Grup Yorum'a borcumuz var

"Eski Türkiye”/ “Yeni Türkiye”. Grup Yorum'un, Türkiye'nin “eski”sinde de, “yeni”sinde de zulmün, faşizmin “tehlike”, “düşman” tanımlı listelerinin başlarında yer tuttuğu, Yorum'un da onca yıl bu ağır yükü şerefle taşımaktan erinmediği bir veridir.

Canavar

“Gündelik kazanımlar” elbette önemlidir ama asgarinin azamiyi unutturmasına izin vermemek daha önemli.

Şinaxeri

“Şinaxeri”, olan biten bunca şeye karşın binlerce yıldır hayatta kalabilmeyi başarmış Lazların tanınması ve anadilimiz Lazcanın yaşaması, yazılması, yayılması, sevilmesi için küçücük bir katkı sunabilirse eğer kitabı çıkış amacına erişmiş sayacağım.

Grup Yorum’a borcumuz var

"Eski Türkiye”/ “Yeni Türkiye”. Grup Yorum'un, Türkiye'nin “eski”sinde de, “yeni”sinde de zulmün, faşizmin “tehlike”, “düşman” tanımlı listelerinin başlarında yer tuttuğu, Yorum'un da onca yıl bu ağır yükü şerefle taşımaktan erinmediği bir veridir.

  Yoksullar değil, burjuva iktidarı/ oligarşi saflarındaki kimi değişiklikleri işaretleyen moda bir ayrım var: “Eski Türkiye”/ “Yeni Türkiye”. Grup Yorum’un, Türkiye’nin “eski”sinde de, “yeni”sinde de zulmün, faşizmin “tehlike”, “düşman” tanımlı listelerinin başlarında yer tuttuğu, Yorum’un da onca yıl bu ağır yükü şerefle taşımaktan erinmediği bir veridir. “Hapishane şarkıcıları” lakabını almaları çok eski bir vaka. Ancak,
Devamını Oku

Canavar

“Gündelik kazanımlar” elbette önemlidir ama asgarinin azamiyi unutturmasına izin vermemek daha önemli.

Canavar Sufle Veriyor, Kulak Tıka. Karanlıktan Rol Çal Mona Lisa’dan, duvara bantlanmış muza sanatın hikâyesi, duygunun ağır işçiliğinden, random şiire edebiyatın öyküsü, şarkıların eskisi gibi sar(s)maması bize bir şey anlatıyor mu? Çağımızın hıza, tüketmeye, göstermeye dayanan mizacı her şeyi basitleştirmeyle, düşük yoğunluklulaştırmayla maluldür. Bireyin kutsanmasıyla, hazzın şahsi bir deneyimlemeye ya da “kurtuluş” fikrinin kendini kurtarmaya
Devamını Oku

Şinaxeri

“Şinaxeri”, olan biten bunca şeye karşın binlerce yıldır hayatta kalabilmeyi başarmış Lazların tanınması ve anadilimiz Lazcanın yaşaması, yazılması, yayılması, sevilmesi için küçücük bir katkı sunabilirse eğer kitabı çıkış amacına erişmiş sayacağım.

  “Teşekkür ve ithaf… Henüz bir dosya olmasından itibaren, ‘Şinaxeri’ için yardım, destek ve dilin doğru kullanımı hususundaki çok değerli katkılarını hiç esirgemeyen dostum İrfan Çağatay Aleksiva’ya, Yalnız kitabın yayımlanması için verdiği destekten dolayı değil, bundan daha çok, Zuğaşi Berepe albümlerindeki şarkı sözleriyle, Lazca şiir yazma fikrine doğru beni tetikleyen ilk ilhamları veren Mehmedali Barış
Devamını Oku

Yerli ve milli motor: Hamaset

Ortada elinde hamasetten başka motoru kalmamış bir iktidar var. Emperyalizmin suflelerine yaradılıştan muhtaç olanlar yıllardır bir “millilik”, “yerlilik” oyunu sahnelemekteler. Fakat toplumdaki kitlesel ve “klasik” odağını/ mecmuasını aşan memnuniyetsizlik gözle görülür, elle tutulur. İktidarla tam kopuşmaya cesareti olmayan muhalefet, her “milli” gündemde iktidar vagonlarına atlasa da, bu böyle.

  Yoksulluk, yolsuzluk, adaletsizlik, burjuva hukukunun kendi içinde dahi itibarsızlaşması, açlık sınırı altındaki milyonlar, siyaset ve örgütlenme haklarının durmadan budanması, korkunun hegemonisi, cehaletin tahakkümü, boş vermişlik/ umutsuzluk salgını, lüks, şatafat ve yeni zenginler, eski ve yeni zenginlerin savaş ekonomisi, tek adamın ağzına bakan yedi yüz bilmem kaç binlik koca coğrafya… Konuşulması, tartışılması, üzerine gidilmesi gereken
Devamını Oku

Uncire, Laz edebiyatını okuyucu ile buluşturacak (Gazete Duvar röportaj)

Bu arşivin, ileride güçlü bir biçimde yaşamakta olan bir dilin mirası olmasını umut ediyoruz elbet. Ölmüş ya da ölmek üzere olan bir dil için “bir zamanlar birileri de bunları yapmışlar” şeklinde anılmak istemiyoruz.

