Yenilgi yılları okulu

Bugün siyasal erkle, faşist güçlerle devrimci bölükler arasında daha önce hiç olmadığı kadar bir asimetri var.

Gerçekçi bir kötümserlik, mesnetsiz bir iyimserliğe yeğdir. Sağcı ideoloji zincirleri kutsamaktan ibaretken, sosyalist dünya görüşü, malum veciz ifadeye atıfla söylersek zincirleri kırma yönünde bir irade beyanıdır. Ne var ki günümüzde, Marksizm’in itibar kaybı ve sol cephedeki nicel çöküş, hareketin niteliğinde de bir tavsama yaratmış, zincirlerle ilişki biçiminde değişiklikler söz konusu olmuştur. Zincirlerin biraz gevşemesini “kâfi”
Devamını Oku

Lazca medyaya yeni soluk: ‘Aktivizm yerine gazetecilik yapsak daha etkili olurduk’ (Journo röportaj)

Journo Umut Ergüven Dünyanın ilk Lazca edebiyat dergisi, bu yıl başında Türkiye’de yayımlanmaya başladı. Ülkemizde Laz basınının dününü, bugününü ve geleceğini; Uncire adlı yeni derginin yazı kurulu üyesi İsmail Güney Yılmaz ve editörü İrfan Çağatay Aleksiva ile konuştuk. İki isim de çeyrek asırdır Türkiye’deki birçok Lazca yayın girişimine tanıklık etmişti. Aleksiva’ya göre geçmişteki Lazca yayınların
Devamını Oku

Etnik kimlik: Aidiyet, bela, onur

Kaybedilenler çok ama kurtarılacak olanlar da hâlâ bu topraklarda duruyor. Kurtaracak olanlar da.

  Bugünkü Türkiye, çok uluslu ve geniş bir coğrafyaya yayılmış, uzun ve ağrılı bir erimle parçalanmayı travmatik bir biçimde tecrübe etmiş bir imparatorluk mirasçısı olarak ulusal/ etnik sorunların tam da göbeğinde mayalanan ve bunun bir çıktısı olan bir ülkedir. “Görkemli” (1) Kanunî döneminden sonra değil, tam da o dönemden itibaren ortaya çıkan, devlette, Batı karşısında
Devamını Oku

Türkiye’de gerçek bir kutuplaşma var mı?

Bir tarafın saldırgan, bir tarafın ise savunmada bile olmadığı bu tabloda gerçek mânâda bir siyasal kutuplaşmadan ne kadar söz edebiliriz?

  “İnsanlar tarihlerini kendileri yaparlar; ama kendi keyiflerine göre, kendi seçtikleri koşullar içinde yapmazlar, doğrudan belirli olan ve geçmişten gelen koşullar içinde yaparlar. Bütün ölmüş kuşakların geleneği, büyük bir ağırlıkla, yaşayanların beyinleri üzerine çöker. Ve onlar, kendilerini ve şeyleri, bir başka biçime dönüştürmekle tamamıyla yepyeni bir şey yaratmakla uğraşır göründüklerinde bile, geçmişteki ruhları kafalarında canlandırırlar,
Devamını Oku

Birkaç şiir

  kompozisyon serim; sen beni bir kez arasan kesin bir son bulurdum bir hayra yorardım illâ bir “nasılsın?”ın şerrini bir şubat olur ağlardım, derdim “aha bu güzel, yeni” sen beni son kez arasaydın belki mutlu uyurdum. yaralar bir soğuk rüzgârdan bakaya ve dirençli bir adam çağın dışında bir kederden mürekkep kalemin döktüğü bu, bir vakit
Devamını Oku

Kimlik meselemiz

Tıpkı sınıf gerçeği gibi, bu ülkenin kimlik gerçekleri de ortak düşmana karşı büyümek için bir dezavantajı değil aslında ciddi bir imkânı işaretlemektedir. Sınıfsal kimlikle, diğer kimliklerin çatışacağı değil, ortaklaşacağı bir zemin daha olasıdır

