Dekadans, distopya, ütopya (?)

Tuzu kurular ve sınıfın aldanmışları hastalığın herkesi eşitlediği mavralarını sallayadursalar, “aynı gemideyiz” temcidini yine masaya koysalar da herkese bulaşabilen bu hastalığın teşhis ve tedavide âdil olmadığı açıktır.

Direnenler bize ne söyler?

Direnenler bugün en temel, en basit insan hakları için direniyorlar. Bu bedenler bizim için de eriyor aynı zamanda.

Mankurt!

Beyinler sömürgeleştirilmiştir. İşyerlerinde, kahvelerde, sokakta, okulda, evlerde bizimle sömürge değil, sömürgeci konuşur

Dekadans, distopya, ütopya (?)

Tuzu kurular ve sınıfın aldanmışları hastalığın herkesi eşitlediği mavralarını sallayadursalar, “aynı gemideyiz” temcidini yine masaya koysalar da herkese bulaşabilen bu hastalığın teşhis ve tedavide âdil olmadığı açıktır.

Daha yaratıcı bir başlık bulamadığım için özür dilerim. İçinde yaşadıkça her şey normalleşiyor ama çok ilginç bir süreç yaşıyoruz. Küresel bir felaket, kitlesel bir panik, tecrit ve mahrumiyet. Tüm bunların, bu çağın olanaklarına rağmen bir hastalıktan kaynaklanması ise fazla absürt. Sosyal-psikolojik etkileri yıllar boyu sürecek bir fenomenle karşı karşıyayız. Yaşadıklarımızın tez vakitte kötü bir anı
Devamını Oku

Direnenler bize ne söyler?

Direnenler bugün en temel, en basit insan hakları için direniyorlar. Bu bedenler bizim için de eriyor aynı zamanda.

  Grup Yorum’un üzerindeki baskıların, konser yasaklarının kaldırılması için İbrahim Gökçek 267, Helin Bölek 265 gündür ölüm orucunda. Mustafa Koçak’ın sadece âdil yargılanma hakkı için genç ömrünü ortaya koyarak başlattığı ölüm orucu 252. gününe girdi. Mustafa bugün 33 kilo kaldı. Tutsakların tutsak olan avukatlarının 3 Şubat’ta başlattığı açlık grevinde, avukatlardan dördünün direnişi süresiz açlık grevine
Devamını Oku

Mankurt!

Beyinler sömürgeleştirilmiştir. İşyerlerinde, kahvelerde, sokakta, okulda, evlerde bizimle sömürge değil, sömürgeci konuşur

Alçalma piyesinin en yüksek aşaması oynanıyor, en cezbeli safhası. Dışarıdan durmadan sufleler. Para, ağızları açıyor, tiratlar paradandır ve traklar da paradan. Yorulmadan, usanmadan, utanmadan hamaset üretilip, servis ediliyor açlara. Başka mesaisi yok ekranlardaki ideolojik aparatların. Milyonlara bir sessizlik hâkim, sessizlik kesifleşip bir karanlığa dönüşüp çökmüş hayatların üstüne. Kimi inanıyor söylenenlere, kimi zaten çoktan uyuşmuş, kimi
Devamını Oku

Grup Yorum’a borcumuz var

"Eski Türkiye”/ “Yeni Türkiye”. Grup Yorum'un, Türkiye'nin “eski”sinde de, “yeni”sinde de zulmün, faşizmin “tehlike”, “düşman” tanımlı listelerinin başlarında yer tuttuğu, Yorum'un da onca yıl bu ağır yükü şerefle taşımaktan erinmediği bir veridir.

  Yoksullar değil, burjuva iktidarı/ oligarşi saflarındaki kimi değişiklikleri işaretleyen moda bir ayrım var: “Eski Türkiye”/ “Yeni Türkiye”. Grup Yorum’un, Türkiye’nin “eski”sinde de, “yeni”sinde de zulmün, faşizmin “tehlike”, “düşman” tanımlı listelerinin başlarında yer tuttuğu, Yorum’un da onca yıl bu ağır yükü şerefle taşımaktan erinmediği bir veridir. “Hapishane şarkıcıları” lakabını almaları çok eski bir vaka. Ancak,
Devamını Oku

Canavar

“Gündelik kazanımlar” elbette önemlidir ama asgarinin azamiyi unutturmasına izin vermemek daha önemli.

