama eksiklik var. Eksiklik Kur’an-ı Kerim 1. sınıftan itibaren isteyenlere öğretilmeliydi. Yeni düzenlemede bu orta 1. sınıfta başlayacak. Ayrıca ikinci 4 yıllık orta kısmını bir otoban gibi 3 şeride ayrılması gerektiğini düşünüyoruz. Birinci şerit klasik, ikinci şerit meslek okulları üçüncü şerit ise Kur’an kursları olsun. Bu kurslarda isteyen ailelerin çocuklarına hafız olarak yetişme imkânı verilsin. Ve ayrıca bu üç şeritte geçişler sağlansın.”   Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak

“Şimdi 4+4+4′ü konuşmak yerine hedefimiz “bu 1.67′yi nasıl okula çekeriz’ olmalıdır. Lisede okuma oranı 8 yıllık kesintisiz temel eğitimden önce yüzde 33 iken bu düzenlemeden sonra yüzde 69′a yükselmiştir. Kızlardaki okuma oranı artışı erkeklerden fazla. Bilinçli kızlar, sorgulayan kızlar, yarının anaları olan kızlarımız eğer toplumda egemen olmaya başlarlarsa geri kalmışlık bizim için artık mazide kalır. Eğitimin en önemli özelliği budur”   DSP Genel Başkanı Masum Türker

“Kimse eğitim sisteminin içeriğine dair bugüne kadar bir tek kelam etmedi, ne iktidar ne muhalefet. Yani bu müfredatın paçozluğu, bu müfredatın… Bu müfredattaki ayrımcılık… Şimdi, neoliberal sistemde bu tekeller, tröstler, konsorsiyumlar ARGE harcamalarını yüzde 80 oranında azalttılar. Bunun yükünü üniversitelere ihale ettiler. “Artık bize şu iş gücü lazım.” diyorlar. Bunu da Rahmi Koç dile getirdi, dedi ki: “Bu kadar üniversiteye gerek yok, bize meslek liseleri, ara elemanlar lazım.” dedi. Siz de bunda bir keramet var zannediyorsunuz. İmam-hatip değil, sizi temin ederim yani bu konuda hiçbir suizanda bulunmayın çünkü bu mesele de tamamen neoliberal sisteme ucuz ve nitelikli iş gücü yetiştirme projesidir. Bunu söylemezseniz Komisyonda bizim sizin yanınızda ne işimiz var? Çünkü ikiniz de halkın menfaatine olan noktadan çok uzak bir yerde duruyorsunuz.” Sırrı Süreyya Önder

“4+4+4 sistemi konuşulmaya başlandığı zaman lehte ve aleyhte bir çok yorumlar yapıldı. Tasarı öyle bir getirildi ki bizler gerçekten çok umutlandık. Dedik ki, işte Akp nihayet güzel bir iş yapacak. Çocuklarımızı 4. Sınıftan sonra açıköğretime geçirerek hem dini eğitimini vereceğiz, hem de okullardaki şiddet ve ahlaksızlıktan koruyacağız. Cemaat olarak en büyük arzumuzdur bu aslında… Ve Allah aşkına soruyoruz; 8 yıl boyunca okuyan öğrenci ne alıyor bu okuldan! Ne besmele var, ne hamdele var kitaplarda. Öğretmen desen kulağında küpe, saçında jöle. Çocuğun kendisine örnek karakter seçeceği bir dönemde muhatap olduğu kişiler gelip beyin yıkıyor. Hatta öyle haberler duyuyoruz ki, partizanlık yapanlar, İslam’dan başka dinleri övenler, çocuklara (erkek kadın ilişkisini anlatarak) öpüşme, sevişme muhabbeti yapanlar bile var…Ertesi günü bir de baktık ki, tasarı değişmiş.8+4 olmuş… Ama bir gariplik var. Haberler kademeli kademeli geliyor. Daha sonra öğrendik ki, başına da +1 eklenmiş. Yani çocuklarımız okul öncesi eğitime de zorlanacak.Sen misin çocuğunun maneviyatını düşünen… Sana çocuğunun ahiretini düşünme hakkı bile vermiyorlar. Zorla elinden alacaklar, vermesen kapına polis dayayacaklar, ceza kesecekler.Alevilere, Ermenilere, Apo’ya bile elçi gönderip hoşgörü ile yaklaşanlar bizim hassasiyetlerimizi görmezlikten geliyorlar. Yazıklar olsun diyoruz…”  İsmailağa Cemaati –http://www.ismailaga.info/yazi/tag/444-nedir/

