24 Haziran, 8 Temmuz, vaziyet

Sol, '90'lı yıllarda seçimleri bu kadar çok konuşur ve ona “hayatilik” atfedecek kadar seçimleri önemser miydi?

"Apolitizm" politiktir

“Apolitizm” dedikleri şey, sadece ideolojik bir duruşa başka bir isim vermek için kullanılan bir kılıf. Bu “apolitizm” de bir tür sağcılıktır, soft sağcılıktır, rızadır. Velhâsıl yine politiktir

İstibdat ve istikbal

Karanlıktan bahsetmek karamsarlık anlamına gelmez.

24 Haziran, 8 Temmuz, vaziyet

Sol, '90'lı yıllarda seçimleri bu kadar çok konuşur ve ona “hayatilik” atfedecek kadar seçimleri önemser miydi?

  Bahçeli ve Erdoğan’ın ağzından “seçim” sözü çıkana dek, bir fikir olarak “boykot”, değil sosyalist örgütler, değil HDP, CHP çevrelerinde dahi çok yüksek sesli olmasa da bir tartışma konusuydu. Evvelden beri genel hattı “bozuk düzende sağlam çark olmaz”, “seçimlerle düzen değişmez”, “sandıklar oyalamaca”, “bu pisliği devrim temizler” minvalinde olan siyasi hareketler dışında, daha “merkez” siyasetlerden
Devamını Oku

“Apolitizm” politiktir

“Apolitizm” dedikleri şey, sadece ideolojik bir duruşa başka bir isim vermek için kullanılan bir kılıf. Bu “apolitizm” de bir tür sağcılıktır, soft sağcılıktır, rızadır. Velhâsıl yine politiktir

  “İdeolojik” kelimesinin pejoratif bir içerikle kullanılıyor olması burjuva ideolojisinin bir başarısıdır. Burada “ideolojik” olmaktan kast edilen mefhumun da burjuvazinin, egemenlerin huzurunu bozacak olan düşünceler olduğu bir sır değil. Onlara göre “halkın siyasete katılımı” seçimden seçime sandığa gitmekle tahdit edilmeli, fazlası -örgütlenme, protesto, grev, miting hatta basit bir basın açıklaması bile olabilir bu- tehdit olarak
Devamını Oku

İstibdat ve istikbal

Karanlıktan bahsetmek karamsarlık anlamına gelmez.

  Karanlıktan bahsetmek karamsarlık anlamına gelmez. Türkiye’de karanlığın hâkimiyeti biteviye kesifleşirken, ondan beslenen ve onu besleyen cehalet, iktidarını her geçen gün bir adım ileriye taşıyarak, tekliğini tahkim ediyor. Fikir düşmanlığıyla birleşen rant müştereki, farklı düşünüp, başka yerde (temiz) durmak isteyene hiçbir minik alan bırakmamacasına saldırıyor. Burada parantez içine aldığımız “temiz”in altını çizmeliyiz. Rejim, kudretinin doruğunda
Devamını Oku

Solu itibarsızlaştırmak

“Rejim çatırdıyor, çöküyor” deyip heyecanlanırken, sol, kendi çöküşü üzerine de tartışabilmeli

  Yaşadığımız süreç 81-89 bunalımından sonra Türkiye solunun içinde bulunduğu en ağır dönemdir. Belirtileri ’90’ların son yıllarına doğru izlenmeye başlayan gerileyiş, “milenyum”dan itibaren elle tutulur hâle gelmiş durumdaydı zaten. Bu yıllardan itibaren mücadeleye atılanlar sol içinde açık bir zayıflık probleminin, birkaç harekette önemsenmeyecek bazı istisnalar dışında her yeni yılın bir önceki yıldan kötü olduğunun farkındaydılar
Devamını Oku

yeni sayfa

  geçiyor gün, bu yersizlik, bir memleket, ağrılarla suskun ağız, bir durgun su, aynı yollar, kâğıtlarda. siyah bu kış, ah ne uzun, renkler ürkmüş yalnızlıktan şu sevilmezlik, kaç çağ eski, ne çok gülünç, ağlamaklı. bura kabir, yine kanar, avucum içi seyredurmuş ceylan nazar yüzün dönmüş, yanılan kalbi bir cam kesmiş daha gider, bu yol uzar,
Devamını Oku