Canavar Sufle Veriyor, Kulak Tıka. Karanlıktan Rol Çal Mona Lisa’dan, duvara bantlanmış muza sanatın hikâyesi, duygunun ağır işçiliğinden, random şiire edebiyatın öyküsü, şarkıların eskisi gibi sar(s)maması bize bir şey anlatıyor mu? Çağımızın hıza, tüketmeye, göstermeye dayanan mizacı her şeyi basitleştirmeyle, düşük yoğunluklulaştırmayla maluldür. Bireyin kutsanmasıyla, hazzın şahsi bir deneyimlemeye ya da “kurtuluş” fikrinin kendini kurtarmaya
Devamını Oku

Laz Medyası Tarihi ve Yeni Bir Edebiyat Dergisi: Uncire

Konuşmacılar:  İrfan Çağatay (Ogni ve Uncire Dergisi Editörü): Laz yayıncılığının serüveni İsmail Güney Yılmaz (Uncire Dergisi Yazı Kurulu Üyesi): Uncire’nin hikayesi ve konuşanı az dillerde yazmanın zorlukları Mehmedali Barış Beşli (Laz Kültür Derneği Başkanı): Ogni dergisinin öyküsü İstanbul Bilgi Üniversitesi Türkiye Kültürleri Araştırma Grubu ve Laz Kültür Derneği işbirliğiyle düzenlenmektedir. Tarih: 30 Ocak 2020 Saat: 18.30 Yer: santralistanbul
Devamını Oku

Şinaxeri

“Şinaxeri”, olan biten bunca şeye karşın binlerce yıldır hayatta kalabilmeyi başarmış Lazların tanınması ve anadilimiz Lazcanın yaşaması, yazılması, yayılması, sevilmesi için küçücük bir katkı sunabilirse eğer kitabı çıkış amacına erişmiş sayacağım.

  “Teşekkür ve ithaf… Henüz bir dosya olmasından itibaren, ‘Şinaxeri’ için yardım, destek ve dilin doğru kullanımı hususundaki çok değerli katkılarını hiç esirgemeyen dostum İrfan Çağatay Aleksiva’ya, Yalnız kitabın yayımlanması için verdiği destekten dolayı değil, bundan daha çok, Zuğaşi Berepe albümlerindeki şarkı sözleriyle, Lazca şiir yazma fikrine doğru beni tetikleyen ilk ilhamları veren Mehmedali Barış
Devamını Oku

Yerli ve milli motor: Hamaset

Ortada elinde hamasetten başka motoru kalmamış bir iktidar var. Emperyalizmin suflelerine yaradılıştan muhtaç olanlar yıllardır bir “millilik”, “yerlilik” oyunu sahnelemekteler. Fakat toplumdaki kitlesel ve “klasik” odağını/ mecmuasını aşan memnuniyetsizlik gözle görülür, elle tutulur. İktidarla tam kopuşmaya cesareti olmayan muhalefet, her “milli” gündemde iktidar vagonlarına atlasa da, bu böyle.

  Yoksulluk, yolsuzluk, adaletsizlik, burjuva hukukunun kendi içinde dahi itibarsızlaşması, açlık sınırı altındaki milyonlar, siyaset ve örgütlenme haklarının durmadan budanması, korkunun hegemonisi, cehaletin tahakkümü, boş vermişlik/ umutsuzluk salgını, lüks, şatafat ve yeni zenginler, eski ve yeni zenginlerin savaş ekonomisi, tek adamın ağzına bakan yedi yüz bilmem kaç binlik koca coğrafya… Konuşulması, tartışılması, üzerine gidilmesi gereken
Devamını Oku

Uncire, Laz edebiyatını okuyucu ile buluşturacak (Gazete Duvar röportaj)

Bu arşivin, ileride güçlü bir biçimde yaşamakta olan bir dilin mirası olmasını umut ediyoruz elbet. Ölmüş ya da ölmek üzere olan bir dil için “bir zamanlar birileri de bunları yapmışlar” şeklinde anılmak istemiyoruz.

  Lazların Ogni ile başlayan yayıncılık serüveni bir adım ileriye taşınıyor. Ocak ayında yayına başlayacağı duyurulan Uncire üç ayda bir yayınlanacak ve Laz edebiyatından yapıtlara yer verecek.   DUVAR – 1993 yılında bir grup Laz’ın çıkardığı ilk derginin adı Ogni’ydi.  Derginin yayımlamasının ardından Türkiye’de ilk kez Lazistan ayrılıkçılığı yapmak suçlamasıyla dava açıldı. İlk yargılanan ise bugün
Devamını Oku