  Lazların Ogni ile başlayan yayıncılık serüveni bir adım ileriye taşınıyor. Ocak ayında yayına başlayacağı duyurulan Uncire üç ayda bir yayınlanacak ve Laz edebiyatından yapıtlara yer verecek.   DUVAR – 1993 yılında bir grup Laz’ın çıkardığı ilk derginin adı Ogni’ydi.  Derginin yayımlamasının ardından Türkiye’de ilk kez Lazistan ayrılıkçılığı yapmak suçlamasıyla dava açıldı. İlk yargılanan ise bugün
Devamını Oku

Dünyanın ilk Lazca edebiyat dergisi Uncire, “Yaz da kömürle yaz” sloganıyla yayın hayatına başlıyor (Independent/ Tükenmez Haber Röportaj)

Lazca ilk edebiyat dergisi Uncire’yi çıkaracak ekipte yer alan İsmail Güney Yılmaz, dergiyi, Lazcayı ve Lazların kültürel mücadelesini Tükenmez Haber'e anlattı

  Dünyanın ilk Lazca edebiyat dergisi ‘Uncire’ yakında yayın hayatına başlıyor. Türkçe “Uykusuz’ anlamına gelen derginin sloganı ise “ç’ari do noşkerite ç’ari”, yani; “yaz da kömürle yaz…” Uncire’nin kurucu ekibinden İsmail Güney Yılmaz, derginin sloganı için “Bu bir Laz atasözü” diyor ve ekliyor: “‘Ne olursa olsun, her ahval ve şeraitte yaz’ diyor yani. Yazmanın önemine
Devamını Oku

Lazca yok olmasın: Şiirler yazılmalı, şarkılar bestelenmeli, kitaplar yazılmalı (Mezopotamya Ajansı haber/ röportaj)

Devrimci bilinç sıçraması döneminde Lazca ve ulusal bilinç adına bir şeylerin yapılmamış olması, Lazlar adına tarihi bir fırsatın yitimidir.

  Lazların asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya olduğunu ve dillerinin risk altında bulunduğunu belirten yazar İsmail Güney Yılmaz, “Asimile olmamak için kimin elinden ne geliyorsa yapmalıdır” dedi. Güney Kafkasya dillerinden Lazcayı konuşan ve Türkiye ile Gürcistan’ın Karadeniz kıyısındaki bölgelerde yaşayan Lazlar da diğer halklar gibi asimilasyon kıskacında. Türkiye metropollerinde dağınık halde yaşayan Lazlardan çok az sayıda
Devamını Oku

Lazlar kendini anlattı

HDK'nın düzenlediği "Halklar ve İnançlar Kendini Anlatıyor" panel dizisinde söz sırası Lazlardaydı.

  HDK’nın düzenlediği “Halklar ve İnançlar Kendini Anlatıyor” panel dizisinde söz sırası Lazlardaydı. Taksim’de HDK binasında 23 Kasım cumartesi günü gerçekleştirilen etkinlikte Mehmedali Barış Beşli, İrfan Çağatay ve ben konuşmacı olarak yer aldık. Jale Yanık’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde Çağatay, Lazlar ve Lazca hakkında genel bir bilgilendirme yaparken, Beşli, Laz kültür hareketinin tarihini anlattı. Benim de
Devamını Oku

Yaşıyor muyuz?

“Kapitalizm insan doğasına en uygun sistemdir” mi diyelim? Masai Mara'da çekilmiş bir National Geographic belgeseli izler gibi olan bitene doğalmış gibi öylece bakacak mıyız yani?

  Yoksulluk, yolsuzluk, gelir adaletsizliği neredeyse kanıksanmış bir Türkiye gerçeği olsa da, AKP’li yıllarda bu vaziyetin daha da perçinlendiği açık. Zengin daha da zenginleşiyor, türedi zenginler devlet desteğiyle palazlanıyor fakat fakirlerin fakirliği bir yandan daha dramatik bir hâl alırken, fakirliğin kapsadığı küme de hızla genişliyor. Eğer “moda”ya uyup, bir “Eski Türkiye” – “Yeni Türkiye” ayrımı
Devamını Oku

Entelektüel (dağınık notlar)

Buradan hareketle “entelektüel”lik solculuğun adeta bir alamet-i farikası, bir ayrım çizgisidir. Solculukta “entelektüel” olma, “okuma” durumu -bilhassa yaşanan nicel daralmayla da birlikte- neredeyse “tabana yayılmış” bir gerçek olarak dahi değerlendirilebilir.

Siyaset sahnesinde teorinin yeri, itibarı ve önemine dair yaklaşımlar bir miktar çelişkili durum arz eder. Bir kurucu olarak teorinin makamı kuşkusuz yükseklerdedir, ancak “teori kurulduktan sonra”, teorik çabayı sürdürmenin kendisi zaman zaman bir küçümsenme (“lafazanlık”) nesnesi hâlini alabilir. Bu bakış, ortada bir sıcak savaş yokken, hatta yaprak dahi kıpırdamazken de görülür. Siyasetin aslanlı yolu olan
Devamını Oku