“Zorunlu fakat kesintili olması öngörülen 13 yıllık eğitimin1+4+4+4 şeklinde tanzim edilmesi yönünde kanaatler belirtildi. Kesintisiz 8 yıllık eğitim konusunun 28 Şubat darbe döneminin bir dayatması olduğu vurgulandı. Hassaten zorunlu eğitime değil kesintisiz olmasına yönelik itirazlar yükseltildi. Şura, sendikalar veya uzmanlar-akademisyenler arası rekabetin doğal olarak siyasi kimliklerin pedagojik formasyona yaklaşımda da belirleyici olduğunu teyid etti. Eğitim şart, eğitimsiz olmaz, eğitim standartları yükseltilsin vs. gibi klişe söylemlerle anlaşılan şey eğitime ayrılan ödenekten başlayıp sınıf ve okulların teknik donanımına, öğrencilerin sınıf geçme standartlarından öğretmenlerin alacağı ek ders ücretlerine kadar bir dizi konuya odaklanıyor. Odak kayması olarak niteleyebileceğimiz bu durum eğitimin öznesi olan çocuklara nasıl bakıldığının da bir resmidir. Çocukların kişiliği ve geleceği üzerinde ipotek koyarcasına çizilen bu strateji ile yabancılaşma kaçınılmazdır. Bugün cevabı aranması gereken soru eğitimin kaç yıl ve hangi teknik araçlar eliyle sürdürüleceği olmamalıdır. Neden eğitim zorunlu ve neden bütün bir toplum tek tipleştirici bir cendereye mahkûm ediliyor? Şöyle bir soru teknik arayışlardan daha mı önemsizdir: İnsan iradesini ve inancını devletin resmi görüşü doğrultusunda zorunlu eğitin sürecine mahkûm edilmesi zulüm değil midir?Okullara ve sınıflara verilen tek tip dizaynlar kadar öğretmen ve öğrencilere biçilen tek tip misyonların da ortaya çıkardığı acı sonuçlarıyla beraber kritik edilmesi gerekiyor. Her sabah okunan andlarla start verilen eğitimin boğucu atmosferi bütün normal insanları bir zaman sonra gerçeklik algısının dışına itecek resimler, yazılar, büstler ve özel köşelerle kuşatıyor. Özellikle Türkçe, edebiyat, tarih, coğrafya gibi derslerde kendini daha yoğun bir biçimde hissettiren bu kısırlaştırılmış müfredatla öğrencinin zihinsel ve psikolojik olarak iradesi felç ediliyor. Çünkü Milli Eğitim Temel Kanunu ile belirlenen müfredatta doğru düşünme ve cesaretle sorgulama hedeflenmiyor. Ulusal kimliği ve duyguları pekiştirecek, statükonun devamından başkaca hiç bir alternatife yönelmeyecek bireylerin yetiştirilmesi esas kabul ediliyor” Kenan Alpay/ Yeni Akit/ 07.11.2010

