16 Nisan 2017

Bu şekilde “kıl payı” sonuçlanan bir anayasa referandumunun hakikatte bir kazananı yoktur. “Peki kaybeden kim?" diye sorulacak olursa, o şimdilik herkestir. Nihayetinde kimin kazanıp, kimin kaybettiğiyse ancak gelecekte belli olacak.

 

İlginç” bir referandumu geride bıraktık. Neredeyse her şeyin “hayır”cılar lehine gittiği bir seçimde sandıktan az bir oy farkıyla “evet” çıktı ya da çıkarıldı. Bu şekilde “kıl payı” sonuçlanan bir anayasa referandumunun hakikatte bir kazananı yoktur. “Peki kaybeden kim?” diye sorulacak olursa, o şimdilik herkestir. Nihayetinde kimin kazanıp, kimin kaybettiğiyse ancak gelecekte belli olacak.

Son dönemde her seçim için aynı şeyi söylemek âdet hâline gelse de, bu referandum gerçekten Türkiye tarihinin en önemli seçimiydi. İleride bir gün bu referandum başka bir değişiklik/ geriye dönüşle “yok hükmünde” hâline gelebilecek olsa bile bu böyle.

Zira, Türkiye’nin fiilî rejim değişikliği resmen onaylanmış oldu. Yani artık biz başka bir ülkede yaşıyoruz.

Referandumda hile yapılabileceği herkesin aklının bir ucunda elbette salınıp duruyordu, eskiden beri her seçimde de olur zaten. Şahit olduğum ilk seçimlerden beri bu böyledir. Çocuktum, Kasımpaşa’da ya da Hasköy’de çöpte gördükleri HADEP oylarını anlatmıştı mesela arkadaşlar.

Fakat bu kadar aleni bir usulsüzlük inanılmaz. Oylar sayılırken kurallların resmen değiştirilmiş olması açık ve göstere göstere bir skandaldır.

İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” denir ya hani, “hayır”, yetmemiş Ankara’da da birinci olmuş, büyük şehirlerin çoğunda ipi göğüslemiş, fakat ışık hızıyla sayılan oylarla “evet” önde bitirmiş… Böyle bir şey ise bir referandumda ilk kez gerçekleşiyor…

Sonuçlara şöyle bir bakacak olursak;

AKP, “ham oyu” sayılan 7 Haziran’daki oranlara düşmemeyi başarmış. Fakat 1 Kasım’da aldığı oyun üzerine, Kürt illeri ve klasik aşırı sağcı (ve Erzurum dışında) küçük bazı iller dışında aslında “anlamlı” oranda da bir şey koyamamış. Hatta kısmî, küçük gerilemeler de var. “Evet” oyları AKP’nin 1 Kasım’da aldığı oydan 2 milyon daha fazla. Yani OHAL koşullarında gerçekleştirilen bu kadar adaletsiz bir seçim yarışına ve bunca baskıya, oyuna, hileye, hakarete, terörize etmeye, üstüne “MHP desteği”ne karşın, AKP’nin 1 Kasım’ın üzerine koyabildiği oy bu.

Hem MHP’den vesaire “evet”e çok düşük sayıda bir oy gitmiş; hem de küçük bir oran da olsa bir bölük AKP’li “evet” dememiş. Bu Erdoğan ve AKP için çok ciddi bir kayıp olsa da, yine de % 51 evet çıkmış.

Tabiî bu sonuçlar aynı zamanda, Davutoğlu ve Gül’ün AKP tabanına -en azından şimdilik- hiçbir etkide bulunamadıklarının göstergesi olarak da değerlendirilmelidir.

Referanduma katılım oranıysa beklenenin ya da “hayır” bloku tarafından arzu edilenin (% 90 +) altındaysa da, 1 Kasım seçimleriyle aynı: % 85. Klasik boykotçuların bile sabahtan elini yüzünü yıkayıp, kahvaltısını bile yapmadan sandığa koştuğu bir seçimde, oy vermeyen seçmen sayısı 8 milyonun üzerinde.

Bu kesimden “hayır” için bir “hesap” sormanın da bir anlamı yok, zira bu ülkede -genelde- seçimlere katılım zaten çok yüksek. Neticeyi sandığa gitmeyenlerin “belirlediği” bir iki seçim, referandum gerçekten olmuştur ama bu onlardanmış gibi durmuyor.

Keyfî ya da adlî sebeplerle sandığa gitmeyenlerin oranı, politik sebeplerle gitmeyenlerden çok çok daha fazladır. Yani buradan ne bir “hesap”; ne de bir “umut” çıkar.

 

Nereden nereye?

 

 

AA-YSK ortak komplosuna elbette itiraz edilecek ama sonucun düzen içi yollar ve “yatıştırıcı” ellerle değişme ihtimali elbette pek yok. Zira devlet onların devleti ve yasal seçim itirazları bir parti devletine yapılacak.

