Kimlik meselemiz

Tıpkı sınıf gerçeği gibi, bu ülkenin kimlik gerçekleri de ortak düşmana karşı büyümek için bir dezavantajı değil aslında ciddi bir imkânı işaretlemektedir. Sınıfsal kimlikle, diğer kimliklerin çatışacağı değil, ortaklaşacağı bir zemin daha olasıdır

Ayaklanmalar ve karmaşalar çağı

Büyük kitlelerin harekete geçtiği her anda birtakım sapmalar, zaaflar olacaktır. 'İdeal' bir hareket arayan oturup kendi hayalini anlatan bir şiir ya da roman yazabilir ama gerçek hayat böyle değil.

Birkaç şiir

  kompozisyon serim; sen beni bir kez arasan kesin bir son bulurdum bir hayra yorardım illâ bir “nasılsın?”ın şerrini bir şubat olur ağlardım, derdim “aha bu güzel, yeni” sen beni son kez arasaydın belki mutlu uyurdum. yaralar bir soğuk rüzgârdan bakaya ve dirençli bir adam çağın dışında bir kederden mürekkep kalemin döktüğü bu, bir vakit
Devamını Oku

Kimlik meselemiz

Tıpkı sınıf gerçeği gibi, bu ülkenin kimlik gerçekleri de ortak düşmana karşı büyümek için bir dezavantajı değil aslında ciddi bir imkânı işaretlemektedir. Sınıfsal kimlikle, diğer kimliklerin çatışacağı değil, ortaklaşacağı bir zemin daha olasıdır

  Kimlik, gerek bir “öz”, gerek inşa edilen bir varlık gerekse de dayatılan bir “canavar” olarak çokça tartışılan bir kavram. Bilhassa da Türkiye gibi tekçi bir kuşatmayla hayatların etrafının sarıldığı çok kimlikli bir ülkede asla eskimeyen, hararetini her daim muhafaza eden bir olgu. Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en gerilimli, (olumlu ve olumsuz manalarda bir meczetme ile)
Devamını Oku

Ayaklanmalar ve karmaşalar çağı

Büyük kitlelerin harekete geçtiği her anda birtakım sapmalar, zaaflar olacaktır. 'İdeal' bir hareket arayan oturup kendi hayalini anlatan bir şiir ya da roman yazabilir ama gerçek hayat böyle değil.

  George Floyd’un polis şiddetiyle katledilmesi, canavarın kalbi ABD’yi baştan başa kasıp kavuran, ırkçılık, adaletsizlik karşıtı geniş katılımlı ayaklanmalara yol açtı. Uzun zamandır küresel salgın dışında iki çift kelâmın edilemediği dünyada “yeni normal”in perdesinin bir isyanla açılmış olması ezilenler açısından umut verici, kâinatın efendileri içinse moral bozucu bir gelişme elbet. Dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşen
Devamını Oku

Baharın Gelişini Engelleyebilirler

  Şiir kitabım “Baharın Gelişini Engelleyebilirler” 40 Kitap’tan çıktı. Bir (Türkçe) şiir kitabı fikri son bir yıldır kafamda olgunlaşmaya başlamıştı. Birin, çoğunluğun, çoğu kişi gibi olan birinin hikayesini belli bir ses/ duyu/ çizgi bağlamında anlatabildiğime, sunmaya değer bulduklarımın artık biriktiğine inandığım an dosyayı hazırlamaya başladım. Nihayetinde artık bir “ilk kitap” var. Fazlaca “hüzün”den bahseden bir
Devamını Oku

Pandemi kaynaklı siyasal gündem üzerine bir tartışma

Bu hikâyenin sonunda görece iyi, kötü, daha kötü senaryolardan hangisinin gerçekleşeceğini ömrümüz yeterse göreceğiz. Ancak pandeminin AKP'nin ömrünü daha çok kısaltmış olduğu fikrine daha yakın olduğumu söyleyeyim. Bunun neticesinin ezilenler için mutlak bir bahar olmayacağı açıksa da nispeten iyi bir iklim de belki gerçekleşmeyecektir. Bunların hepsi müdahale kapasitesine bağlıdır