Türkler, Kürtler

Halklarımızın kardeş değil ama iyi komşular olduğu günleri umarım görebiliriz. Bu “ütopya”ya ulaştıracak tek bağlaç da sosyalizm

Hasip Kaplan’ın, “Selahattin Demirtaş’ın yerine bir Türk göz dikmesin” sözü, hem ciddi bir tepki çekti; hem de çok yönlü bir tartışmaya sebep oldu. Burada, bu tartışmanın bizim ilgilendiğimiz tarafı solun içine, sola dair olan cüzüdür. Çok uluslu, çok halklı bir ülke olan Türkiye’de, ulusal, etnik, kimliğe içkin meseleler pek tabii solun önemli, sürekli gündemlerinden, inceleme
Devamını Oku

İran ve karışan akıllarımız

Bizler emperyalizme karşı uyanık olmak zorunda olduğumuz kadar, demokrasi, özgürlükler ve temel haklar hususlarında da yükümlülüklere sahibiz. Ve bu kimi çevre ve kişilerce unutuluyor gibi. “Emperyalizme karşı tutarlılık” adına, emperyalizmin hedefinde olanı abartmak, onun kendi gericiliğine, zulmüne karşı körleşmek bizim sanatımız olmamalı

İran’da 28 Aralık’ta başlayan protesto gösterilerinin doğal olarak Türkiye’de ve Türkiye solunda da yansımaları oldu. İran’daki gösteriler sol örgütler arasında bir tartışmaya sebebiyet henüz vermediyse de, bu mesele örgütlü ya da örgütsüz solcular için sert bir cengin kıvılcımını ateşledi. Aşağılama ve etiketlemelerin havada uçuştuğu verimli ve ibretlerle dolu bir tartışma hâlen sürüyor. Bu yazının da
Devamını Oku

yeraltı

    sessizliğin uğultusu bu anbean her gün yeniden doğan eski bir gece sarılmıyor yaraları yoksulların sarılmıyor söz ile. ah ne anlatsam, ne söylesem illa bir çocuk ölmüştür yine annesinin ak perçeminde. ve yanmıyor yakan eller dönmüyor devran bu kalemle. uzaklara dalma, güldürme düşmanı bize bak, can çekişiyor bir tarih üç yanı denizle çevrili atlasta.
Devamını Oku

Çöküş

Görünürdeki tüm azamet ve kudretleri biraz kazınınca, altından acziyetleri feveran ediyor. Hâlihazırda etkili bir muhalefetin e’si dahi mevzubahis değilse de, yapılanların olası ağır faturasından, isyandan duyulan korku AKP’nin dengesini bozmaya devam ediyor

Yalan, burjuva siyasetinde kitle mobilizasyonu için şüphesiz ki başat bir rol oynar. Hatta halkın gündelik hayatında -Türkiye’de özellikle ’90’larda- “politika = yalan” eşitlemesinin ve mizahının yaygınlığı malumdur. Fakat, Türkiye siyaseti ve toplumunda 2000’lere doğru başlayan büyük altüst oluş, köklü değişim, yoksul yığınların ciddi bir bölümünde de “yozlaşma” dışında bir kavramla adlandıramayacağımız bir durumla paralel ilerledi.
Devamını Oku

karanfil

  sadeliğinde direnişin iki çift gözden bir ülke yarattılar gözyaşından gürzüyle açlığın suskunluğundan vurdular atlası. eğik başlar ağızları bıçak açmaz güz sepetinde solmakta isyan çiçekleri. titriyor elleri mavi kürenin, saçlarını okşarken sayılı günün ve izinde dünün yağıyor kendi hâlinde karanfilden bir yağmur. yağıyor. yağmur. bu yağmur. kavuruyor saatleri her dakika eritiyor. bir yağmur yağıyor şimdi
Devamını Oku