Devlette hâl-i hazırda zaten bir kriz yaşanmaktaydı. % 51’lik sonuç da, eğer doğruysa bile düzenin bu meşruiyet/ yönetememe krizini daha da derinleştirmiştir. Fakat soldaki “biz kazandık” vesaire söylemleri de son derece abartılıdır. Bunu söyleyenler ya hayal görüyorlar ya da umut satıyorlar.

Gerçek “evet” oyu -atıyorum- % 48-49 olsa bile, bu oy beş benzemezin oluşturduğu geniş bir blok karşısında tek bir adamın almayı başardığı oydur. Bir kere bu kesinlikle göz önünde tutulmalı. Yani böyle bir anayasaya bile, üstelik bu kaba, aşağılayıcı ve sâkil propagandaya rağmen “evet” diyebilmiş artık “iflah” olmazmış gibi duran “‘koyun’ dediler koyduk”çu bir % 50 bir tarafta dururken; öteki % 50’de de herhangi bir ideolojik, perspektif birliğinin zerresi yok. Hatta bu % 50’nin ezici çoğunluğunun sosyalistlerle herhangi bir ilişkisinin olmadığı ve dahası bu insanların ciddi bir bölümünün sola düşman olduğu da açık.

Hâl böyleyken, bu referandumun sonucundan çıkarılacak en önemli sonuç, sadece, devletin “terörist” gözüyle baktığı insanların oranının su yüzüne çıkması olur: “% 49”. Yani ülkenin yarısı “terörist”miş… Amma da çok ha “Reis”?

Bu sonuçlar, daha önce de söylediğimiz gibi Türkiye’deki siyaseti baştan sona, AKP’sinden, devrimci hareketine etkileyecek. Her siyasî odak belli sarsılma ve değişimleri tecrübe edecek. AKP-Erdoğan’da krizi, sadece seçime bulaşan şaibenin muhalefette yarattığı infial değil, 1 Kasım’ın üstüne pek bir şey koyamamak, büyük şehirleri, kimi kaleleri ve bazı seçmenleri kaybetmek tetikleyecek. Kelleler istenecek, alınan kellelerden belki yeni bir takım odaklar çıkacak.

CHP’de Kılıçdaroğlu’nun koltuğu sallanacak, belki de Atatürk’ün koltuğunda oturan lider, epeydir hazırda bekleyen adaylardan biri tarafından düşürülecek. Bahçeli zaten kendini kantara vurdu ve sıkletinin hemen hemen “hiç” çektiğini gördü. Bu, en büyük buhranı paketleyip MHP’nin kapısına koyan bir seçim oldu. Fakat bu MHP’de iktidarın devralınmasına mı; yoksa yeni bir parti eliyle MHP’nin “sıfırlanmasına” mı yol açar bilemeyiz.

Kürdistan’da “hayır”ın önde bitirmesi sebebiyle en rahat parti HDP olarak gözükse de, AKP (evet) oylarının bu illerde gözle görülür -ve HDP’nin elinde olan bazı ilçelerde dramatik- bir biçimde yükselmesi Kürt hareketinde elbette rahatsızlıklara sebep olacaktır. Burada şiddetli baskı ve sindirme operasyonları, AKP’ye olan kısmî yönelimin -korku, dehşet- sebebi olarak okunabileceği gibi, bu gerçekler çok çok daha yüksek “hayır” oylarının da gerekçesi – “intikam” – olabilirdi.

Yani klasik tabirle Kürt hareketine “küsmüş” ya da sırt çevirmiş bir kitlenin gerçekten de var olduğu ifade edilebilir.

Ancak, bunu söylerken kimi yerlerde Kürt seçmene zorla kullandırılan “evet” oylarını da unutmamak gerekir elbette.

Bu referandum, halkın önemli bir bölümünün sandıktan ümidini tamamen kesmesini sağladı. İktidarı sarsacak, muhalefeti umutlandıracak bir rüzgâr çıkmadığı sürece de bu müthiş moral bozukluğunun toparlanması zor. Bu, kitlelerde bir tür nihilizme de, yıkıcı bir reflekse de dönüşebilir. Yani muktedir, hemen hemen dikensiz bir gül bahçesiyle de, kapılarını zorlayacak Gezi gibi ya da Gezi’den büyük bir isyanla da karşılaşabilir.

Türkiye’de her şeyin değişeceği bu yol ayrımında, sola da umudu ortaya çıkarmak, diri tutmak ve yönetmek gibi çok çok zor ve solun şu anki hâliyle kaldıramayacağı görevler düşecektir.

Yazıyı bitirirken aşağıya, düz istatistiğin çoğu kez yanıltıcı olabileceğini de hesaba katarak; fakat mutlaka bir fikir vereceğini de düşünerek AKP’nin 7 Haziran ve 1 Kasım 2015’te aldığı oylarla, 16 Nisan’da “evet”in aldığı oyların 81 il bazında bir dökümünü koyuyorum.

