Pandemi kaynaklı siyasal gündem üzerine bir tartışma

Bu hikâyenin sonunda görece iyi, kötü, daha kötü senaryolardan hangisinin gerçekleşeceğini ömrümüz yeterse göreceğiz. Ancak pandeminin AKP'nin ömrünü daha çok kısaltmış olduğu fikrine daha yakın olduğumu söyleyeyim. Bunun neticesinin ezilenler için mutlak bir bahar olmayacağı açıksa da nispeten iyi bir iklim de belki gerçekleşmeyecektir. Bunların hepsi müdahale kapasitesine bağlıdır

Dekadans, distopya, ütopya (?)

Tuzu kurular ve sınıfın aldanmışları hastalığın herkesi eşitlediği mavralarını sallayadursalar, “aynı gemideyiz” temcidini yine masaya koysalar da herkese bulaşabilen bu hastalığın teşhis ve tedavide âdil olmadığı açıktır.

Baharın Gelişini Engelleyebilirler

  Şiir kitabım “Baharın Gelişini Engelleyebilirler” 40 Kitap’tan çıktı. Bir (Türkçe) şiir kitabı fikri son bir yıldır kafamda olgunlaşmaya başlamıştı. Birin, çoğunluğun, çoğu kişi gibi olan birinin hikayesini belli bir ses/ duyu/ çizgi bağlamında anlatabildiğime, sunmaya değer bulduklarımın artık biriktiğine inandığım an dosyayı hazırlamaya başladım. Nihayetinde artık bir “ilk kitap” var. Fazlaca “hüzün”den bahseden bir
Devamını Oku

Pandemi kaynaklı siyasal gündem üzerine bir tartışma

Bu hikâyenin sonunda görece iyi, kötü, daha kötü senaryolardan hangisinin gerçekleşeceğini ömrümüz yeterse göreceğiz. Ancak pandeminin AKP'nin ömrünü daha çok kısaltmış olduğu fikrine daha yakın olduğumu söyleyeyim. Bunun neticesinin ezilenler için mutlak bir bahar olmayacağı açıksa da nispeten iyi bir iklim de belki gerçekleşmeyecektir. Bunların hepsi müdahale kapasitesine bağlıdır

Kadının tarihsel yenilgisinden, ilk çitlerin çekilişi ve mülk kavramının doğuşundan, bir avuç insanın, yığınlara daha güçlü dolayısıyla daha haklı olduğunu dayatmasından bugüne dünya tarihi aynı zamanda bir sınıflar savaşı, bir ezen-ezilen mücadelesi tarihidir de. Bu amansız kavga, ilk ilkel birikimin (ya da sömürgen lehine kenzin) ortaya çıktığı günden, Mars’a keşif aracı gönderilen bugünlere alçala yüksele sürüyor,
Devamını Oku

Dekadans, distopya, ütopya (?)

Tuzu kurular ve sınıfın aldanmışları hastalığın herkesi eşitlediği mavralarını sallayadursalar, “aynı gemideyiz” temcidini yine masaya koysalar da herkese bulaşabilen bu hastalığın teşhis ve tedavide âdil olmadığı açıktır.

Daha yaratıcı bir başlık bulamadığım için özür dilerim. İçinde yaşadıkça her şey normalleşiyor ama çok ilginç bir süreç yaşıyoruz. Küresel bir felaket, kitlesel bir panik, tecrit ve mahrumiyet. Tüm bunların, bu çağın olanaklarına rağmen bir hastalıktan kaynaklanması ise fazla absürt. Sosyal-psikolojik etkileri yıllar boyu sürecek bir fenomenle karşı karşıyayız. Yaşadıklarımızın tez vakitte kötü bir anı
Devamını Oku

Direnenler bize ne söyler?

Direnenler bugün en temel, en basit insan hakları için direniyorlar. Bu bedenler bizim için de eriyor aynı zamanda.

  Grup Yorum’un üzerindeki baskıların, konser yasaklarının kaldırılması için İbrahim Gökçek 267, Helin Bölek 265 gündür ölüm orucunda. Mustafa Koçak’ın sadece âdil yargılanma hakkı için genç ömrünü ortaya koyarak başlattığı ölüm orucu 252. gününe girdi. Mustafa bugün 33 kilo kaldı. Tutsakların tutsak olan avukatlarının 3 Şubat’ta başlattığı açlık grevinde, avukatlardan dördünün direnişi süresiz açlık grevine
Devamını Oku

Mankurt!