“AKP’nin 2023 hedefini bu anlayış üzerinden değerlendirmek yanıltıcı olmayacak diye düşünüyoruz.”  denilen açıklamada, şunlar ifade edildi: “ABD yetkililerinin Türkiye’yi ağızlarına aldıklarında zaman zaman Türk İslam Cumhuriyeti ifadesini kullanmaları yabana atılmamalıdır.4+4+4 şeklinde düzenlenmek istenen eğitimin, bugün ve yarınımızın toplumsal yaşamında ne tür tahribatlar açacağı eğitim işkolunda örgütlü sendikalar tarafından örnekleriyle açıklanıyor. AKP tarafından dayatılan milli eğitimdeki değişikliklerle; Çocuk gelinlerin ve çocuk işçiliğinin yaygınlaşması, eğitimin tüm okullarda paralı hale getirilmesi yani paran kadar eğitim anlayışının yaygın kılınması, ikinci dört yıldan sonra mesleğe yöneltme gariban halk çocuklarına üniversite kapılarının kapatılması demektir. Seçmeli ders uygulamasıyla tüm okulların ikinci kademelerinin İmam Hatip Okullarına dönüştürülmesi anlamlarını içeriyor. Sayın Başbakan son konuşmasında eğitimdeki değişiklik ideolojik değil pedagojiktir diyor. Eğitimde yapılmak istenen değişiklik toplumun hangi kesimleriyle, yani hangi eğitim sendikaları, üniversite ve eğitim biliminin uzmanları ile tartışılmıştır. Yapmak istedikleri değişikliği Millet Meclisinde bile tartıştırmıyorlar. Bu nasıl pedagoji anlayışı.Yoksa başta Sayın Başbakan olmak üzere AKP milletvekillerinin hepsi pedagog mu?” ÖDP Keşan İlçe Yönetim Kurulu

“Bu düzenleme ile bir taraftan sanayi ve sermayenin ihtiyaçlarına uygun donanımda gençlik yetiştirilmesi amaçlanırken, diğer taraftan eğitim hizmetlerinin tümden özelleştirilmesi ve paralı hale getirilmesi amaçlanıyor. Dindarından laik kesimlere kadar, emekçi yoksul halk çocuklarının tümünün geleceği sanayi ve sermayeye kurban edilirken yine tartışmalarda din istismarı kullanılmaktadır. Elbette aynı zamanda,  din ağırlıklı bir eğitim de niyetlerinde vardır ve sermayenin ihtiyaçlarına karşı gelmeden, boyun eğen, sorgulamayan, kabul eden ve şükreden bir nesil amaçlanmaktadır. Kısaca, çocuklarımız üzerinden tehlikeli oyunlar tezgahlanıyor. 28 Şubat darbesi bahanesi üzerinden, asıl olarak , AKP  Meclis çoğunluğunca darbe yapılıyor. İşçi ve emekçiler, AKP  ve tarikatlara kul, sermayeye köle yapılmak isteniyor.Mevcut eğitim sisteminin sorunları da büyük ve mutlaka temelden değişiklikler gerekiyor. AKP’nin yapmak istediği ise mevcut sorunları gidermek bir yana; eğitimdeki sorunları daha da artırarak kaos ve kargaşaya yol açacaktır. İktidar ve bu düzenlemeden çıkarı olanlar dışındaki herkes bu politikadan rahatsızdır ve tepkisini göstermektedir.  “ EMEP

“Eğitimin bilimsellikten koparılması, laikliğin fiilen geçersizleşmesi ve örgün eğitimin bütünüyle sermayenin ucuz işgücü ihtiyacına göre düzenlenmesi anlamına gelen bu yasa ile II. Cumhuriyet, dindar, kindar ve hakkını aramayı bilmeyen bir nesil yetiştirme hedefinde önemli bir yol almış olacaktır. Bu hedefin gerçekleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye Komünist Partisi ve üyeleri, bu yasaya ve yasayı düzenleyen gerici, tüccar anlayışa karşı mücadeleye devam edeceğini, Eğitim-Sen tarafından karar altına alınan ve 28-29 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek grevi desteklediğini basına ve kamuoyuna duyurmaktadır.” TKP

Not:   Halk Cephesi, ESP, Partizan, DHF gibi yapıların fikirlerine de yer verecektim ama internetten yazı ya da açıklamalarına erişemedim. Gerekli dergiler de ne yazık ki elimde yok.

HaberFabrikasi.Org – 31.03.2012 / Fâtih