  Kimlik, gerek bir “öz”, gerek inşa edilen bir varlık gerekse de dayatılan bir “canavar” olarak çokça tartışılan bir kavram. Bilhassa da Türkiye gibi tekçi bir kuşatmayla hayatların etrafının sarıldığı çok kimlikli bir ülkede asla eskimeyen, hararetini her daim muhafaza eden bir olgu. Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en gerilimli, (olumlu ve olumsuz manalarda bir meczetme ile)
Devamını Oku

Ayaklanmalar ve karmaşalar çağı

Büyük kitlelerin harekete geçtiği her anda birtakım sapmalar, zaaflar olacaktır. 'İdeal' bir hareket arayan oturup kendi hayalini anlatan bir şiir ya da roman yazabilir ama gerçek hayat böyle değil.

  George Floyd’un polis şiddetiyle katledilmesi, canavarın kalbi ABD’yi baştan başa kasıp kavuran, ırkçılık, adaletsizlik karşıtı geniş katılımlı ayaklanmalara yol açtı. Uzun zamandır küresel salgın dışında iki çift kelâmın edilemediği dünyada “yeni normal”in perdesinin bir isyanla açılmış olması ezilenler açısından umut verici, kâinatın efendileri içinse moral bozucu bir gelişme elbet. Dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşen
Devamını Oku

Baharın Gelişini Engelleyebilirler

  Şiir kitabım “Baharın Gelişini Engelleyebilirler” 40 Kitap’tan çıktı. Bir (Türkçe) şiir kitabı fikri son bir yıldır kafamda olgunlaşmaya başlamıştı. Birin, çoğunluğun, çoğu kişi gibi olan birinin hikayesini belli bir ses/ duyu/ çizgi bağlamında anlatabildiğime, sunmaya değer bulduklarımın artık biriktiğine inandığım an dosyayı hazırlamaya başladım. Nihayetinde artık bir “ilk kitap” var. Fazlaca “hüzün”den bahseden bir
Devamını Oku

Pandemi kaynaklı siyasal gündem üzerine bir tartışma

Bu hikâyenin sonunda görece iyi, kötü, daha kötü senaryolardan hangisinin gerçekleşeceğini ömrümüz yeterse göreceğiz. Ancak pandeminin AKP'nin ömrünü daha çok kısaltmış olduğu fikrine daha yakın olduğumu söyleyeyim. Bunun neticesinin ezilenler için mutlak bir bahar olmayacağı açıksa da nispeten iyi bir iklim de belki gerçekleşmeyecektir. Bunların hepsi müdahale kapasitesine bağlıdır

Kadının tarihsel yenilgisinden, ilk çitlerin çekilişi ve mülk kavramının doğuşundan, bir avuç insanın, yığınlara daha güçlü dolayısıyla daha haklı olduğunu dayatmasından bugüne dünya tarihi aynı zamanda bir sınıflar savaşı, bir ezen-ezilen mücadelesi tarihidir de. Bu amansız kavga, ilk ilkel birikimin (ya da sömürgen lehine kenzin) ortaya çıktığı günden, Mars’a keşif aracı gönderilen bugünlere alçala yüksele sürüyor,
Devamını Oku

Dekadans, distopya, ütopya (?)

Tuzu kurular ve sınıfın aldanmışları hastalığın herkesi eşitlediği mavralarını sallayadursalar, “aynı gemideyiz” temcidini yine masaya koysalar da herkese bulaşabilen bu hastalığın teşhis ve tedavide âdil olmadığı açıktır.

Daha yaratıcı bir başlık bulamadığım için özür dilerim. İçinde yaşadıkça her şey normalleşiyor ama çok ilginç bir süreç yaşıyoruz. Küresel bir felaket, kitlesel bir panik, tecrit ve mahrumiyet. Tüm bunların, bu çağın olanaklarına rağmen bir hastalıktan kaynaklanması ise fazla absürt. Sosyal-psikolojik etkileri yıllar boyu sürecek bir fenomenle karşı karşıyayız. Yaşadıklarımızın tez vakitte kötü bir anı
Devamını Oku