 

İsmail Güney Yılmaz

 

Tablo: İllere göre AKP’nin 7 Haziran ve 1 Kasım’da aldığı oylar ve 16 Nisan referandumunda “evet” oyları

 

İl 7 Haziran

(katılım: % 83,9)

1 Kasım

(katılım: % 85,2)

16 Nisan

(katılım: % 85)

Adana % 30,88 % 37,3 % 41,8
Adıyaman % 58 % 69,1 % 69,8
Afyon % 52,3 % 63,2 % 64,5
Ağrı % 16,6 % 27,7 % 43
Aksaray % 58,3 % 71,2 % 75,5
Amasya % 45,8 % 51,7 % 56,2
Ankara % 41,4 % 49,1 % 48,8
Antalya % 35,2 % 41,7 % 40,9
Ardahan % 26,7 % 36,7 % 44,3
Artvin % 39 % 45,5 % 46,9
Aydın % 29,7 % 34,4 % 35,7
Balıkesir % 39,1 % 45,8 % 45,5
Bartın % 41,6 % 53,4 % 56
Batman % 18,8 % 29,1 % 36,4
Bayburt % 60 % 72,9 % 81,6
Bilecik % 37,5 % 46,6 % 48,8
Bingöl % 46,9 % 64,5 % 72,6
Bitlis % 31,3 % 44,2 % 59,3
Bolu % 51,9 % 62,6 % 62,2
Burdur % 43,1 % 50,8 % 51,7
Bursa % 43,9 % 54 % 53,2
Çanakkale % 34,5 % 40,2 % 39,5
Çankırı % 59,2 % 68,8 % 73,4
Çorum % 54,2 % 61,2 % 64,5
Denizli % 39,7 % 45,8 % 44,5
Diyarbakır % 14,8 % 22,3 % 32,4
Düzce % 59,1 % 70,4 % 70,5
Edirne % 24,7 % 27,8 % 29,5
Elazığ % 52,8 % 66,5 % 71,8
Erzincan % 49,2 % 56,7 % 60,5
Erzurum % 51,9 % 67,8 % 74,5
Eskişehir % 36,2 % 43,5 % 42.4
Gaziantep % 47 % 61,4 % 62,4
Giresun % 53,5 % 61,6 % 61,6
Gümüşhane % 56,7 % 68 % 75,1
Hakkari % 9,7 % 13,8 % 32,3
Hatay % 38 % 43,5 % 45,6
Iğdır % 11,7 % 31,6 % 34,8
Isparta % 44,2 % 53,3 % 56
İstanbul % 41,1 % 48,9 % 48,6
İzmir % 26,7 % 31,7 % 31,2
Kahramanmaraş % 60,7 % 71,4 % 73,9
Karabük % 47,9 % 60,4 % 60,7
Karaman % 55,4 % 64,4 % 63,8
Kars % 27,1 % 36,2 % 50,9
Kastamonu % 48,7 % 59,8 % 64,8
Kayseri % 52,3 % 65,3 % 67,7
Kırıkkale % 50,6 % 62,2 % 62,4
Kırklareli % 23,7 % 28,4 % 28,6
Kırşehir % 39,8 % 50,8 % 53,3
Kilis % 49,2 % 65,3 % 64,1
Kocaeli % 46,4 % 56,5 % 56,6
Konya % 65 % 73,9 % 72,8
Kütahya % 54,5 % 67,3 % 70,2
Malatya % 58,4 % 67,4 % 69,5
Manisa % 37,1 % 44,3 % 45,6
Mardin % 19,9 % 29,3 % 40,9
Mersin % 26,4 % 31,7 % 35,9
Muğla % 26,9 % 30,6 % 30,7
Muş % 24,8 % 34,5 % 50,5
Nevşehir % 52,4 % 62,6 % 65,5
Niğde % 47,9 % 57,1 % 59,8
Ordu % 52,9 % 63,1 % 61,9
Osmaniye % 39,1 % 46,7 % 57,8
Rize % 66,3 % 75,4 % 75,5
Sakarya % 56,5 % 67,2 % 68
Samsun % 52,8 % 63,5 % 63,5
Siirt % 28,7 % 37,2 % 47,9
Sinop % 47,5 % 56,3 % 57,9
Sivas % 57,5 % 68,2 % 71,3
Şanlıurfa % 46,7 % 64,3 % 70,8
Şırnak % 9,7 % 12,3 % 28,4
Tekirdağ % 31,5 % 37,7 % 38,9
Tokat % 51,5 % 59,5 % 63,2
Trabzon % 55,2 % 66,4 % 66,4
Tunceli % 11,5 % 12,9 % 19,5
Van % 20 % 30,7 % 42,7
Yalova % 39,7 % 49,2 % 49,7
Yozgat % 58,1 % 64,6 % 74,2
Zonguldak % 38,2 % 49,5 % 49,3