Beyinler sömürgeleştirilmiştir. İşyerlerinde, kahvelerde, sokakta, okulda, evlerde bizimle sömürge değil, sömürgeci konuşur

Alçalma piyesinin en yüksek aşaması oynanıyor, en cezbeli safhası. Dışarıdan durmadan sufleler. Para, ağızları açıyor, tiratlar paradandır ve traklar da paradan. Yorulmadan, usanmadan, utanmadan hamaset üretilip, servis ediliyor açlara. Başka mesaisi yok ekranlardaki ideolojik aparatların. Milyonlara bir sessizlik hâkim, sessizlik kesifleşip bir karanlığa dönüşüp çökmüş hayatların üstüne. Kimi inanıyor söylenenlere, kimi zaten çoktan uyuşmuş, kimi
Devamını Oku

Grup Yorum’a borcumuz var

"Eski Türkiye”/ “Yeni Türkiye”. Grup Yorum'un, Türkiye'nin “eski”sinde de, “yeni”sinde de zulmün, faşizmin “tehlike”, “düşman” tanımlı listelerinin başlarında yer tuttuğu, Yorum'un da onca yıl bu ağır yükü şerefle taşımaktan erinmediği bir veridir.

  Yoksullar değil, burjuva iktidarı/ oligarşi saflarındaki kimi değişiklikleri işaretleyen moda bir ayrım var: “Eski Türkiye”/ “Yeni Türkiye”. Grup Yorum’un, Türkiye’nin “eski”sinde de, “yeni”sinde de zulmün, faşizmin “tehlike”, “düşman” tanımlı listelerinin başlarında yer tuttuğu, Yorum’un da onca yıl bu ağır yükü şerefle taşımaktan erinmediği bir veridir. “Hapishane şarkıcıları” lakabını almaları çok eski bir vaka. Ancak,
Devamını Oku

Canavar

“Gündelik kazanımlar” elbette önemlidir ama asgarinin azamiyi unutturmasına izin vermemek daha önemli.

Canavar Sufle Veriyor, Kulak Tıka. Karanlıktan Rol Çal Mona Lisa’dan, duvara bantlanmış muza sanatın hikâyesi, duygunun ağır işçiliğinden, random şiire edebiyatın öyküsü, şarkıların eskisi gibi sar(s)maması bize bir şey anlatıyor mu? Çağımızın hıza, tüketmeye, göstermeye dayanan mizacı her şeyi basitleştirmeyle, düşük yoğunluklulaştırmayla maluldür. Bireyin kutsanmasıyla, hazzın şahsi bir deneyimlemeye ya da “kurtuluş” fikrinin kendini kurtarmaya
Devamını Oku

Laz Medyası Tarihi ve Yeni Bir Edebiyat Dergisi: Uncire

Konuşmacılar:  İrfan Çağatay (Ogni ve Uncire Dergisi Editörü): Laz yayıncılığının serüveni İsmail Güney Yılmaz (Uncire Dergisi Yazı Kurulu Üyesi): Uncire’nin hikayesi ve konuşanı az dillerde yazmanın zorlukları Mehmedali Barış Beşli (Laz Kültür Derneği Başkanı): Ogni dergisinin öyküsü İstanbul Bilgi Üniversitesi Türkiye Kültürleri Araştırma Grubu ve Laz Kültür Derneği işbirliğiyle düzenlenmektedir. Tarih: 30 Ocak 2020 Saat: 18.30 Yer: santralistanbul
Devamını Oku

Şinaxeri

“Şinaxeri”, olan biten bunca şeye karşın binlerce yıldır hayatta kalabilmeyi başarmış Lazların tanınması ve anadilimiz Lazcanın yaşaması, yazılması, yayılması, sevilmesi için küçücük bir katkı sunabilirse eğer kitabı çıkış amacına erişmiş sayacağım.

  “Teşekkür ve ithaf… Henüz bir dosya olmasından itibaren, ‘Şinaxeri’ için yardım, destek ve dilin doğru kullanımı hususundaki çok değerli katkılarını hiç esirgemeyen dostum İrfan Çağatay Aleksiva’ya, Yalnız kitabın yayımlanması için verdiği destekten dolayı değil, bundan daha çok, Zuğaşi Berepe albümlerindeki şarkı sözleriyle, Lazca şiir yazma fikrine doğru beni tetikleyen ilk ilhamları veren Mehmedali Barış
Devamını Oku