Kadının tarihsel yenilgisinden, ilk çitlerin çekilişi ve mülk kavramının doğuşundan, bir avuç insanın, yığınlara daha güçlü dolayısıyla daha haklı olduğunu dayatmasından bugüne dünya tarihi aynı zamanda bir sınıflar savaşı, bir ezen-ezilen mücadelesi tarihidir de. Bu amansız kavga, ilk ilkel birikimin (ya da sömürgen lehine kenzin) ortaya çıktığı günden, Mars’a keşif aracı gönderilen bugünlere alçala yüksele sürüyor,
Devamını Oku

Dekadans, distopya, ütopya (?)

Tuzu kurular ve sınıfın aldanmışları hastalığın herkesi eşitlediği mavralarını sallayadursalar, “aynı gemideyiz” temcidini yine masaya koysalar da herkese bulaşabilen bu hastalığın teşhis ve tedavide âdil olmadığı açıktır.

Daha yaratıcı bir başlık bulamadığım için özür dilerim. İçinde yaşadıkça her şey normalleşiyor ama çok ilginç bir süreç yaşıyoruz. Küresel bir felaket, kitlesel bir panik, tecrit ve mahrumiyet. Tüm bunların, bu çağın olanaklarına rağmen bir hastalıktan kaynaklanması ise fazla absürt. Sosyal-psikolojik etkileri yıllar boyu sürecek bir fenomenle karşı karşıyayız. Yaşadıklarımızın tez vakitte kötü bir anı
Devamını Oku

Direnenler bize ne söyler?

Direnenler bugün en temel, en basit insan hakları için direniyorlar. Bu bedenler bizim için de eriyor aynı zamanda.

  Grup Yorum’un üzerindeki baskıların, konser yasaklarının kaldırılması için İbrahim Gökçek 267, Helin Bölek 265 gündür ölüm orucunda. Mustafa Koçak’ın sadece âdil yargılanma hakkı için genç ömrünü ortaya koyarak başlattığı ölüm orucu 252. gününe girdi. Mustafa bugün 33 kilo kaldı. Tutsakların tutsak olan avukatlarının 3 Şubat’ta başlattığı açlık grevinde, avukatlardan dördünün direnişi süresiz açlık grevine
Devamını Oku

Mankurt!

Beyinler sömürgeleştirilmiştir. İşyerlerinde, kahvelerde, sokakta, okulda, evlerde bizimle sömürge değil, sömürgeci konuşur

Alçalma piyesinin en yüksek aşaması oynanıyor, en cezbeli safhası. Dışarıdan durmadan sufleler. Para, ağızları açıyor, tiratlar paradandır ve traklar da paradan. Yorulmadan, usanmadan, utanmadan hamaset üretilip, servis ediliyor açlara. Başka mesaisi yok ekranlardaki ideolojik aparatların. Milyonlara bir sessizlik hâkim, sessizlik kesifleşip bir karanlığa dönüşüp çökmüş hayatların üstüne. Kimi inanıyor söylenenlere, kimi zaten çoktan uyuşmuş, kimi
Devamını Oku

Grup Yorum’a borcumuz var

"Eski Türkiye”/ “Yeni Türkiye”. Grup Yorum'un, Türkiye'nin “eski”sinde de, “yeni”sinde de zulmün, faşizmin “tehlike”, “düşman” tanımlı listelerinin başlarında yer tuttuğu, Yorum'un da onca yıl bu ağır yükü şerefle taşımaktan erinmediği bir veridir.

  Yoksullar değil, burjuva iktidarı/ oligarşi saflarındaki kimi değişiklikleri işaretleyen moda bir ayrım var: “Eski Türkiye”/ “Yeni Türkiye”. Grup Yorum’un, Türkiye’nin “eski”sinde de, “yeni”sinde de zulmün, faşizmin “tehlike”, “düşman” tanımlı listelerinin başlarında yer tuttuğu, Yorum’un da onca yıl bu ağır yükü şerefle taşımaktan erinmediği bir veridir. “Hapishane şarkıcıları” lakabını almaları çok eski bir vaka. Ancak,
Devamını Oku